Karanlıktan Çıkış

 Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye için bir milat olacak. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde 2019’daki seçimleri de almasıyla 2024 yılına kadar ülkemizin yönetimini elinde bulunduracaktır. Bu fikir sadece içimizdeki bazı odakları değil aynı zamanda ABD ve AB’ki bazı güç odaklarının da canını hayli sıkıyor. Malumunuz en son yaşanan Kuzey Irak Petrolleri meselesi Türkiye’nin inadı ve Kuzey Irak yönetimini cesaretlendirmesiyle ABD’ye rest çekildi ve borulara petrol yüklemesi yapıldı. Lakin bu kez de tehditler nedeniyle  Botaş’ın Ceyhan Limanından yüklenen tankerler denizin ortasında açıkta kaldı. Alıcılar petrolü almaya yanaşmıyor. Yine hatırlayacaksınız ilk nükleer santral ihalesini kazanan firmalarda ihale ardından ortadan kaybolmuşlardı. Sonradan yeni bir ihale ile yola devam edildi. Daha bunun gibi çok proje var. Örneğin; Suriye sınırındaki 360 milyon metrekarelik dev alanın mayınlardan temizlenerek organik tarıma açılması işi. İhale için son teklifler Haziran ayında verilecek. Bu alanın temizlenmesi halinde elde edilecek tarımsal gelir uzmanların hesaplamalarına göre yılda 20 Milyon Dolar.
Washington merkezli Sidar Global Advisors isimli danışmanlık şirketi bu ihalede başrollerde oynuyor. İhaleye giren şirketler ise evlere şenlik. Yani işin Türkçesi ABD ‘deki karanlık odaklar bu ihaleyi ben alacağım o bölgede de tarım faaliyetlerini ben yürüteceğim diyor. Bu odakları hala eskisi gibi ülkemizde at koşturacaklarını zannediyorlar. Belki her maçı alamıyoruz lakin artık maça çıkmaya cesaretimiz var. Hatta bazı maçları bizim aldığımız bile oluyor.
Yine bazıları süper güç olmadan neden süper güçlere kafa tutup, 2 ileri bir geri yaptığımız eleştirilerini getirebilir. Yine bazıları bırakalım dış dünya ile uğraşmayı, biz kendi içimizde uslu uslu yaşayalım büyük ülkelerin konularına girmeyelim, başımızı belaya sokmayalım da diyebilir. Diyebilir de biz diyemeyiz. Büyük hayalleri olanlar, büyük düşünenler diyemez. Elbette bu yolda kayıplarımız olacak, elbette bazen duvara toslayacağız ama en azından denemiş olacağız. Belki de dünyayı kontrol eden bu güç merkezlerinin etkisinden kurutulmayı başaracağız. Tam bağımsız   bir Türkiye olacağız. Bunu denemezsek göremeyiz.
Keşke Rusya gibi bizde Suriye’ye doğrudan girebilseydik lakin olmuyor işte. İçimiz acıyarak katliamı seyretmekten başka çaremiz yok. Yok çünkü devlet yönetmek kahvehanede nutuk atmaya benzemiyor.
Devletin ise son yıllarda aldığı riskler ve başına gelenlerin tek açıklaması da, hakim güçlere karşı gelmenin bedeli. Onların sınırsız para kaynakları var. Diledikleri kadar dolar basıp dilediklerini satın alabiliyorlar. Teknoloji anlamında bizden çok çok ötedeler. Bunları kabul ediyorum ama ne yapalım bunu kendimize   çaresizlik kabul edip hiçbir şey yapmadan egemenlik haklarımıza yapılan tecavüzlere razı mı olalım. Hiçbir şey olmamış gibi mi davranalım. Gerçi 2002’ye kadar öyle davranılıyordu. 
Türkiye’deki seçim sonuçları ibreyi Recep Tayyip Erdoğan’dan gösterdiğine göre, milletimizin yönetim stratejisini  baş kaldırmaktan ve dik durmaktan yanadır. Şuan devletimizde bu tercihin gereğini ifa etmektedir. Bu yolda başarısızlık olduğu kadar, başarı şansıda vardır. Bu umut için bile mücadele etmeye değer.  
Cumhurbaşkanlığı süreci tüm bu nedenlerden ötürü hayati bir öneme haiz. Çünkü gerek İslam Alemi, gerekse milletimiz bu kaleyi bir kaybederse, bunun faturası geçmiş yıllardan çok daha acı olacaktır. Hiç kimse MHP’ye de sağ parti diye  güvenmesin artık. 1 Haziran seçim sonuçları gösterdi ki;  MHP artık tam bir SOL parti hüviyetine kavuşmuştur. Zaten Devlet Bahçeli ile başlayan muhafazakarlıktan arınma stratejisi 1 Haziran itibariyle tamamlanmış oldu. Devlet Bahçeli bu anlamda 19 yıllık misyonunu tamamlamış bunmaktadır. İçim kan ağlayarak yazıyorum. Şuan MHP; Komünist, Maocu, DHPC, PKK, CHP, gibi örgütlerle rahatlıkla birlik kurabildiğini  göstermiş oldu. Şuan gördüğümüz gerçek ülkücüler ideallerini   AK Parti veya Büyük Birlik Partisi çatısı altında sürdürüyorlar. Gerçek ülkücüler MHP’den neredeyse tamamen silindiler. Çok yazı oldu.
Sıhhat ve selametle kalınız…