İran’nın Bilinmeyenleri

 Bu satırları sizlere İran’dan yazıyorum. Bu İran’a dördüncü gelişim. Her gelişimde de bir müddet kalıyorum.

İran’da; facebook, twitter, youtube gibi sosyal paylaşım ağları yasak. İnternet kısıtlı. İran’da özel kitle iletişim aracı yok. Ülke genelinde 4 ulusal 30 yerel farklı televizyon istasyonu  bulunmaktadır. Eğlence kültürüne ilişkinde ciddi yasaklar söz konusu. Bu ve benzeri yasaklardan o kadar çok var ki sıralamaya satırlar yetmez. Tabi bunları okuyunca hemen burun kıvırdığınızı da görüyor gibiyim. Bunlar İran’nın zaten bilinenleri.

Peki bilinmeyenleri neler?

İran’nın bilinmeyenlerinin oluşumunun temelinde aslında bu yasaklar var. Bu satırları, yasakları savunmak veya İran rejimini savunmak için de yazmıyorum. Sadece gözlemlerimi aktarmak istiyorum

Örneğin; İran’da kadınların çok ciddi bir baskı altında yaşadığı düşünülür. Oysaki İran’daki bilim insanı oranı içindeki kadınların oranı Avrupa’nın çok çok üstündedir. İran üniversitelerindeki bayan öğretim görevlisi sayısı erkeklerden fazladır. Yine ülkedeki kadın erkek araç ehliyeti oranlarına baktığımızda İran’da kadınların ehliyet oranı erkeklere göre Avrupa’dan çok daha  fazladır. Sizi rakamlara da boğmak istemem. İnternette zaten hepsi var.

İran’da bayanlar hayatın tüm alanlarında  aktif rol almışlar. Sanırım eğlence imkanlarının azlığı insanları daha çok eğitim faaliyetlerine odaklanmalarını sağlamış. İnsanlar yüksek öğreniminin yanında çeşitli kurslardan da birçok sertifikaya sahip. Bu durum bize sosyolojik anlamda İran ve diğer dünya devletleri için çok önemli çıkarımlara varmamızı sağlıyor.

İranlıları diğer toplumlara göre daha saygın insanlar olduklarını görüyorum. Argo sözcük kullanma oranları da aynı şekilde çok düşük. Hitaplarında nezaket cümleleri fazlaca yer alıyor.

İranlılar işlerinde daha az stresliler. Hareketleri ve iş yapış tarzları yavaş. Daha dingin bir duruşları var. Daha da önemlisi ekonomik olarak vasat seviyede oldukları halde genel de mutlu ve güler yüzlüler.

Peki neden?

Bunun sebebi sanırım bu yasaklar. İranlıların dış dünya ile iletişimleri çok zayıf. Bize sıradan gelen gayri ahlaki davranışlara verilen tepki şiddeti bizim alışa geldiğimiz şiddet, ayıplama ve şaşkınlığın çok çok üzerinde.

Yıllar önce Televizyon ‘nun ABD Halkına Etkileri konulu bir panele katılmıştım. ABD’nin ilk yerleşim yıllarında evlerin kapılarında kilit olmadığı. Bu yüzden de kilit anahtar endüstrisinin gelişmediği araştırmacılar tarafından dile getiriliyordu. Çünkü hırsızlık oranları çok düşüktü. Ne zaman ki ABD halkının hayatına radyo ve akabinde televizyon girmeye başlamış. Bir diğer değişle kitle iletişim araçları gelişmeye başlamış. İşte o zaman başta hırsızlık ve ahlaksızlık olmak üzere asayiş olaylarında patlamalar başlamıştı. Örneği katıldığım panel bilimsel bir panel olduğu ve konusu  ABD olduğu için verdim. Araştırılsa sanırım aynı bulgulara Türkiye için de ulaşılabilir.  

Sizin de anlayacağınız gibi İran halkının ciddi bir kısmı saflığını koruyor. Bu oran yurtdışı seyahati yapma imkanı bulamamış insanlarda çok çok daha fazla.

Maalesef diğer uluslar arası göstergelere baktığımızda ortaya çıkan acı sonuç; Kitle iletişim araçlarının ve bunlara ulaşımın kolaylaşmasına paralel olarak insanlar daha da yalnızlaşıyor ve ilişim problemleri yaşıyor.

Sorunun temeli esasen bu araçlar değil. Bu araçları kullanış biçimimiz.

 Günümüz Türk aile yapısının en eli kanlı celladı ise maalesef  Türk dizileridir. İran halkı şimdilik  bu cellattan etkilerinden uzak ve  bilmeseler de bunun keyif ve huzurunu yaşıyorlar. Lakin gezdiğim Arap ülkeleri için aynı şeyi söylemek çok zor. Arap ülkelerindeki televizyon kanallarının hemen hemen hepsi gün boyu Türki dizisi yayınlıyor.

Sıhhat ve selametle kalınız…