23 NİSAN BİZE GAZETECİLİĞİ YENİDEN YORUMLATTI.!

Gazetecilik mesleği çok meşakkatli bir iştir.

Topluma karşı duyulan büyük bir sorumluluğu, her şartta korunması gereken bir teyit yapısını bünyesinde ve özünde barındırır.

Özellikle toplumun en hassas damarı olan milli değerlerimiz ve bayrak sevgimiz söz konusu olduğunda bu sorumluluğun ağırlığı katlanarak artar.

Geçtiğimiz günlerde Körfez ilçesindeki 23 Nisan kutlamaları sırasında yaşanan bir olay, bu sorumluluğun önemini bir kez daha bizlere hatırlatmıştır diye düşünüyorum.

Bir meslektaşımızın yaptığı bir paylaşımında ay yıldızlı bayrağımızın üzerine basıldığına dair oldukça ağır bir ithamda bulunuldu.

Ancak sonradan ortaya çıkan görüntüler ve Cumhurbaşkanlığına kadar uzanan resmi açıklamalar bu iddianın bir açı yanılması veya yanlış yorumlamadan ibaret olduğunu, aslında böyle bir durumun yaşanmadığını somut bir şekilde ortaya koydu.

Hata insana mahsustur.

Ancak gazetecilik erdemi bir yanlışın üzerine ısrarla gitmek olmadığı gibi gerçeği görüp onu nezaketle düzeltmektir.

İlk paylaşılan görüntülerle ilgili ağır ithamların yer aldığı paylaşımın sosyal mecralardan sessizce kaldırılması ise aslında hatanın fark edildiğinin ve iddianın temelsiz olduğunun bir yerde kabulüdür.

Ne var ki ilk yanlışın ortaya çıkmasının ardından meseleyi bu kez bayrağın yere serilmesi üzerinden yeni bir tartışma zeminine çekmek, hatayı bir başka hatayla örtmeye çalışmaktır.

Burada bizler kişilerin bayrak sevgisini sorgulamak niyetinde değiliz elbette. Bizim bu mevzu hakkındaki hassasiyetimizin sebebi bilginin doğruluğunu kutsal saymakla alakalıdır.

Kaldı ki, milli duygularımız dijital dünyanın hızına veya etkileşim oranlarına feda edilemeyecek kadar da kıymetlidir.

Mesleki anlamda şunu açıkça ifade etmek istiyorum.

Gazetecilik bana göre asla bir haykırış yarışı olmamalı. Dahası bu iş yine bana göre sükunetle gerçeği dile getirebilme sanatı olarak görülmeli. Zira gerçeğin sesi emin olun en yüksek tondan bile çok daha güçlü çıkacaktır.

Gerçek bir gazeteci infial yaratmak yerine toplumu doğru bilgilendirmeyi, yanlış bir yorum yaptığında ise bunu olgunlukla kabul edip düzeltmeyi etik ilkeleri merkeze alarak meslek onurunun bir parçası saymalıdır.

Gerçek gazeteci bu erdemi gösterebilmelidir.

Gazeteci ortada bir yanlışı varken hedef saptırıp mağduriyet diline ise kesinlikle sığınmamalıdır.

Bizler de aynı anlayışın savunucusu olmalıyız.

Ancak bunları yapabilirsek kalıcı bir saygınlık kazanabiliriz.

Bizim savunduğumuz şey kişilerle ilgili bir durum değildir.

Yapılan işle ilgili hata aramak ya da varsa bir hatanın üzerini örtmek için absürt yollara sapmak da değildir.

Biz sadece etik değerlerin ışığında yürütülen bir gazetecilik anlayışını savunmaya çalışıyoruz.

Milli değerlerimizin birer reyting malzemesi olarak görülmemesini arzu ediyoruz.

Vicdanların tık sayılarının önünde tutulması gerektiğini söylüyoruz.

Her bir meslektaşımızın çabası bu yönde olması ise en büyük dileğimizdir.

Selam , saygı ve dua ile