Kırmızı Alarm

 Tüm hücrelere kırmızı alarm verildi. Artık Türkiye, Irak, İran, Suriye, Lübnan, Ürdün ve Kuzey Irak için hiçbir şey eskisi olmayacak. Birileri şuan tüm gücüyle mücadele ediyor, Kuzey Irak Bölgesel yönetiminin de biletini kestiler. Kuzey Irak’ın Türkiye ile ABD’den bağımsız bir anlaşma imzalaması yine o birileri için de bardağı taşıran son damlaydı. Bağdat’ın da düşmesiyle İŞİD muhtemelen Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne de taarruza geçecektir. Neden önce Irak merkezi yönetime saldırıldı sorusunun cevabı basit çünkü merkezi yönetim askeri güçlerinin çözülmesi çok kolaydı. Ayrıca bölgedeki akla zarar ve insanı çileden çıkartan  devlet uygulamaları nedeniyle halk da işgale destek verecek en azından ses çıkartmayacaktı. Aynen öylede oldu. İŞİD şuan Irak merkezi yönetiminden elde ettiği para ve silah ganimetleriyle dünyanın en zengin ve  güçlü terör örgütü olmayı başardı.

Şuan bu savaşta ilk step Maliki’nin idamı gözüküyor. Ondan sonra İŞİD tüm gücüyle Kuzey Irak’a saldıracaktır. Kuzey Irak’a girmek onlar için hiç de kolay olmayacak bunu onlarda biliyorlar. Peşmergelerin hayatları savaş. Ayrıca peşmergeler iyi bir eğitim ve disipline sahipler. İŞİD Kuzey Irak’a da girmeyi başarırsa emin olun elde ettiği güçle gözünü Suriye’nin tamamına dikecektir. Şuan Esad ile barış halinde gözükseler de güç dengeleri değiştiğinde bugünkü pozisyonlarını koruyacaklarını düşünmüyorum. Nitekim Suriye’nin doğusunu İŞİD savaşarak aldı. Bu bölgede demlendi, güçlendi ve ilk iş olarak kendine göre zayıf halka olarak gördüğü Irak Merkezi Yönetimine saldırdı. Irak’dan sonra zayıf halka Kuzey Irak,daha sonraki zayıf halka ise Suriye’dir.

Türkiye için bu gelişmeler kısa vadede büyük bir tehlike gibi gözükse de orta ve uzun vadede ülkemiz menfaatine de gelişmelere gebe olabilir. Irak Merkezi Yönetimi zaten bizim için bir kayıptı. Şam ve Bağdat yönetimleri bizim Ortadoğu politikalarımızın önünde ciddi birer engeller. Buradaki yönetimlerin değişmesi bizim elimizi güçlendirebilir.Tabi burada İŞİD’in sağını solunu da çok iyi hesap etmek lazım.  Eğer bu oyun çok uzun soluklu bir santracın hamlesiyle ve İŞİD’in elindeki rehinlerimiz, birkaç ay sonra sağ salim ülkelerine dönebilirse şuan kusursuz bir plan devrede demektir.

Hüseyin Gülerce’nin dediği gibi Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar ülkemiz tarihinde eşi benzeri görülmemiş hadiselere şahit olacak. Nitekim oluyor da! Bize düşen dik duruşumuzu her daim muhafaza etmek.

Tüm bunlar olurken içte de ciddi sorunlarımız var.

Bugün CHP mihmandarlığında Batı, HDP mihmandarlığında Doğu bölgelerimiz karıştırılıyorsa tüm bunların  bir sebebi olmalı. Ha! Bir de ah bir şehit cenazesi gelse de bizde yolumuzu bulsak diye  bekleşen malum gruplarda var. Lakin tarih  hep iyi ve kötü karakterleri yazar, karaktersizlerden hiç bahsetme gereği duymadığından bende onlardan bahsetmek istemiyorum.

Önümüzdeki günler sanırım bugünlerden çok daha zor geçecek. PKK çözüm sürecini kan ve şiddet sürecine dönüştürmek için tüm gücüyle saldırı ve provakasyonlarına devam ederken batı cephesinde DHKPC yani Sayın Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle özgürlük savaşçıları da başta   Ok Meydanı olmak üzere çeşitli semtlerde saldırı ve provakasyonlarına devam ediyorlar.

Lakin her halükarda zafer inananlarındır. Bizim hayır bildiğimizde şer, şer bildiğimizde hayırlar gizli olabilir.