Putlar Devrildi

 Putlar bir bir devrildi. Türkiye’nin yükselişini ve batı dünyasından bağımsız hareket etmesini önleme faaliyetleri içten ve dıştan kurulan onca plan ve tuzağa rağmen kifayetsiz kaldı. Hükümeti devirerek eski devranlarına dönmek isteyen güçler her düğmeye bastıklarında hükümet ve devletin daha da güçlendiğini gördüler.

12 Aralık 2013 tarihli yazımda belirttiğim gibi son hazırlıklar yapılarak yeni bir çelme çakılmak üzereydi ve çelme çakıldı. Eğer bu çelmeden de düşmeden yolumuza devam edebilirsek 2023’e kadar artık bizi kimse tutamayacaktı. Nitekim de süreç aynen böyle işliyor. 17 Aralık ve akabinde atılan çelmeler Türkiye’nin süreçten daha da güçlenerek çıkmasını sağladı. Türkiye, birilerinin dediği gibi ekonomisini sıcak parayla ayakta tutan bir devlet olmadığını gösterdi dünyaya.

Bakıyorum da yıllardır ekonomimiz kötü diyen pırasadan ekonomistler sus pus oldular. Ülkeden 1 haftada 109 Milyar Dolar çıktı ve ülke hala dimdik ayakta. Malum pırasacı ekonomistlerin hesabına göre bizim şimdi Yunanistan’a dönmemiz gerekiyordu. Nitekim milyonlarca yıldır olduğu gibi it ürüyor, kervan yürüyor.

Kınamacıların kınaması  Türkiye’mizi yolundan döndüremeyecek,  büyük bir azim ve kararlılıkla ülkemiz 2023 hedeflerine doğru yol alacaktır.

Türkiye bu süreçten daha tazelenmiş, yüklerinden kurtulmuş daha çevik bir şekilde çıkacaktır. Artık Allah’ın izniyle hiç kimse Türkiye’nin dünyanın enerji vanası olma yolunda attığı adımlara sekte vuramayacak. Türkmenistan, Azerbaycan, İran, Irak petrol ve gazları Türkiye’den geçerek rakip ülkelere karşı ciddi bir stratejik  üstünlük sağlamış olacağız. Bu pozisyonun ekonomik getirileri ile ülkemiz daha da zenginleştirirken, Anadolu artık dünyada yeni bir güç merkezi olarak kendini göstermeye başlayacaktır.

Başbakanımızın Uzakdoğu seyahatinin ülkemizin gücüne güç katacak önemli kazanımların berberinde getireceğine inanıyorum.

Türkiye son on bir yıla kadar ABD ve AB’den başka hiçbir yeri gözü görmeyen dünyayı bu coğrafyalardan ibaret sayan ve tüm ekonomi ve siyasi hesaplarını bu coğrafyalar üzerine bina eden bir bakış açısına sahipti. Bu kötürüm yapı bizi adeta batının sömürgesi konumuna getirmişti. Batı hapşırsa biz verem oluyorduk.

Ak Parti Hükümeti bize; Afrika, Ortadoğu, Asya, Uzakdoğu, Güney Amerika adlı coğrafyalarının da olduğunu gösterdi. Ülke yönetimine mevzu bahis olan her alanda seçenek ve çeşitliğimiz arttı. Artık bizim için AB ve ABD olmazsa olmaz değil. Artık onların parasına ihtiyacımız yok. Artık tam bağımsız hareket edebilen siyasilerimiz ve kurumlarımız var. Bu süreç artık Türkiye’nin AB ve ABD’yi hiç hesaba katma gereksinimi duymadan yoluna devam edebilmenin da yolunu açmıştır. Türkiye artık kapı çalan değil, kapısı çalınan bir devlet statüsünde gelmiştir. Milletimiz bu pozisyonu hükümetine ve devletine sahip çıkarak çoktan hak etmişti.

Bu sürecin artık baronları savunma pozisyonuna çekeceğini düşünüyorum. Türkiye aleyhine gösterdikleri faaliyetlerden bir netice alamamanın hayal kırıklığını yaşarken, düşmanlarının da elinin boş olmadığını gördüler.  Türkiye için vakit saldırı ve bu yapılanların hesabını sorma vaktidir. Allah’ın izniyle de ülkemiz bunu yapacak güç ve kararlılığa da sahiptir.

 

“Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes
Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es...”