banner1872
banner1873
banner1874
 Tarih: 25 Kasım 2012 Pazar
Saat 09:30

Cebeci’de yazlığı olan bir hayvan severin organize ettiği etkinliğe, bizleri de davet etmesiyle düştük yollara. Amaç, Kefken, Kovanağzı ve Cebeci’de bulunan sahipsiz hayvanların beslenmelerini sağlamak, çevrede yaşayan hayvanseverlere bırakılan mamalarla bunun sürekliğini temin etmek ve yanımızda gelen gönüllü veteriner ile hayvanlarda tespit edilen hastalıkların, enfeksiyonların tedavisini sağlamaktı.

Onlarca köpeğin beslenmesini yaptık. Birçok köpeğin uyuz hastalığı olduğu gördük ve gerekli enjeksiyonlar yapıldı. Mamalarına karıştırılan ilaçlarla tedavileri yapıldı. Bölgede ikamet eden gönüllü hayvanseverlere ilaç bırakılarak, tedavilerin devamlı olması sağlandı.

Sadece beslemedik. Onları sevdik, ilgilendik. Koca bir gün sevimli dostlarımızla birlikteydik. Harika bir gün geçirdik.

Artık dönme zamanıydı. Daha önce duyduğum ama söylenenlere pek inanmadığım, Kandıra Seyitaliler Köyü’nde bir arazi de onlarca köpeğin olduğu söylenen yere bakmaya karar verdik.

Uzun bir arama sonucu köyü bulduk, köylülere sorduğumuzda bize “köpek çiftliğini mi arıyorsunuz?” dediler burun kıvırarak. “Evet, orayı arıyoruz.”

Oraya tamamen ön yargısız, objektif bakış açısıyla gittim.

Çamur bir yoldan rampa aşağı inerek derme çatma, gelişi güzel demir çubuk ve tellerle çevrilmiş, köhne görünümlü bir yere geldik. Çevresi ıssız, alabildiğine boş bir arazi. Ağır bir koku yayılıyor.

Araçtan iner inmez yüzlerce köpeğin birden havlamaları, bizlerin olduğu tarafa doğru koşturmaları tüylerimi diken diken etti. Uzun bir süre susmadılar. Yanımızda getirdiğimiz mamaları arazinin dört bir yanına dağılarak, elimizden geldiğince vermeye çalıştık. Vermeye çalıştık diyorum, çünkü teller insan boyundan yüksek.

Gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Burası bir bakımevi değil, devlete ait bir alan değil. Şahsa ait özel bir arazi. 5199 sayılı kanuna göre barınaklar zaten yasal değil!

Kim, hangi mantıkla, hangi amaçla yüzlerce köpeği kendine ait bir araziye hapsedebilir?
Tedavi yok, veteriner yok, her yer çamur içinde, mamalar var ama bir köşede duruyor, belli ki uzun süre kimse uğramamış. Hayvanların hepsi zayıf ve çok açlardı biz gittiğimizde. Su ise hiç göremedik.

Sadece bir köpeğin kulağında küpe görebildim. Diğer hepsi küpesiz. Yani rehabilite edilmemiş, yani kısırlaştırılmamış. Bu köpeklerin üremesinin önüne nasıl geçecekler?

Ben söyleyeyim size! Hayvanlar doğuracaklar, yavrular büyük köpekler tarafından parçalanacak. İşte olacak olan budur. Nitekim arazinin altlarına doğru indiğimizde, hırçın bir şekilde havlayan bir köpek ile onunla aynı bölmede yerde yatan, hareket edemeyen ve sürekli ağlayan yavru köpek olduğunu gördük. Onun videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. İşte o an bende ve diğer arkadaşlarda film koptu. Soğuk, karanlık! Yavru köpek yerde, kımıldayamıyor ve acı acı ağlıyor. Hiç birşey yapamadık. Çünkü özel bir araziydi! Suç işleyemezdik.

Elbette kurtarabilmek amacıyla elimizden geleni yaptık, açık bir yer olur düşüncesiyle baktık ama o kadar sağlam yapılmış ki demirler girmek mümkün değil! Sinirlerim daha fazla dayanmadı uzaklaştım. Çaresizlik berbat bir şey!

Ben gözlerimle gördüm! Hiç kimsenin o şartlar altında hayvanları yaşamaya zorlamaya hakkı yok! Konuyla ilgili Orman ve Suç İşleri de defalarca araziyi ziyaret etmişler. Şartların çok kötü olduğunu onlar da görmüşler ve uyarmışlar. Tekrar tekrar gitmişler, her defasında aynı manzarayla karşılaşmışlar. Para cezası uygulamışlar. Yani bu arazinin hayvanlara bakmaya uygun olmadığı devletin kurumu tarafından da tescillenmiş.

Fakat, asıl uygulanması gereken, 5199 sayılı kanunun 50.maddesini uygulamamışlar. Hayvanlara el koymamışlar.

Bana gelen mesajlarda, sosyal medyada, İstanbul’da bulunan bir kişinin, arazinin sahibini öven bir takım yazılar paylaştığı yazıyor.. Arazinin sahibinin ne kadar hayvansever olduğunu, hayatını onlara adadığını yazıyormuş. Doğal olarak hayvanseverlerin kafası karışıyor, neye inanacaklarını şaşırıyorlar.

Ama orada duracaklar! Afedersiniz ama böyle sevgi olmaz!

Bu hiç normal değil! Korumak amaçlı da olsa, o kadar hayvanı öyle bir ortamda yaşamaya mecbur bırakmak akla mantığa sığmaz. Hayvanları korumak sadece mama vermek değil!

Kaldı ki, yüzlerce hayvana, (sacece köpeklere demiyorum, prefabrik yapıların içinden kedi sesleri de geliyordu) bir kişinin bakması mümkün değil! Bu arazi, toplu olarak hayvanlara bakmaya kesinlikle uygun değil. Ben bir hayvan hakları savunucusu olarak bunu asla kabul etmiyorum. Gerekirse, bir tur organize ederiz, gelmek isteyen basın mensubu arkadaşlarımızı da bölgeye götürürüz.

Herkes kendi gözüyle görsün, kendi karar versin. İstanbul’da yaşayan ve hayvanların orada güvende olduklarını zanneden hayvanseverlere de sesleniyorum. Hayır! Böyle bir hayatı hak etmiyor onlar. Hani hep beraber kenetleniyoruz, barınaklara karşı çıkıyoruz ya. Hayvanların hakları söz konusu olduğunda hepimiz bir oluyoruz ya! Yeni yasa tekliflerinin kabul edilmesine karşı çıkıyoruz ya! Yürüyüşler yapıyoruz ya! Neden?

Hayvanlar hapsedilmesin, özgür yaşasınlar diye!

O halde Kandıra Seyitaliler Köyü’nde hayvanlar neden hapsediliyor? Üstelik hiçbir hijyen koşulu sağlanmadan, pislik içinde, ağır kokular içinde!

Bunu yapan kişiler iyi niyetle yapıyor olduklarını söyleseler bile, bir daha söylüyorum, yapılanlar hiç normal değil!
YAVRU KÖPEĞİN GÖRÜNTÜLERİNİ BURAYA TIKLAYARAK GÖREBİLİRSİNİZ.
HAPSEDİLEN KÖPEKLERİ BURAYA TIKLAYARAK GÖREBİLİRSİNİZ!



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
buse demir 9 yıl önce

bunun icin napabiliriz? gidip görmeyi düşünüyorum... o kadar üzüldüm ki bu habere. elimizden ne gelebilir... bunca hayvana yazık degil mi nasıl bir hak nasıl bir zihindir bu

Avatar
slow loris @buse demir 9 yıl önce

uluslararası kamuoyu oluşturup, toplumsal baskı yaratmalıyız.

banner1875

banner1876

banner1877

banner1878

banner1879

banner1880

banner1881

banner1882

banner1883

banner1884

banner1885

banner1886

banner1887

banner1888

banner1889

banner1890

banner1891

banner1892

banner1893

banner1894

banner1895

banner1896