Gafile kelam, Nafile Kelam. Yaşasın Onuncu Köy!

Kimse halinden memnun değil. Şikayetlerin temelinde insan ve insan ilişkilerinin yattığının çoğu farkında bile değil. Kimi ortamda buluyor suçu, kimi havaya, kimi uygulanan politikalara, kimi kurak geçen yaza, kimi kötü giden sezona.Hemen herkesin bir bahanesi var ya da bir günah keçisi.  Kimse kötü giden birşeyin sorumluluğunun kendisine ait olduğunun farkında değil.

Hatayı kendinde aramak yerine suçlu, sorumlu bulmaya çalışmak daha kolay ve daha ucuz bir yol.Bahaneler uydurmak başarısızlığı gölgelemek içinen iyi çare gibi görünüyor.

Bu hale neden geldik diye soran da yanıtlarını bulmakta gecikmiyor. Ağırlıklı olarak ortak söylem
“ toplum bozuldu, insanlar bozuldu. Güvenilecek insan kalmadı.”

Neden peki ?

Neden güvensizleştik bu denli ?

Toplumu oluşturan insanlar neden bu kadar bozuldu ?

Bu soruların yanıtını bulursak belki temelden çözeceğiz sorunları.Ama korkuyoruz zira bütün bu soruların yanıtlarında kendimizi de bulmak işin en acı ve zor yanı olacak.

Geçmişten günümüzde bir göz attığımızda, o birbirine sonsuz güven duyan , bir o kadar da saygı gösterip seven, gözeten ve yardımlaşan insanlardan eser kalmadı.

Bir bedevi öyküsü vardır.

Günün birinde Bedevinin biri çölde devesiyle yol almaktayken, susuzluktan dudakları kurumuş ve yürüyecek hali kalmamış bir adama rastlar. Adam bedeviden yardım ister. Bedevi devesinden iner, matarasını alır ve adama su içirir. Adam suyu içince kendine gelir biraz ve ani bir hareketle Bedeviyi iterek onun devesine binip kaçmaya başlar. Bedevi arkasından seslenir “ Tamam deveyi al git ama sakın bu olayı orada burada anlatma” der. Adam şaşırır ve duraklar. “ Neden anlatmayayım?” diye sorar Bedeviye. Bedevi  ”Eğer anlatırsan , artık hiç kimse yardım dileyen insanlara yardım etmez” der.

İşte asıl sorun burada yatıyor bence. Bizim derdimiz hep deve oldu.  Bedevi gibi derdimiz kötülüğün yayılmaması olmadı. Mallarımızın ve çıkarlarımızın derdine düştük. Her daim onların peşinden koştuk. Öyle ya da böyle kendimizi kurtarmak , gemimizi yürütmek için çabalarken etrafımızı unuttuk.Dünyevi kazanımlarla önemli olmaya çalışıp insanlığımızı unuttuk. Kimi ahiret derdine düşüp dünyayı unuttu, kimimiz dünya işlerine dalıp ahireti. Kimimiz şan, şöhret, para derdinde, kimimiz ekmek derdinde.

İnsanları ayırdık birbirinden.Bizden ya da onlardan diyerekbölündük, bölük pörçük olduk.

Sonuç ortada.

İnsan olmanın erdemlerini artık olağanüstü görmeye başladık.Kendimizden başka kuş tanımadık. Her yaptığımınız doğru olduğuna inandrıdık kendimizi.

Vicdanlarımızı törpüledik, merhamet duygularımızı acımasızlığımıza kurban verdik.Kötü örnekler olduk çoğu zaman. Çalıp-çırpmayı, dolandırmayı, yalakalığı, düzenbazlığı yapıp marifetmiş gibi de anlattık ulu orta. İnsan suretinde birer canavar haline geldik. Tüketen, yok eden, kendimizden başka herkesi sorumlu tutmayı alışkanlık haline getiren, sömüren birer yok edici olduk. Oysa ondan bundan şikayet etmek yerine kendimize dönebilsek, kendimize bakabilsek, kendimizi düzeltebilsek…

Artık bir çoğumuzda hakim olan düşünce “dürüst olmayacaksın bu dünyada” , “doğruyu söylemeyeceksin dokuz köyden kovulursun”

İçinizden “Evet, doğru” dediğinizi duyar gibiyim. Ama hayır işte, yüzlerce kez hayır. Dürüstlük er ya da geç prim yapar. Kıymeti bilinmese de , nankörlük edilse de biz insanlığımızı yapmak zorundayız. İnsan olmamızın asıl kuralı insani erdemlerle donatılmış olmamız ve bunu karşılıksız, beklentisiz uygulamamızdır. Hepimiz bu şekilde düşünebilsek ve Bedevi gibi derdimiz deve değil, kötülüğün yayılmaması olsa, dünyayı kurtarmak işten bile değil.

Güvenen insan güvenilecek insandır. Kendi hatalarını görebilen ve bunu düzeltmeye çalışan insan, içsel evrim geçirmeye başladı demektir. Hayatının her anında sorumluluğu alabilen ve hatalarını kabullenebilen insan erdemli insandır. Daha önemlisi içinde sevgiyi yaşatabilen ve bunu yayabilen gerçek insandır.

İnsan olma yolundaki adımlar sevgi ile atılmalı ve hayat sevgi ile kurulmalıdır.

Selam, saygı ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.