Saadet Partisi Kocaeli Sosyal İşler Birim Başkanlığı, Büyükşehir Belediyesinin yerel yönetimler politikalarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan Saadet Partisi Kocaeli Sosyal İşler Birim Başkanı Ömer Faruk Coşkun, büyükşehir yasasıyla birlikte yerel yönetim yapısında ciddi sorunlar ortaya çıktığını belirtti.
Coşkun, büyükşehir yasasıyla il sınırlarının belediye sınırı haline getirildiğini, köy ve beldelerin kapatıldığını hatırlatarak, “Milyonlarca insan bir gecede kâğıt üzerinde ‘şehirli’ yapıldı. Ancak köyler yerinde duruyor, insanlar hâlâ köy hayatı yaşıyor. Değişen tek şey, köylerin kendi yönetimlerinin ortadan kaldırılması oldu” dedi.
Büyükşehir statüsüne geçen illerde köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü vurgulayan Coşkun, “Bugün köy var ama köy yönetimi yok. Eskiden köyün bütçesi vardı, kararlarını kendi alırdı. Şimdi mahalle oldu; ne bütçesi var, ne yetkisi var, ne de söz hakkı. En basit iş için bile ilçe ya da büyükşehir belediyesine gitmek gerekiyor. Bu durum özellikle uzak köylerde yaşayan vatandaşlarımızı çaresiz bırakıyor” ifadelerini kullandı.
Yasanın tarım ve hayvancılığı da olumsuz etkilediğini belirten Coşkun, köylerin kâğıt üzerinde şehir sayılması nedeniyle üreticilerin ciddi sorunlar yaşadığını söyledi. Coşkun, “Çiftçiler ahır yaparken, hayvan beslerken, üretim yaparken sürekli engellerle karşılaşıyor. Birçok üretici tarımsal desteklerden yararlanamıyor. Tarım arazileri imara açılma baskısı altına giriyor. Bu durum Türkiye’nin gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor” dedi.
Gelinen noktada köy yaşamının zayıfladığını ve üretimin düştüğünü ifade eden Coşkun, büyükşehir sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Coşkun, “Köylerin tüzel kişiliği geri verilmelidir. Köylerin kendi işlerini yapabilecek yetkilerle donatılması şarttır. Tarım ve hayvancılık güvence altına alınmalıdır. Çünkü Türkiye’nin kalkınması betondan değil, tarımdan ve üreten köylüden geçer” diye konuştu.
BÜYÜKŞEHİR YASASI KÖYÜ ZAYIFLATTI, TARIMI ÇIKMAZA SOKTU
Türkiye, büyükşehir yasasıyla birlikte yerel yönetimde çok büyük bir değişim yaşadı. İl sınırları belediye sınırı yapıldı, köyler ve beldeler kapatıldı. Milyonlarca insan bir gecede “şehirli” sayıldı. Ama gerçekte köyler yerinde duruyor, insanlar hâlâ köy hayatı yaşıyor. Değişen tek şey, köylerin kendi yönetiminin ortadan kaldırılması oldu. Bugün büyükşehir olan illerde köy var ama köy yönetimi yok. Eskiden köyün bütçesi vardı, kararını kendi alırdı.
Şimdi mahalle oldu; ne parası var, ne yetkisi var, ne de söz hakkı var. En basit iş için bile ilçe belediyesine, büyükşehir belediyesine gitmek gerekiyor. Bu da özellikle uzak köylerde yaşayan vatandaşlarımızı çaresiz bırakıyor. Daha önemlisi, bu yasa tarımı doğrudan zayıflattı. Köyler kâğıt üzerinde şehir sayıldığı için çiftçi hayvan beslerken, ahır yaparken, üretim yaparken sürekli sorun yaşamaya başladı. Birçok üretici desteklerden yararlanamıyor. Tarım arazileri imara açılma baskısı altına giriyor.
Bu gidişat Türkiye’nin gıda güvenliği için ciddi bir tehlikedir. Bugün geldiğimiz noktada tablo açıktır: Köylünün üretimi düşmüş, köy hayatı zayıflamıştır. Bu yüzden büyükşehir sistemi mutlaka yeniden düzenlenmelidir. Köylerin tüzel kişiliği geri verilmelidir. Köylere kendi işlerini yapabilecek yetkiler tanınmalıdır. Tarım ve hayvancılık güvence altına alınmalıdır. Çünkü Türkiye’nin kalkınması betondan değil, tarımdan ve üreten köylüden geçer. Kamuoyuna saygıyla duyurulur