MHP’li dostlarım kusura bakmasınlar

 Son yazımla ilgili ilginç tepkiler aldım. CHP ve MHP içindeki birçok dostum, biraz öfke, biraz da şaşkınlıkla yazdığım köşe yazısını yorumluyorlardı.

Özellikle MHP’li dostlarımın bana karşı tutumu beklediğimin dışında öfkeliydi. Aslında onlarda farkında bazı durumların. Ancak yapabilecekleri bir şey yok. Sinirlenmek zorundalar bana karşı. Alındıkları nokta ise Rahşan Ecevit ile ilgili verdiğim örnek. O dönemde yaşananların bugün önlerine konulmasından ziyadesiyle sıkıntılılar MHP’li dostlarım…

Belirtmekte fayda gördüğüm bir durum var. MHP’nin tabanında hala şuurlu, samimi Ülkücü gençler, hatta kardeşim mesafesindeki dostlarım bulunur. Bugün Ülkü Ocakları’nda yapılan samimi çabalar ile MHP teşkilatları içinde yapılan siyaset arasında çok büyük farklılıklar vardır.

Ocaklarda vatan sevgisi gençlere nakşedilir. Kelimetullah için neler yapılması gerektiği, bayrak ve ülke sevdası için fedakarlıkta gerekirse sınır tanınmaması gerektiği anlatılır…

Fakat bunların dışında bir yapı vardır artık MHP’de, Kabul edilmesi gereken bir gerçek söz konusudur. O da MHP, maalesef Rahmetli Alparslan Türkeş’in bıraktığı MHP değildir. Kendi içinde asimile olmuş bir siyasi hareket halini almıştır.

Tıpkı bugünkü CHP’nin, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün millete bıraktığı en büyük miras olduğunu söylediği CHP olmadığı gibi.

Hal böyle iken, yıllar içinde kabuk değiştirmiş, temsil ettiği misyonun dışında farklı bir siyasi yapıdaki iki parti haline gelmiştir CHP ve MHP…

O yüzden temeli atmadan çatı yapmaya çalışmaları normaldir. Ancak yapılan işin bir izahının olmayacağının farkına er ya da geç kendileri de varacaktır. CHP ve MHP, kendi kendine siyaset üretemeyecek, haliyle millette yeterli düzeyde karşılık bulamayacak dernekler halini almıştır.

MHP’li dostlarım yine bana kızacaklar, ama kusura bakmasınlar lütfen. Açıkçası milliyetçiliğin ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Bu ülke sevdası benim iliklerime kadar işlemiştir. Bu ülkeye kastedecek kim varsa cezasının ölüm olması gerektiğini düşünürüm ve böyle yaşarım…

Bu nedenle MHP gibi Türkeş’in mirası dediğimiz bir partinin sol tandanslı siyasilerle aynı söylemde bulunmasını birçok Ülkücü dostum kabullenemiyor.

12 Eylül referandumunda yine benzer durumlar yaşanmıştı. Sabri Yalım Parkı’nda MHP’li yöneticiler ile Halkevleri’nin, ÖDP’lilerin birlikte ‘Hayır’ mesajı verdiği dönemi unutmadık.

O yüzden MHP’li dostlarımın öfkelerinin geçici olduğunu düşünüyor, sağduyulu yaklaşımın mantık dahilinde olduğu belirtiyorum.