KOŞMA DUR VE HİSSET

Yıllarca koştum şehir şehir insan insan hedef hedef koştum.Şunu alınca mutlu olacağım dedim.O işe girersem dedim.O beni severse dedim.Şu kadar param olursa dedim. Sanki mutluluk bir mağazanın vitrinindeydide ben parayı biriktirince camı kırıp alacaktım aldım da.İstediğim ayakkabıyı aldım.Bir hafta giydim.İstediğim insanla konuştum. Üç gün sürdü. İstediğim notu aldım.Ertesi gün yenisini istedim. Ve her seferinde aynı boşluk.Camdan bakıp bir sonrakinde demek.Meğer ben yanlış haritada yolculuk yapıyormuşum. Meğer pusula hep elimdeymiş de dışarıyı gösterdiği için okumayı bilmiyormuşum.Gerçek mutluluk dışarıda aranmazmış. Çünkü dışarısı hava gibi. Bugün güneşli yarın fırtına. Bugün alkış var yarın sessizlik.Bugün biri harikasın diyor yarın adını bile hatırlamıyor. Ben mutluluğumu havaya emanet edersem her rüzgarda savrulurum.Oysa içeride bir oda varmış.Tozlu dağınık, yıllardır girmediğim bir oda. Kapısını çalmaktan korktuğum için anahtarını cebimde taşıdım durdum. Birgün dayanamadım açtım.İçeride küçük bir çocuk vardı. Ne zaman beni göreceksin?diye sordu.Ne zaman benimle konuşacaksın? dedi.Ne zaman yeterlisin' diyeceksin?dedi.O an anladım. Mutluluk birini bulmak değilmiş.Kendini kaybetmemekmiş.Mutluluk bir şeyi başarmak değilmiş. Yolda kendine ihanet etmemekmiş. Mutluluk herşeyim var demek değilmiş.Olanla barışığım diyebilmekmiş.İçeride yaratılır dedikleri buymuş.Sabah uyanıp aynaya bakıp bugün de buradayım diyebilmekmiş. Kahveni içerken telefona bakmadan sadece sıcaklığını hissetmekmiş.Kimse görmesede doğru olanı yapmakmış.Kimse alkışlamasa da yola devam etmekmiş.Dışarıda aradığım herşey içeride eksik olanın yankısıymış meğer.Sevilmek istiyordum çünkü kendimi sevmiyordum.Takdir edilmek istiyordum çünkü kendimi takdir etmiyordum. Kalabalık istiyordum çünkü kendi sessizliğimden korkuyordum.Sonra öğrendim. Mutluluk bir varış noktası değil hergün yeniden kurduğum bir masa. Bazen üstünde ekmek olur bazen sadece su.Ama o masa benim. Kimse gelip toplayamaz.Bazen düşüyorum. Yine dışarı bakıyorum.Keşke o bende olsaydı diyorum.Ama sonra hatırlıyorum ben daha dün yağmurda ıslanıp güldüm.Ben daha geçen hafta kimsenin bilmediği bir şarkıyı mırıldanıp ağladım. Ben daha dün gece yorgun olmama rağmen iyiki dedim.İşte o iyi kiler içeride birikiyor.Kimse çalamaz kimse silemez.Banka hesabına yatmaz ama gece uykunu getirir.Instagramda beğeni almaz ama sabah yüzüne nur gibi oturur.Gerçek mutluluk dışarıda aranmaz.Çünkü dışarısı pazar yeri. Herkes bir şey satıyor. Huzur satıyorlar başarı satıyorlar mükemmel hayat satıyorlar. Ama içeride, kimsenin girmediği o odada herşey bedava.Bir nefes bir şükür bir bugün de denedim deme cesareti.Bir olmadı ama ben varım deme olgunluğu.Artık koşmuyorum.Yürüyorum ve yürürken etrafıma bakıyorum. Ağaca bakıyorum.Gökyüzüne bakıyorum. Ve en çok içime bakıyorum.Orada bir ışık var. Bazen titrek bazen sönmeye yakın.Ama benim üflememle yanıyor. Ben söndürmediğim sürece kimse söndüremez.Demekki mesele buymuş. Mutluluğu bulmak değil yaratmakmış. Tuğla tuğla gün gün bugün kendime nasıl iyi davranırım diye sormakmış.Dışarıda fırtına kopsun.İçeride sobam yanıyorsa ben üşümem.Ve ben artık üşümek istemiyorum.