Fetih 1453

Ne kadar sıkıcı gelirdi okul çağlarımızda kendi tarihimizi öğrenmek. Anlam veremezdik neden öğretmeye çalıştıklarına.  

Taş devrinden yakın tarihimize kadar, geçmiş zamanın çok da fazla önemi yoktu bizler için. Kendi adıma söylüyorum, tam bir işkenceydi tarih kitaplarını okumak, anlamaya çalışmak. Anlamaya çalıştığım da pek söylenemez, bütün çabam ezbere dayalı bir şekilde sınavları geçebilmekti.

Yıllar geçip okul bitip de hayata atılınca, tabiri caizse bir karış havada olan aklım yerine gelmeye başladıkça, tarihimize olan ilgim de artmaya başladı. Tarih demek, savaş demek aslında. Atalarımızın bu topraklar için ne zor şartlar altında savaştıklarını, nasıl kazandıklarını daha yakından incelemek, öğrenmek, kıymet bilirliğimizi artırıyor.

Tarihi filmleri izlemek hep hoşuma gitmiştir. Fakat günümüz teknolojisi varken, çok eski filmleri izlemek de pek tat vermiyor insana. Ne zamandır istiyordum, tarihimizi anlatan yeni bir film izlemek.

Bir süre önce, Meral Okay’ın yönettiği Muhteşem Yüzyıl isimli dizi yayınlanmaya başladı bildiğiniz üzere. İlk bölümü beni çok heyecanlandırmıştı. HD çekimleriyle, dekor ve kıyafetleriyle çok ilgi çekici gelmişti. Fakat tarihi çarpıtmasıyla, o zamanlarda henüz olmayan objeleri kullanmasıyla (Pargalı’nın çaldığı keman, o dönemlerde  henüz icat edilmemişti, kemanla çaldığı vivaldi o dönem yaşamamıştı)  büyük tepkiler aldı bu dizi. Keşke tarihimize tam uygun olarak çekilseydi.

TRT tarafından çekilen Burası Osmanlı Sır Kanunu adlı dizi, umarım herkesin beklediği gibi, tarihimizi çarpıtmadan aktaran, ders verici nitelikte bir yapım olur.

Burası Osmanlı’yı beklerken, bir baktım ki Fetih 1453’ün fragmanları. Gördüğüm anda heyecanlandım, merakla bekledim vizyona girmesini. Nihayet Pazar günü Özdilek Sinemalarında yer bulabildim ve izleme fırsatım oldu.

Fetih 1453 tam bir görsel şölen, çok etkileyici bir sinema filmi. İlk yarıdaki diyalogların fazla olması biraz sıkıcı gelebiliyor. Ama ilerleyen dakikalarda neler olacağını merakla beklemek bu sıkıntıyı ezip geçiyor.

Film baştan sona, tarih kitapları ne yazıyorsa onu işliyor. Çoğu sahne zaman darlığı açısından hızlı geçilmiş. Yine de 2,5 saat gibi bir zamanda baştan sona fethin nasıl gerçekleştiği, hangi aşamalardan geçildiği bir bir işlenmiş.

Bizanslıların Haliç’e çektiği zincir, Bizans kalelerini yıkan topları yapan Macar Urban, Sultan Mehmet’in pes etmek üzere olması daha önce bilmediğim noktalardı.

Evet, Sultan Mehmet günlerce savaşmalarına rağmen ilerleme kaydedemedi, ordusu büyük hasar gördü, gücü tükenmek üzereydi. Filme göre, Akşemseddin cepheye çağırılarak, Sultan Mehmet’le görüştü ve ona 3 gece istihareye yattığında rüyasında gördüğü güzelliklerden bahsetti. O’na savaşı kazanacağını, kendini toparlamasını ve ordusunun başına geçerek savaşmasını öğütledi. Tarihte ise hocası büyük Veli Akşemseddin Sultan Mehmed’e bir mektup yazmıştır. Mektubunun son iki satırı şöyleydir:

Hüzünlü bir halde iken biraz Kur'an okuyup yattığımda, bir takım lütuflara ve müjdelere mazhar oldum ve teselli buldum.

Bu söylediklerim sana boş söz gibi gelmesin. Gereğini yapasın. Söylediklerim tamamen sizi sevdiğimizdendir.” (Mektubun aslı Topkapı Sarayı arşivinde muhafaza ediliyormuş)


Hazret-i Peygamberin; “İstanbul muhakak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdâr ve ordu ne mükemmel insanlardır.” meâlindeki hadîs-i şerîfi onu ayrı bir şevke getirmişti.


Sonunda Sultan Mehmed kendini toplarladı, inancıyla ve gücüyle ordusunun başına geçti. Fetih sabahı, yaklaşık 200.000 kişilik ordusuna kıldırdığı namazın ardından, Allah’u Ekber sesleriyle taarruza geçerek, bu zorlu savaşı kazandı ve İstanbul’u fethetti.


Filmin sonunda, Fatih Sultan Mehmed’in, rumların savaşı kaybetmiş halkına gösterdiği şefkat ise görülmeye değerdi.


Filmde beni rahatsız eden tek nokta, Fatih Sultan Mehmet’i canlandıran kişi oldu. Tarih kitaplarına göre Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Daha heybetli bir oyuncu canlandırsaydı, Sultan Mehmed’in gücü daha etkili bir şekilde aktarılabilirdi seyirciye.


Film, İstanbul’un fethinin dinimizin yayılmasına olan katkısını ve dinimizi yayarken ne kadar hoşgörülü olunduğunu güzel bir şekilde gözler önüne seriyor.


İnşallah bundan sonra da bu tür filmler çekilmeye devam eder. Tarihimizdeki savaşların canlandırıldığı bu tür filmler eminim ki her defasında gişe rekorları kırarak vizyona girecek.


Hala izlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli seyirler...