banner934

Bir binanın kuvveti kolon ve kirişlerinin sağlamlığına bağlıdır. Kolon ve kirişlerde meydana gelecek herhangi bir olumsuzluk binayı temelinden sarsar.

İslam toplumu da  Kur’an  ve sünnet  üzerine kuruludur. Tıpkı kolon ve kiriş gibi ikisinin de sarsılmaması lazım gelir. Bu iki ana kaynağa ne kadar sahip çıkarsak toplum olarak o kadar kuvvetli oluruz.

Son yıllarda maddi anlamda çok geliştik. Öğretmen ve imam sayımız  epey arttı. Okul ve camilerimizin mimarisi ve büyüklüğü hayranlık uyandırıyor. Ödenek konusunda  sıkıntı yaşanmıyor.

Ama ne gariptir ki, insan kazanma sanatını bilmediğimizden, tebliğ görevimizi unuttuğumuzdan, topluma ve toplumun sorunlarına sırtımızı döndüğümüzden bir türlü kardeşliğimiz tesis edemiyoruz. Bir türlü birlik ve beraberliğimizi tam kıvamına getiremiyoruz. Hala aramızda selamı yayamadık.

Neden bu kadar ayrışıyoruz? Neden kutuplara bölünüyoruz? Neden şu sendika, bu sendika diye okulları ve öğretmen odasında öğretmeleri, şu tarikat bu tarikat diye  özel de insanları, genelde toplumları bölüp ayrıştırıyoruz. Bu ayrışmadan, çözülmeden ne kazanıyoruz?

 “Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O’ndan en çok korkanızdır.” (Veda Hutbesi)

Bundan habersiz miyiz? Yoksa okuyoruz da; Tefhim-ul Kuran (7/A'RÂF-179):” Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık.) Kalbleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.)

Bu ayetin muattaplarımıyız (Allah(cc) korusun). Kazanmak yerine, kaybediyoruz. Kardeş olmak yerine düşman oluyoruz. Yanımıza almak yerine karşımıza alıyoruz. Bir olmak yerine parçalıyoruz. Senden benden diye insanları ayırıyoruz. Neden kucaklamıyoruz? Gönlümüz açıp herkesi olduğu gibi kabul edemiyoruz. İstikbalimizin birlikte olduğunu ne zaman anlayacağız?

Mescid i Nebevinin yanında çocuklar oynuyordu. Resulü Ekrem Efendimiz(sav) sarışın bir çocuğun yanına vararak başını okşadı. Onunla konuştu. Bu hal birkaç hafta devam etti. Daha sonraları çocukların arasında o sarışın çocuk görünmez oldu. Resulü Ekrem Efendimiz; “O çocuk nerede? “ Diye  sordu.  Ashab ı Kiram Efendilerimiz “çocuk çok hasta yatıyor.” Dediler. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz(sav) hemen o çocuğun evine doğru Ashab ile yürümeye başladı. Eski bir dostunu ziyaret edecekti.

Eve vardıklarında çocuğu son nefesini vermek üzere buldu. Hemen yanına oturdu. Başını  o mübarek dizine koydu. O mübarek elleri ile saçını okşadı, terini sildi. Kelimeyi Şahadet getirmesini istedi. Çocuk ölüm döşeğinde babasının gözüne baktı. Babası çocuğuna “ Oğlun O bir peygamberdir. Ne istiyorsa onu yap. Ondan kimseye zarar gelmez. Ona uy…” dedi. Çocuk kelimeyi şahadeti getirerek Peygamberi Zişan Efendimizin(sav) o mübarek dizinde ruhunu teslim etti.

Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (sav) son anda yetişmiş tebliğini yapmış, bir insanı daha kurtarmıştı. Çocuk dememiş bir vefa örneği olarak ziyaretine gitmişti. Üstelik gittiği ev bir yahudinin eviydi. Çocukta bir Yahudi babanın  çocuğu idi.

İşte insan kazanmanın yolu. Bizlerde bu peygamberin ümmeti olduğumuza göre kendi din kardeşlerimizi dışlayarak nereye varabiliriz. Selamı aramızda yayarak işe başlayalım. Sendikayı, cemaati bir yana bırakarak sırf yaratılanı yaratandan dolayı sevelim ki binamız, toplumumuz sarsılmasın. Aramıza nifak tohumları atılmasın. Safları sık tutma vaktidir.

Adem DURAN

Eğitim Uzmanı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner966

banner965

banner964

banner963

banner960

banner961

banner962