DEMOKRASİNİN tamamen yok sayıldığı 27 Mayıs şehitlerini andığımız bu günlerde Demokrat Parti'nin geleceğini tartışıyor siyasi çevreler...
Çünkü liderini, başbakanını demokrasi mücadelesinde şehit vermiş bir siyasi hareketten söz ediyorsunuz. Bugün bana kalırsa Menderes misyonunun eksikliği, Türkiye'de fazlasıyla hissediliyor.
Her ne kadar Menderes'in şahsına AK Parti misyonu daha fazla çıksa da, yine de Türkiye'deki seçmen profili demokrasinin gerçek kahramanlarını arıyor gözleriyle. Çünkü bu ülkenin her karışında emeği ve üretimi var Demokrat Parti'nin...
Bugün Türk halkı, "Darbelerle, hukuksuzlukla ve idamlarla sarsılmasına rağmen hala onun bize bıraktığı mirasla güçlüyüz" diyerek Menderes'in demokrasi mücadelesini kendi yolu olarak kabul etmiştir.
Ve bu tavrında bugüne kadar herhangi bir değişiklik olmamıştır. Milletimiz bugün de aynı şekilde Menderes misyonuna bağlıdır. Fakat bu bağlılık Türkiye'nin yönlendirilebilir ve dışa bağımlı siyaset yapısında maalesef sandığa yansımıyor. Çünkü liderlik sultasından kurtulamayan ve başına her zaman bir önder gereken Türk toplumu için lidere bağlılık sadece bir kader değil, aynı zamanda bir ihtiyaçtır.
İşte bu noktada Demokrat Parti için genç bir lidere gereksinimi vardır. Genel başkanlığa soyunan Gültekin Uysal, bugün için olmasa bile, gelecek için belki de bir umuttur. En azından gençliği millete sıcak gelebilir. Fakat daha önce yaşananları şöyle bir düşündüğümüzde gelinen noktayı da farklı bir şekilde ele almamız gerektiğini düşünüyorum.
Bu gençlik ateşini daha önce Süleyman Soylu yakmıştı. Sayın Soylu, belki de o şartlar altında Türkiye'nin en başarılı genel başkanıydı. İnanın, iktidarın elindeki genel ve yerel imkanların zerresi Soylu'nun elinde olsaydı, Türkiye bugün Tayyip Erdoğan'ı değil, o genç delikanlıyı konuşuyor olacaktı.
Ancak olmadı. Başta parti içinden birileri etkileyemedikleri Soylu'nun kuyusunu kazmaya başladılar. Sonuç; 12 Haziran'da ortaya çıktı: Yüzde 0,65...
Bu haset yapısından kurtulmadığı sürece Demokrat Parti'nin yükselmesi pek mümkün değildir. Soylu gibi bir fırsatı kaçıran zihniyet, umarım Uysal'ı da kısır çekişmelerin ortasına atmaz.