<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kocaeli Meydan Gazetesi</title>
    <link>https://www.kocaelimeydan.com</link>
    <description>Gerçekler Meydana Çıkıyor</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kocaelimeydan.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 07:14:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Görme Kaybına Karşı Zamana Karşı Yarış: Acil Ameliyatla Görmesini Yeniden Kazandı]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/gorme-kaybina-karsi-zamana-karsi-yaris-acil-ameliyatla-gormesini-yeniden-kazandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/gorme-kaybina-karsi-zamana-karsi-yaris-acil-ameliyatla-gormesini-yeniden-kazandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<br />
Tekirdağ’dan Kocaeli Şehir Hastanesi’ne sevk edilen hipofiz adenom tanılı hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğimiz tarafından acil olarak değerlendirmeye alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 18 At 12.05.39" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://kocaelimeydancom.teimg.com/kocaelimeydan-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-18-at-120539.jpeg" width="600" /><br />
<br />
Sol gözünde belirgin görme kaybı ve hızla ilerleyen görme fonksiyon bozukluğu tespit edilen hastamız için, kalıcı görme kaybını önlemek amacıyla gerekli hazırlıklar vakit kaybetmeden tamamlandı. Hafta sonu olmasına rağmen ilgili ekip kısa sürede organize edilerek hasta pazar günü acil şartlarda ameliyata alındı.<br />
Doç. Dr. Barış Özöner ve Uzm. Dr. Necdet Selim Kaya’nın yer aldığı ekip tarafından gerçekleştirilen başarılı cerrahi müdahale sonrasında hastamızın görme fonksiyonlarında belirgin düzelme sağlandı.<br />
<br />
Tedavi ve takip süreci olumlu seyreden hastamızın klinik iyileşmesi devam etmektedir.<br />
Doç. Dr. Barış Özöner, hipofiz adenomuna bağlı gelişen ve hızla ilerleyen görme kayıplarında erken cerrahi müdahalenin büyük önem taşıdığını belirterek, zamanında yapılan müdahalenin kalıcı görme kaybının önlenmesinde kritik rol oynadığını ifade etti.<br />
<br />
İl dışından sevk edilen hastanın kısa sürede değerlendirilerek tedaviye alınması ve elde edilen başarılı sonuç, Kocaeli Şehir Hastanesi’nin özellikli nöroşirürji vakalarındaki tecrübesini ve bölgesel referans merkezi niteliğini bir kez daha ortaya koydu.<br />
<br />
Zamanında müdahale, doğru ekip ve güçlü sağlık altyapısıyla hastalarımıza umut olmaya devam ediyoruz</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/gorme-kaybina-karsi-zamana-karsi-yaris-acil-ameliyatla-gormesini-yeniden-kazandi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-16-at-102514-1.jpeg" type="image/jpeg" length="68042"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bazı Kanser İlaçları Kalpte Yüzde 20'ye Varan Yan Etkilere Yol Açabiliyor]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/bazi-kanser-ilaclari-kalpte-yuzde-20ye-varan-yan-etkilere-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/bazi-kanser-ilaclari-kalpte-yuzde-20ye-varan-yan-etkilere-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı kanser tedavileri yalnızca tümörleri değil, kalp sağlığını da etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu nedenle kanser tedavisi sürecinde kalbin korunması ve olası risklerin erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Onkokardiyolojinin kanser hastalarının kalp sağlığını korumayı amaçlayan, onkoloji ve kardiyoloji uzmanlık alanlarını bir araya getiren bir tıp dalı olduğundan bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Girişimsel Kardiyolog ve Onko-Kardiyoloji Bölümü Kurucusu Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Bu alanın temel amacı, kalp sağlığını koruyarak hastaların kanser tedavilerini kesintisiz ve güvenli şekilde tamamlayabilmelerini sağlamak” açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p>Onkokardiyoloji kanser tedavisi sırasında ortaya çıkabilecek kalp sorunlarını önlemeyi, erken dönemde tespit etmeyi ve yönetmeyi amaçlar. Bazı kanser ilaçlarının kalpte yüzde 10 ila yüzde 20 oranında yan etkiye yol açabildiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Girişimsel Kardiyolog ve Onko-Kardiyoloji Bölümü Kurucusu Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Yaklaşık 8-10 yıllık bir geçmişe sahip olan bu alana duyulan ihtiyaç da giderek artıyor, kanser tedavilerinin kalp üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte önem kazanıyor. Geçmişte ihtiyaç halinde hastalar onkologlar tarafından kardiyologlara yönlendirilirken, bugün onkokardiyoloji sayesinde hastalar henüz kalp sorunları gelişmeden değerlendiriliyor. Böylece olası kalp problemleri erken dönemde ele alınarak kanser tedavilerinin kesintiye uğramadan sürdürülmesi hedefleniyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Riskli hastaların belirlenmesi tedavinin devamlılığı için kritik</strong></p>

<p>Her kanser hastasında kalp sağlığıyla ilgili bir sorun ortaya çıkmasa da bazı hasta gruplarında tedavi sürecinde kalp problemleri gelişme riski bulunduğuna dikkat çeken Ökmen, “Bu nedenle riskli hastaların erken dönemde belirlenmesi ve düzenli takip edilmesi kıymetli. Amacımız; kalp krizi, kalp yetmezliği veya pıhtı oluşumu gibi sorunlar gelişmeden gerekli önlemleri alarak kanser tedavisinin sekteye uğramamasını sağlamak” şeklinde konuştu.</p>

<p>Riskli hasta grubunun başında daha önce bypass operasyonu geçirmiş, kalp yetmezliği bulunan, kalp krizi geçirmiş ya da koroner stent uygulanmış kişiler geldiğini sözlerine ekleyen Ökmen, “Ayrıca, daha önce yaşanan herhangi bir kalp hastalığı söz konusu olmasa bile alınan kemoterapi veya diğer kanser tedavileri nedeniyle kalbi etkilenebilecek hastalar da risk altında kabul ediliyor. Bu nedenle onkologların tanı ve tedavi planlama sürecinde hastanın kalp hastalığı öyküsünü, aile hikayesini ve mevcut risk faktörlerini değerlendirmesi şart” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/bazi-kanser-ilaclari-kalpte-yuzde-20ye-varan-yan-etkilere-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/06/trewereretr.JPG" type="image/jpeg" length="94690"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel Ağrıları Basit Önlemlerle Kontrol Altına Alınabilir]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/bel-agrilari-basit-onlemlerle-kontrol-altina-alinabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/bel-agrilari-basit-onlemlerle-kontrol-altina-alinabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ve sırt ağrıları doğru alışkanlıklarla kontrol altına alınabiliyor. Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, vücudun hareket ettikçe güçlendiğini ve korunduğunu vurgulayarak “Beli yormayacak 30 dakikalık tempolu yürüyüşler ve esneme egzersizleri bel ağrısına iyi gelen çözümler arasında yer alıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Bel ve sırt ağrısı, pek çok kişinin hayatının bir döneminde karşılaştığı yaygın bir sorun. Bazen birkaç gün içinde kendiliğinden geçerken, bazen haftalarca sürebiliyor. Özellikle uzun süre oturanlar, masa başında çalışanlar ya da gün içinde yeterince hareket etmeyen kişiler bu durumdan daha sık etkileniyor. Atabay Medikal Direktörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Murat Yaycı, ağrının süresinin ve nedeninin doğru değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bel ağrısının her zaman aynı şekilde ilerlemediğine işaret eden Dr. Yaycı, “Burada temel ayrım, ağrının ne kadar sürdüğüdür. Kısa süreli bel ağrıları genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürer ve çoğu zaman basit yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak ağrı 6 haftadan uzun sürüyorsa, bu durum daha dikkatli bir yaklaşım gerektirir. Ağrının süresi uzadıkça değerlendirme ve tedavi yaklaşımı da değişmelidir” dedi.</p>

<p><strong>Doktorun önerdiği ilaçlar kullanılmalı</strong></p>

<p>Günlük hayatta uygulanabilecek basit adımların çoğu zaman yeterli olabildiğini dile getiren Dr. Yaycı, “Ağrıyı hafifletmek için doktorunuzun önerdiği bir ağrı kesici ilaç etkili olabilir. İlaç kullanımında mutlaka bilinçli olunması gerekiyor. Özellikle şiddetli ağrılarda hekime danışılması büyük önem taşıyor. Öte yandan, beli yormayacak 30 dakikalık tempolu yürüyüş ve esneme egzersizleri, omurga hizasında duruş pozisyonunu korumak, bel yastığı kullanmak, günde 3 kez 15'er dakikalık soğuk kompres yapmak, 15 dakikalık sıcak banyo veya sıcak su torbası koymak bel ağrısına iyi gelen çözümlerdir” diye konuştu.</p>

<p>Dr. Murat Yaycı bel ağrısına iyi gelecek uygulamaları şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li>Beli yormadan yürüme ve bisiklet sürme gibi egzersizler yapmak.</li>
 <li>Duruş, oturma ve uyku pozisyonunu değiştirmek.</li>
 <li>Bele soğuk ve/veya sıcak su torbası ile kompres uygulamak.</li>
 <li>Kas gevşetici kremler kullanmak.</li>
 <li>İyi ve sağlıklı beslenmek.</li>
 <li>Kiloyu sağlıklı düzeyde tutmak.</li>
 <li>Yüksek topuklu gibi beli zorlayan ayakkabı kullanımını bırakmak.</li>
 <li>Stres ve kaygıdan uzak durmak.</li>
</ul>

<p><strong>Ağrıya karşı aktiviteleri mümkün olduğunca sürdürmeli ve hafif hareket etmeli</strong></p>

<p>Bel ağrısı olan birçok kişinin hareket etmekten kaçındığına dikkat çeken Dr. Murat Yaycı, bunun yaygın bir yanılgı olduğunu söyledi. Dr. Yaycı şöyle konuştu: “Uzun süre hareketsiz kalmak, kasların zayıflamasına neden olur ve iyileşme sürecini uzatabilir. Bu nedenle tamamen dinlenmek yerine, günlük aktiviteleri mümkün olduğunca sürdürmek ve hafif hareket etmek daha doğru bir yaklaşımdır. Bu da doğal bir çözüm olan endorfin salgılanmasını sağlar, bel ağrısı semptomlarını hafifletir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Günlük yaşamdaki küçük düzenlemeler ağrı üzerinde belirgin fark yaratabilir”</strong></p>

<p>Bel ağrısı çoğu zaman günlük yaşam alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili. Uyku pozisyonu bunlardan biri. Yan yatarken dizlerin arasına yastık koymak veya sırt üstü yatarken dizlerin altını desteklemek belin daha rahat bir pozisyonda kalmasını sağlar. Dr. Yaycı, “Küçük düzenlemeler ağrı üzerinde belirgin fark yaratabilir. Kas gerginliğini azaltmak da önemlidir. Gün içinde veya yatmadan önce yapılan basit nefes egzersizleri, kasların gevşemesine yardımcı olabilir. Ayrıca fazla kilo, bel bölgesine ekstra yük bindirerek ağrıyı artırabilir. Bu nedenle dengeli beslenme ve kilo kontrolü de önemli bir faktördür” dedi. Bel sağlığında en önemli unsurlardan birinin düzenli hareket olduğunu vurgulayan Dr. Murat Yaycı, “Yürüyüş, yüzme, yoga ve pilates gibi aktiviteler kasların güçlenmesine, esnekliğin artmasına ve ağrının tekrar etme riskinin azalmasına katkı sağlar. Vücut hareket ettikçe güçlenir ve kendini korur” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/bel-agrilari-basit-onlemlerle-kontrol-altina-alinabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/06/bel-agrilari-basit-onlemlerle-kontrol-altina-alinabilir-113658418.jpeg" type="image/jpeg" length="40553"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fonksiyonel Tıp Hastalığın Değil, Nedenin Peşine Düşüyor]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/fonksiyonel-tip-hastaligin-degil-nedenin-pesine-dusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/fonksiyonel-tip-hastaligin-degil-nedenin-pesine-dusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fonksiyonel tıp, son yıllarda sağlık alanında daha sık gündeme gelen ve bireyin sağlık durumuna bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşan bir model olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Klasik tıbbın hastalığın tanısı ve tedavisine odaklanan yaklaşımına ek olarak, bu yaklaşımın kişinin neden hastalandığını anlamayı hedeflediğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Fonksiyonel tıp yaşam tarzı alışkanlıkları ile sağlık arasındaki ilişkiyi değerlendirir. Beslenme düzeni, uyku kalitesi, stres düzeyi, fiziksel aktivite, bağırsak sağlığı ve kronik inflamasyon gibi birçok faktör fonksiyonel tıbbın temel değerlendirme alanları arasında yer alır” açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p>Modern tıbbın yerine geçen bir yöntem olmayan fonksiyonel tıp, özellikle yaşam tarzı ve metabolik süreçlerle ilişkili kronik hastalıklarda destekleyici bir rol üstlenir. Obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, yağlı karaciğer hastalığı, irritabl bağırsak sendromu, migren ve bazı otoimmün hastalıklarda bu yaklaşımın daha sık gündeme geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Beslenme, hareket, uyku ve çevresel faktörlerin sağlık üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirir. Düzensiz beslenme, hareketsizlik, kronik stres ve yetersiz uyku; inflamasyon, bağırsak sağlığı, hormonal denge ve enerji metabolizması üzerinde belirleyici olabilir. Fonksiyonel yaklaşım, bu etkenleri bütüncül bir bakış açısıyla ele alır. Amaç, kişinin beslenme düzenini, uyku kalitesini ve günlük alışkanlıklarını iyileştirerek sağlık yönetiminde daha aktif rol üstlenmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Aynı hastalığın nedeni herkeste farklı olabilir</strong></p>

<p>Fonksiyonel tıbbın temelinde yer alan kök neden analizi, aynı hastalığın farklı kişilerde farklı nedenlerle ortaya çıkabileceği anlayışına dayanıyor. Hastalığın yalnızca sonuçlarına değil, gelişim sürecine de odaklanan bu yaklaşımın kişiye özel değerlendirme imkânı sunduğunu belirten Dündar, “Aynı tanıyı alan iki kişide hastalığa yol açan faktörler birbirinden farklı olabilir. Bir hastada hareketsizlik ve insülin direnci ön plandayken, başka bir hastada uyku bozukluğu veya kronik stres daha belirleyici olabilir. Benzer durum kronik yorgunluk için de geçerlidir. Sabah yorgun uyanmanın arkasında uyku düzensizliği, kronik stres ya da hücresel enerji üretimiyle ilgili sorunlar yer alabilir. Bu nedenle fonksiyonel yaklaşım, her bireyin sağlık durumunu kendi koşulları içinde değerlendirerek kişiye özgü bir yol haritası oluşturmayı hedefler” dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bağırsak sağlığı ve ruh hali arasında bir güçlü bağlantı var</strong></p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası ile beyin arasındaki ilişkinin son yıllarda tıp dünyasında yoğun şekilde araştırıldığını dile getiren Dündar, “Bağırsak-beyin ekseni olarak adlandırılan bu sistem, bağırsak bakterileri, bağışıklık sistemi ve beyin arasında güçlü bir iletişim ağı bulunduğunu gösteriyor. Bağırsak sağlığının; stres yanıtı, ruh hali, uyku düzeni ve kaygı düzeyi üzerinde etkili</p>

<p>olduğu düşünülüyor. Ayrıca kronik inflamasyon, düzensiz beslenme ve mikrobiyotadaki değişimlerin depresyon ve kaygı bozukluklarıyla ilişkili olabileceğine dair bilimsel veriler giderek artıyor. Ancak depresyon ve kaygı bozuklukları biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunan karmaşık sağlık sorunlarıdır. Bu nedenle psikiyatri desteği, psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi büyük önem taşır. Fonksiyonel yaklaşım ise beslenme, uyku, fiziksel aktivite, bağırsak sağlığı ve stres yönetimini destekleyerek bu sürece katkı sağlayabilir” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Fonksiyonel tıpta testler kadar yaşam alışkanlıkları da önemli</strong></p>

<p>Fonksiyonel tıpta mikrobiyota analizleri, gıda intolerans testleri ve gelişmiş hormon analizleri gibi değerlendirmelerden yararlanılabildiğini paylaşan Dündar, “Ancak bu testler tek başına anlam taşımaz. Sonuçların hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve standart laboratuvar değerlendirmeleriyle birlikte ele alınması gerekir. Benzer şekilde vitamin ve mineral destekleri de yalnızca hekim önerisi doğrultusunda ve ihtiyaç halinde kullanılmalıdır. Kontrolsüz takviye kullanımı sağlık açısından risk oluşturabilir” dedi.</p>

<p>Detoks kavramına da gerçekçi yaklaşmak gerektiğinin altını çizen Dündar, “Vücudun doğal arınma sistemi zaten karaciğer ve diğer organlar tarafından yürütülür. Bu süreci desteklemenin yolu ise ultra işlenmiş gıdaları azaltmak, aşırı şeker tüketiminden kaçınmak, yeterli uyumak, gün ışığından yararlanmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmektir” bilgilerini verdi.</p>

<p></p>

<p><strong>Sağlık kararlarında sosyal medyaya değil bilime güvenin</strong></p>

<p>Fonksiyonel tıbbın temelinde kanıta dayalı tıp yaklaşımının yer aldığını vurgulayan Dündar, “Sosyal medyada sıkça karşılaşılan mucize diyetler, detoks programları, kontrolsüz takviye kullanımı ve bilimsel geçerliliği olmayan testlere karşı dikkatli olunmalı. Sağlıkla ilgili kararların mutlaka hekim değerlendirmesi ve bilimsel veriler doğrultusunda alınması şart. Fonksiyonel tıbbın temel hedeflerinden biri, kişilerin sürdürülebilir ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmesine destek olmaktır” dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/fonksiyonel-tip-hastaligin-degil-nedenin-pesine-dusuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/06/section-124-1777290566038.png" type="image/jpeg" length="70753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Tehdidine Dikkat: 200'den Fazla Hastalık Etkeni Taşıyabiliyor]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/kene-tehdidine-dikkat-200den-fazla-hastalik-etkeni-tasiyabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/kene-tehdidine-dikkat-200den-fazla-hastalik-etkeni-tasiyabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, uzmanlar özellikle kırsal ve yeşil alanlarda vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirtti. Kenelerin dünya genelinde 200'den fazla hastalık etkenini taşıyabildiği ve çeşitli hastalıklara yol açabildiği vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, uzmanlar özellikle kırsal ve yeşil alanlarda vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirtti. Kenelerin dünya genelinde 200'den fazla hastalık etkenini taşıyabildiği ve çeşitli hastalıklara yol açabildiği vurgulandı.</p>

<p>Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, kene kaynaklı hastalıklara karşı vatandaşları uyardı. Bostancı, özellikle havaların ısınmasıyla birlikte artan kene vakalarına karşı bilinçli hareket edilmesi ve bilimsel yöntemlerle mücadele edilmesi gerektiğini belirtti. Konuya ilişkin açıklama yapan Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, 'Havaların ısınmasıyla birlikte ülkemizin birçok bölgesinde kene vakalarında artış yaşanmaktadır. Özellikle bahar ve yaz aylarında daha sık karşılaşılan keneler insan ve hayvan sağlığını tehdit eden çeşitli hastalıkların taşınmasında rol oynayabilmektedir. Bu nedenle kene kaynaklı hastalıklarla mücadelede doğru bilgiye dayalı hareket edilmesi ve toplumun bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>'Keneler dünya genelinde 200'den fazla hastalık etkenine vektörlük yapıyor'</p>

<p>Keneler, yaşamlarını sürdürebilmek için kan emmek zorunda olan ektoparazitler olduğunu söyleyen Bostancı, 'Kan emme sırasında birçok hastalık etkenini taşıyabilmekte ve bulaştırabilmektedirler. Bilimsel çalışmalar, kenelerin dünya genelinde 200'den fazla hastalık etkenine vektörlük yaptığını göstermektedir. Ülkemizde en çok bilinen kene kaynaklı hastalıklardan biri ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'dir. Keneler genellikle otluk, çalılık ve mera alanlarında bulunur, uygun bir konakçıyla temas ettiklerinde tutunurlar. Bu nedenle kırsal alanlarda, piknik bölgelerinde ve yüksek ot bulunan alanlarda daha dikkatli olunmalıdır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Kontrolsüz hayvan ilaçları parazit mücadelesini zorlaştırıyor'</p>

<p>Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysilerin giyilmesi gerektiğini ifade eden Bostancı, 'Pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Evcil hayvanların dış parazit mücadelelerini düzenli olarak yaptırmaları son derece önemlidir. Son yıllarda internet ortamında kontrolsüz şekilde pazarlanan, kaynağı ve etkinliği belli olmayan hayvan ilaçları, parazit mücadelesinde önemli sorun haline gelmiştir. Bu tür ürünlerin kullanımı hem beklenen korumayı sağlamamakta hem de hayvanımıza zarar vermektedir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Kene yapışırsa doktora başvurun'</p>

<p>Vücuda tutunan kene görüldüğünde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini hatırlatan Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, 'Ateş, halsizlik, kas ağrıları ve benzeri belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Kene popülasyonunun kontrolünde mera yönetimi, ot temizliği ve çevresel düzenlemeler gibi fiziksel önlemler önem taşımaktadır. Bununla birlikte bilinçsiz ve yaygın kimyasal uygulamaların ekolojik dengeye zarar verebileceği unutulmamalıdır. Mücadele yöntemleri bilimsel esaslara göre planlanmalı ve uygulanmalıdır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kocaeli, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/kene-tehdidine-dikkat-200den-fazla-hastalik-etkeni-tasiyabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/06/agency/iha/kene-tehdidine-dikkat-200den-fazla-hastalik-etkeni-tasiyabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="31264"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel Körfez Marmara Hastanesi’nde Güçlü Atama: Op. Dr. Hasan Onur Yaka Göreve Başladı]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/ozel-korfez-marmara-hastanesinde-guclu-atama-op-dr-hasan-onur-yaka-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/ozel-korfez-marmara-hastanesinde-guclu-atama-op-dr-hasan-onur-yaka-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Hasan Onur Yaka, Özel Körfez Marmara Hastanesi bünyesinde göreve başladı. Kocaeli’nin ve bölgenin köklü özel sağlık kuruluşlarından biri olan hastane, Ortopedi ve Travmatoloji uzman kadrosuna deneyimli bir ismi dahil ederek gücünü artırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><!--TgQPHd|[]--></p>

<p>Sağlık sektöründe gerçekleştirdiği tıp teknolojisi yatırımları ve güçlü hekim kadrosuyla dikkat çeken Özel Körfez Marmara Hastanesi<!--TgQPHd|[]-->, uzman kadrosunu genişletmeye devam ediyor. Kocaeli ve çevre illerde uzun yıllardır başarıyla hizmet veren, hastaları tarafından sevilen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı <strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="FKvavd_t">Op. Dr. Hasan Onur Yaka<!--TgQPHd|[]--></strong>, Özel Körfez Marmara Hastanesi<!--TgQPHd|[]--> bünyesinde hasta kabulüne başladı.<!--TgQPHd|[]--></p>

<p><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="FKvavd_w">Ortopedi Alanında Deneyimli İsim<!--TgQPHd|[]--></strong><br jsaction="" jscontroller="Gy8rfb#B4oRN" jsuid="FKvavd_x" />
1995-2001 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamlayan Op. Dr. Hasan Onur Yaka, uzmanlığını ise Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aldı. Meslek hayatı boyunca Bayburt, Balıkesir ve son olarak Kocaeli Devlet Hastanesi’nde görev yapan deneyimli cerrah, bölgedeki başarılı operasyonlarıyla tanınıyor.<!--TgQPHd|[]--></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="FKvavd_z">Geniş Tedavi Yelpazesi ile Hizmetinizde<!--TgQPHd|[]--></strong><br jsaction="" jscontroller="Gy8rfb#B4oRN" jsuid="FKvavd_10" />
Etik değerlere bağlılığı ve titiz bilimsel yaklaşımı ön planda tutan Dr. Yaka, yeni görev yerinde modern tıbbi yöntemleri kullanarak şu alanlarda hizmet sunacak:<!--TgQPHd|[]--></p>

<ul jsaction="" jscontroller="mPWODf#NS0kde" jsuid="FKvavd_11">
 <li jsaction="" jscontroller="oSLmPe#HokZ0d" jsuid="FKvavd_12"><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="FKvavd_14">Diz ve Kalça Artroplastisi<!--TgQPHd|[]--></strong> (Eklem Protezleri)<!--TgQPHd|[]--><!--TgQPHd|[]--></li>
 <li jsaction="" jscontroller="oSLmPe#HokZ0d" jsuid="FKvavd_15"><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="FKvavd_17">Omuz ve Dirsek Cerrahisi<!--TgQPHd|[]--></strong><!--TgQPHd|[]--><!--TgQPHd|[]--></li>
 <li jsaction="" jscontroller="oSLmPe#HokZ0d" jsuid="FKvavd_18"><strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd#vvzi1e" jsuid="FKvavd_1a">Menisküs Cerrahisi<!--TgQPHd|[]--></strong> ve Spor Yaralanmaları</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/ozel-korfez-marmara-hastanesinde-guclu-atama-op-dr-hasan-onur-yaka-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/06/onur-yalallau.JPG" type="image/jpeg" length="10728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek Tansiyonu Tetikleyen 14 Şaşırtıcı Neden]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir” uyarısında bulundu.</strong></p>

<p><img alt="A S M Nevrez Koylan Gorseli-1" class=" detail-photo img-fluid" height="674" src="https://kocaelimeydancom.teimg.com/kocaelimeydan-com/uploads/2026/05/a-s-m-nevrez-koylan-gorseli-1.jpg" width="600" /></p>

<p>Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir” dedi.</p>

<p></p>

<p>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:</p>

<p></p>

<p><strong>Yalnızlık</strong></p>

<p>Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.</p>

<p></p>

<p><strong>Beyaz önlük sendromu</strong></p>

<p>Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. “Beyaz önlük etkisi” olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Tuvalete gitmeyi geciktirmek</strong></p>

<p>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Duygusal konuşmalar</strong></p>

<p>Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Susuzluk</strong></p>

<p>Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Şeker</strong></p>

<p>Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Bitkisel takviyeler</strong></p>

<p>Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Uyku apnesi</strong></p>

<p>Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Tiroid problemleri</strong></p>

<p>Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Doğum kontrol ilaçları</strong></p>

<p>Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Antidepresanlar</strong></p>

<p>Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Ağrı kesici kullanımı</strong></p>

<p>Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Potasyum eksikliği</strong></p>

<p>Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve, sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Ağrı</strong></p>

<p>Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/05/onaylanmayan-31408.jpeg" type="image/jpeg" length="44446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Körfezli Annelerin Sahilde Sağlık Yürüyüşü]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/korfezli-annelerin-sahilde-saglik-yuruyusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/korfezli-annelerin-sahilde-saglik-yuruyusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Körfez Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü Esentepe Kuzey Kadın Spor Merkezi kursiyerlerinin katılımıyla, Körfez’in güzel sahillerinden biri olan Tütünçiftlik sahilinde ‘Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü' düzenledi. 1 saat süren, Tütünçiftlik sahilinde 2 kilometre mesafede gerçekleşen etkinlik sonunda katılımcılar birlikte sağlıklı ürünlerden oluşan kahvaltılarını yaptılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SPOR, SAĞLIK VE KEYİFLİ ANLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Körfez Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü, Tütünçiftlik sahilinde ‘Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü’ gerçekleştirdi. Yürüyüşe Esentepe Kuzey Kadın Spor Merkezi pilates ve zumba kursiyerleri katıldılar. Yürüyüş antrenör Elif Özbey nezaretinde yapıldı. Körfez Belediyesi Esentepe Kuzey Kadın Spor Merkezi pilates ve zumba antrenörü Özbey etkinlik ve spor kurslarıyla ilgili olarak; “Sağlıklı yaşamı teşvik eden bu tür etkinliklerle bir araya gelmeye devam ediyoruz. Katılım sağlayan tüm kadınlarımıza annelerimize teşekkür ederim. Annelerimizle Tütünçiftlik sahilinde sağlıklı yürüyüş etkinliğimizde hem hareket ettik, hem de keyifli anlar yaşadık. Sporumuz sonrası sağlıklı şeyler yiyerek kahvaltımızı birlikte yaptık. İlerleyen günlerde böyle sportif ve eğlenceli etkinliklerimizin yenilerini düzenleyeceğiz. Pilates ve zumba derslerimize gelen kursiyerlerimiz çalışmalardan çok memnunlar şu anda 70 kursiyerimiz var. Her geçen gün sayımız artıyor. Kadın kursiyerlerimiz sabah ve öğlen olmak üzere bir saat derslerimiz oluyor. Pilates ve zumba derslerimiz ise bedenin özellikle karın, sırt ve pelvik bölgenin güçlendirmesini, esnekliğin artırılmasını, postürün düzeltilmesini, zihin-beden bütünlüğünü sağlanmasını sağlayan egzersiz ve fiziksel fitness sistemidir. Nefes kontrolü ve doğru duruş prensiplerine dayalı bu yöntem, kasları uzatarak sıkılaştırır ve omurga sağlığını destekler. Sağlıklı yaşamak ve spor yapmak için Esentepe Kuzey Spor Merkezimize ve diğer bölgelerdeki salonlarımıza Körfezli hanımefendileri bekliyoruz” diyerek çalışmaları hakkında bilgi verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/korfezli-annelerin-sahilde-saglik-yuruyusu</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/04/t-r-t-r-w-t-e-r-w-e-r-1.jpg" type="image/jpeg" length="81425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[103 Kilo Gitti, Özgüven Dolu Bir Hayat Geldi]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/103-kilo-gitti-ozguven-dolu-bir-hayat-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/103-kilo-gitti-ozguven-dolu-bir-hayat-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyükşehir’in Anne Şehir Merkezleri’nde başarı hikâyeleri yazılıyor;]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik hayata geçirdiği Anne Şehir Merkezleri, kadınların hayatına dokunmaya devam ediyor. Bu kapsamda Gebze’de hizmet alan 38 yaşındaki iki çocuk annesi Nurdan Tem’in yaşadığı değişim ise bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri oldu. Nurdan Hanım, 103 kilodan 76 kiloya düşerek özgüven dolu bir hayata ‘merhaba’ dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>“SAĞLIKLI YAŞAMI BURADA ÖĞRENDİM”</strong></p>

<p>Pandemi sürecinde Anne Şehir ile tanıştığını belirten Nurdan Tem, bu yolculuğun hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. 103 kilodan özgüven dolu bir hayata ‘merhaba’ diyen Nurdan Hanım, “Pandemi döneminde çok hareketsiz kalmıştık. Spor yapmaya karar verdik ve Anne Şehir ile tanıştım. Diyetisyenlerimiz, hocalarımız derken aslında sağlıklı yaşamı burada öğrendim. Hem beslenme hem hareket anlamında hayatım tamamen değişti. Bu süreç bana sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da çok iyi geldi” dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“ÖZGÜVENİMİ YENİDEN KAZANDIM”</strong></p>

<p>Anne Şehir Merkezi’ne ilk geldiği günlerde hem fiziksel hem de sosyal olarak kendini geri planda hissettiğini söyleyen Tem, yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı: “İlk geldiğimde kendimi hem görüntü olarak hem de psikolojik olarak çok iyi hissetmiyordum. İnsan bir noktadan sonra özgüvenini kaybediyor. Ama burada tekrar sosyalleştim, kendimi toparladım. Kendimi iyi hissetmeye başladıkça özgüvenim de yerine geldi.”</p>

<p></p>

<p><strong>103 KİLODAN 76 KİLOYA GELİNEN MUTLULUK</strong></p>

<p>Spor ve beslenme desteğiyle önemli bir değişim yaşayan Tem, yaşadığı süreci şöyle özetledi: “Bu sürece 103 kiloyla başladım. Sonrasında 97’ye düştüm, şu an 76 kilodayım. Ama bu sadece kilo vermek değil; nasıl beslenmem gerektiğini ve neyi neyle dengeleyebileceğimi öğrendim. Artık kendimi kontrol edebiliyorum.”</p>

<p></p>

<p><strong>“HAREKET HAYATIMIN PARÇASI OLDU”</strong></p>

<p>Kazandığı alışkanlıkların günlük yaşamına da yansıdığını belirten Tem, artık daha aktif bir hayat sürdüğünü dile getirerek,</p>

<p>“Artık 6,5 kilometre yürüyüp geri gelebiliyorum. Toplu taşıma yerine yürümeyi tercih ediyorum. Spor hayatımın bir parçası oldu. Eskiden zor gelen şeyler şimdi çok normal” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>“BU SÜREÇTE KENDİME YATIRIM YAPTIM”</strong></p>

<p>Anne Şehir’in sadece fiziksel değil, kişisel gelişimine de katkı sağladığını ifade eden Tem, bu süreçte hayatında önemli adımlar attığını belirterek,</p>

<p>“Eğitim hayatıma tekrar başladım. Liseyi bitirdim, direksiyon eğitmenliği belgesi aldım. Hem çocuklarıma örnek oldum hem de kendime olan güvenimi yeniden kazandım. Bu değişim sadece dış görünüş değil, içsel bir dönüşümdü” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>“KADINLAR ÖNCE KENDİLERİNİ ÖNEMSEMELİ”</strong></p>

<p>Konuşmasının devamında kadınlara çağrıda bulunan Nurdan Hanım, “Kadınlar önce kendilerini ihmal etmemeli. İnsan kendine iyi bakmadığında ne ailesine ne de çocuklarına yeterli olabiliyor. Önce kendimiz, sonra sevdiklerimiz için gelmeli” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR ETTİ</strong></p>

<p>Anne Şehir’de sunulan hizmetlerin kendisi için çok kıymetli olduğunu belirten Nurdan Tem, “Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Burası bana kendimi yeniden hatırlattı” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/103-kilo-gitti-ozguven-dolu-bir-hayat-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/04/103-kilo-gitti-ozguven-dolu-bir-hayat-geldi-5.jpeg" type="image/jpeg" length="25395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zorlu Vakada Başarıyla Sonuçlanan Kritik Müdahale]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/zorlu-vakada-basariyla-sonuclanan-kritik-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/zorlu-vakada-basariyla-sonuclanan-kritik-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaeli Şehir Hastanesi’nden Beyin Cerrahisinde Önemli Başarı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
<br />
<br />
Kocaeli Şehir Hastanesi, beyin ve sinir cerrahisi alanındaki nitelikli<br />
sağlık hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Hastanenin Beyin ve<br />
Sinir Cerrahisi Kliniği’nde gerçekleştirilen ileri düzey serebral<br />
vasküler cerrahi operasyonu ile yüksek riskli bir beyin anevrizması<br />
başarıyla tedavi edildi.<br />
<br />
69 yaşındaki hastada tespit edilen, 12 mm büyüklüğünde ve karmaşık<br />
anatomik yapıya sahip anevrizma, titizlikle planlanan cerrahi müdahale<br />
ile kapatıldı. Anevrizma sonrası damar çapının 1,6 mm gibi oldukça dar<br />
olması nedeniyle endovasküler yöntem uygun görülmemiş, multidisipliner<br />
değerlendirme sonucunda açık cerrahi yaklaşım tercih edilmiştir.<br />
<br />
Ameliyat, Beyin ve Sinir Cerrahisi hekimlerimizden Doç. Dr. Barış<br />
Özöner’in başkanlığındaki uzman ekip tarafından başarıyla<br />
gerçekleştirilmiştir.<br />
<br />
Hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları ve anevrizmanın kompleks yapısı<br />
nedeniyle operasyon süreci yüksek dikkat ve ileri cerrahi deneyim<br />
gerektirmiş; süreç alanında yetkin ekip tarafından titizlikle<br />
yönetilmiştir.<br />
<br />
Elde edilen bu başarılı sonuç, Kocaeli Şehir Hastanesi’nin ileri<br />
cerrahi kapasitesini, güçlü teknik altyapısını ve nitelikli insan<br />
kaynağını bir kez daha ortaya koyarken; sağlık hizmetlerinde kalite ve<br />
güvenin sürdürülebilirliğine önemli katkı sağlamıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/zorlu-vakada-basariyla-sonuclanan-kritik-mudahale</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/04/k-j-k-h-j-k-h-j-k-h.jpg" type="image/jpeg" length="42181"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Yaşam Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser Vakalarının Yarısına Yakını Önlenebilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası, kanser konusunda farkındalığı artırmak ve toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek adına önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor. Türk Kanser Derneği de bu kapsamda 1 Nisan’da Türk Kanser Derneği binasında bir basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Toplantıya Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Esat Namal, Psikoonkolog Psikoterapist Ceren Camadan, Diyetisyen Yasemin Güzel ve Sanatçı Betül Demir konuşmacı olarak katılarak kanser ve kanser hastalarına yönelik önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p><img alt="Unnamed 2026 04 06T124639.902" class=" detail-photo img-fluid" height="584" src="https://kocaelimeydancom.teimg.com/kocaelimeydan-com/uploads/2026/04/unnamed-2026-04-06t124639902.jpg" width="600" /></p>

<p>Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konulduğunu ve yaklaşık 9,7 milyon kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Türk Kanser Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Duruman, bu tablonun büyümesini engellemenin en güçlü yolunun bilinçlenme olduğunu vurguladı.</p>

<p>Duruman, “Kanser yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil; aynı zamanda önemli ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunudur. Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık %90’ının çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışmalar, kanser vakalarının yaklaşık %30–50’sinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini göstermektedir. Yani hayatımızda yapacağımız bazı değişiklikler kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle toplumun doğru bilgiyle bilinçlenmesi, erken teşhisin yaygınlaşması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi kanserle mücadelede büyük önem taşımaktadır.” dedi.</p>

<p>Duruman ayrıca, düzenli sağlık kontrolleri ve tarama programlarına katılımın birçok kanser türünün erken evrede tespit edilmesini sağladığını ve tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirtti. Türk Kanser Derneği’nin ücretsiz hizmetleri kapsamında Türkiye genelinde yürütülen tarama programlarına tüm vatandaşları davet eden Duruman, “Vatandaşlarımız derneğimizi arayarak veya web sitemiz üzerinden kayıt oluşturarak ücretsiz tarama hizmetlerimizden faydalanabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Uzman Dr. Esat NAMAL konuşmasında</strong>;</p>

<p>“Bizim için öncelik kanser olmamaktır. Çünkü kanser vakalarının yaklaşık %30‘41-ı önlenebilir nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, çoğu insanın bildiği ancak uygulamakta zorlandığı bazı temel öneriler bulunmaktadır. Sigara içmemek, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, mümkün olduğunca kilo almamak önemlidir. Obezite, son dönemde öne çıkan önemli kanser risk faktörlerinden biridir. Bunun yanı sıra, mümkün olduğunca stressiz ve daha mutlu bir yaşam sürmeye çalışmak, kanseri davet etmemek adına önem taşır.</p>

<p>Ancak tüm bu önlemlere rağmen, maalesef kanser herkes için ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Günümüzde dünya genelinde, kalp hastalıklarından sonra yaşam kaybında ikinci sırada yer almakta ve görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır.</p>

<p>Burada en kritik konu erken teşhistir. Kanser erken evrede tespit edildiğinde, günümüzde gelişen tıbbi imkânlar sayesinde tamamen tedavi edilebilmekte, yani kür sağlanabilmektedir. Teknolojideki ilerlemeler sayesinde erken evrede yakalanan hastalar, tedavi sonrasında normal ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir.</p>

<p>Türk Kanser Derneği, kanser hastalarına yönelik sunduğu destek hizmetlerinin yanı sıra ücretsiz kanser taramaları da gerçekleştirmektedir. Herkesi düzenli olarak taramalarını yaptırmaya davet ediyoruz.”</p>

<p><strong>Psikoonkolog Psikoterapist Ceren CAMADAN;</strong> “Psikoonkoloji, kanser tanısı alan bireyin yalnızca bedensel değil; duygusal ve zihinsel süreçlerini de destekleyen bir alandır.</p>

<p>Gönüllü olarak destek verdiğim Türk Kanser Derneği’nde, bu sürecin psikolojik boyutuna eşlik ediyor; hasta ve hasta yakınlarının yalnız olmadığını hissetmelerine katkı sağlamaya çalışıyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüyoruz ki “ya sonuç kötü çıkarsa” kaygısıyla taramalar ertelenebiliyor. Oysa ertelemek riski azaltmaz, sadece görünmez hale getirir. Erken teşhis sadece bir seçenek değil, bir yaşam fırsatıdır. Hep söylediğimiz gibi erken teşhis hayat kurtarır” sözleriyle taramaların önemini vurguladı.</p>

<p><strong>Diyetisyen Yasemin Güzel;</strong> “Kanserden korunma ve kanser sürecinde beslenme birbirinden ayrı değil; beslenme hem hastalığın oluşumunu önlemede hem de tedavi sürecinde güçlü bir destek mekanizmasıdır. Yaşam tarzı faktörleri içinde önemli bir yere sahip olan beslenme, tedavinin yerine geçmez ancak vücudun direncini, tedaviye yanıtını ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler.</p>

<p>Koruyucu beslenmede liften zengin, antioksidan içeriği yüksek, dengeli ve bütüncül bir yaklaşım esastır; tek bir “mucize besin” yoktur. Kanser tanısı almış bireylerde ise amaç sadece kilo kontrolü değil, kişiye özel ve bilimsel bir planla kas kaybını önlemek, bağışıklığı desteklemek ve tedavi sürecini daha iyi yönetmektir.</p>

<p>Sonuç olarak hem korunmada hem tedavi sürecinde önemli olan yasaklar değil; dengeli, sürdürülebilir ve bilimsel temellere dayanan bir beslenme yaklaşımıdır.” diyerek sağlıklı beslenmenin hem korunma hem tedavi sürecindeki önemini anlattı.</p>

<p><strong>Sanatçı Betül Demir;</strong></p>

<p><wbr /></p>

<p>“Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalıyız. Çünkü birçok insan için en büyük sorun, hasta olma korkusu. Bu durum özellikle kanser söz konusu olduğunda daha da belirgin hale geliyor. Bu nedenle teşhis ve tarama süreçlerini erteleme eğilimimiz bulunuyor. Erteledikçe, maalesef daha ileri evrede kanser vakalarıyla karşılaşabiliyoruz. Elbette günümüzde tıp ilerlediği için ileri evre hastalar da çeşitli tedavilerden faydalanabilmektedir; ancak yine de asıl önemli olan geç kalmamaktır. Bu yüzden kanserden değil, geç kalmaktan korkmalı; kendimize iyi bakmalıyız. Aynı zamanda kanserle mücadelede hem önleyici hem destek hizmetleriyle çalışmalar gerçekleştiren Türk Kanser Derneği’ne de desteklerimizi esirgememeliyiz” sözleri ile erken teşhisin önemine vurgu yaptı ve destek çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/saglikli-yasam-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/04/unnamed-2026-04-06t124630899.jpg" type="image/jpeg" length="37631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğer Yağlanması Siroz Ve Kanser Riskini Artırabilir]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer yağlanmasının fazla kilo, insülin direnci, tip 2 diyabet, kolesterol yüksekliği ve hareketsiz yaşam tarzı olan kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer hücrelerinin içinde normalden fazla yağ birikmesi anlamına gelen karaciğer yağlanması, bazı kişilerde ilerleyerek iltihaplanma, hücre hasarı ve daha ileri aşamalarda siroz ile karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.</p>

<p><img alt="A S M Sedat Karademir Gorseli" class="detail-photo img-fluid" height="406" src="https://kocaelimeydancom.teimg.com/kocaelimeydan-com/uploads/2026/03/a-s-m-sedat-karademir-gorseli.jpg" width="600" /></p>

<p>Karaciğer yağlanmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan, özellikle ileri evre yağlanma ve siroz gelişen hastalarda karaciğer kanseri riskinin arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Son yıllarda, sirozu bulunmayan kişilerde bile yağlanmaya bağlı olarak karaciğer kanseri geliştiğini gözlemliyoruz. Bu sebeple diyabeti olan, hızlı kilo alan ya da karaciğer testleri yüksek seyreden kişilerin daha yakından takip edilmesi kıymetli. Bu kişilerde zamanla iltihaplanma ve doku hasarı gelişme riski yüksek olduğu için kan testleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda MR ve bazı hastalarda düzenli kanser taramaları çok önemli” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Kilo kaybı karaciğer sağlığını destekliyor</strong></p>

<p>Var olan kilonun yüzde 7-10 oranında kaybedilmesi, düzenli yürüyüş yapılması ve Akdeniz tipi beslenmenin karaciğer sağlığını olumlu yönde etkilediğini vurgulayan Karademir, “Bu değişiklikler karaciğer yağlanmasının gerilemesine yardımcı olabileceği gibi kanser riskini de azaltabilir. Günlük hayata entegre edilecek küçük ama sürdürülebilir adımlar bu süreçte önemli bir fark yaratır. Yağlanma tehlikesinin doğru takip ve uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabileceği, ihmal edildiğinde ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bilinmeli” uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/03/karaciger-yaglanmasi.jpg" type="image/jpeg" length="26519"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda “Bir Taneden Bir Şey Olmaz” Demeyin]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/bayramda-bir-taneden-bir-sey-olmaz-demeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/bayramda-bir-taneden-bir-sey-olmaz-demeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan Bayramı’nın vazgeçilmezleri arasında yer alan şeker ve tatlılar, masum görünümlerine rağmen sağlık açısından önemli riskler barındırıyor. Bayram ziyaretlerinde “ayıp olmasın” düşüncesiyle tüketilen tatlılar, fark edilmeden aşırıya kaçılmasına neden olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>ŞEKER SAĞLIĞINIZI TEHDİT  EDEBİLİR</strong></p>

<p>Bayramda tüketilen her tatlının fark edilmeden sağlığı riske atabildiğini söyleyen Central Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Göktuğ Sarıbeyliler şekerin yalnızca diyabet hastaları için değil herkes için sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Göktuğ Sarıbeyliler (2) 124137742" class=" detail-photo img-fluid" height="600" src="https://kocaelimeydancom.teimg.com/kocaelimeydan-com/uploads/2026/03/goktug-saribeyliler-2-124137742.png" width="400" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan Bayramı’nda kurulan sofralarda tatlılar ve şekerli ikramlar her zamanki gibi başrolde yer alıyor. Ancak gün boyu yapılan ziyaretlerde sık sık tatlı tüketmek, farkında olmadan günlük şeker alımının ciddi ölçüde artmasına neden olabiliyor. Özellikle şerbetli tatlılar; yüksek şeker ve yağ içeriğiyle kısa sürede fazla kalori alımına yol açarken, bayram boyunca kontrolsüz bir beslenme düzeninin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu ise beraberinde çeşitli sağlık sorunlarını getirebiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre günlük alınan kalorinin en fazla yüzde 10’unun şekerden gelmesi önerilirken, ideal oranın yüzde 5’inaltında olması gerektiği belirtiliyor. Bu da günlük tüketimde en fazla küçük bir porsiyon tatlıya denk geliyor. Ayrıca tercih edilen tatlının daha az ve mümkünse doğal şeker içermesi önem taşıyor<strong> Central Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Göktuğ Sarıbeyliler</strong>, toplumda yaygın olan “şeker yalnızca diyabet hastalarını ilgilendirir” algısının yanlış olduğuna dikkat çekerek, sağlıklı bireylerin de şeker tüketimini sınırlandırması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p><strong>Şekerin Vücut Üzerindeki Etkileri</strong></p>

<p>Aşırı şeker tüketimi, vücutta birçok sistemi olumsuz etkileyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. <strong>Uzman Dr. Göktuğ Sarıbeyliler </strong>bu etkileri şöyle sıralıyor: “Kanda yağ oranını artırarak damar tıkanıklığına ve kalp krizi riskine neden olabilir. Kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açarak insülin direnci ve Tip 2 diyabete zemin hazırlar. Özellikle işlenmiş gıdalardaki früktoz ve glikoz şurupları karaciğerde yağlanmaya neden olur. Diş minesine zarar vererek çürük oluşumunu hızlandırır. Beyindeki ödül mekanizmasını etkileyerek daha fazla tüketme isteği oluşturur.”</p>

<p><strong>Bayramda Sağlıklı Tüketim İçin Öneriler</strong></p>

<p>Bayramda tatlıdan tamamen uzak durmanın gerekmediğini belirten <strong>Uzman Dr. Göktuğ Sarıbeyliler</strong>, ölçülü tüketimin önemine dikkat çekerek şu önerilerde bulunuyor: “İkram edilen tatlılarda ‘bir tane daha’ ısrarına karşı nazikçe hayır demeyi öğrenmek gerekiyor. Porsiyonları küçük tutmak, gün içinde su tüketimini artırmak ve mümkünse her gün en az 30dakikalık yürüyüş yapmak dengeyi sağlamaya yardımcı olur.”</p>

<p>Ayrıca tatlı tercihlerine de dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan <strong>Uzman Dr. Göktuğ Sarıbeyliler</strong>, “Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Tatlı tüketimi sonrasında dişlerin fırçalanması da ağız sağlığını korumak açısından önemli” ifadelerini kullanıyor. <strong>Uzman Dr. Göktuğ Sarıbeyliler</strong>, bayramın keyfini çıkarırken sağlığı korumanın mümkün olduğunu belirtirken, dengeli ve bilinçli beslenmenin önemine dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/bayramda-bir-taneden-bir-sey-olmaz-demeyin</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/03/genel-124138894-1.jpeg" type="image/jpeg" length="32117"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kartepe’de Bayramda Sağlıklı Beslenme Önerileri]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/kartepede-bayramda-saglikli-beslenme-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/kartepede-bayramda-saglikli-beslenme-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kartepe Belediyesi diyetisyeni Rüveyda Özakbulut, Ramazan Bayramı’nda beslenme düzenine dair önemli uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası ani yüklenmelere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Özakbulut, vatandaşlar için sağlıklı bir geçiş rehberi sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Sindirim Sistemini Yormayın</strong></p>

<p>Ramazan sonrası normal beslenme düzenine geçişin kademeli olması gerektiğini vurgulayan Özakbulut, bayramda mideye aniden yüklenilmemesi gerektiğini belirtti. Hafif kahvaltılarla güne başlanmasını öneren diyetisyen; yumurta, peynir ve bol yeşillikli menülerin sindirimi kolaylaştıracağını ifade etti.</p>

<p><strong>İkramlarda Porsiyon Kontrolü ve Su Tüketimi</strong></p>

<p>Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tercih edilmesini tavsiye eden Özakbulut, porsiyon kontrolünün altını çizdi. Ayrıca oruç döneminde azalan sıvı alımının bayramla birlikte mutlaka 2-2.5 litreye çıkarılması gerektiğini, her ikramın yanında su tüketilmesinin önemini hatırlattı.</p>

<p><strong>Randevu Sistemiyle Kişiye Özel Takip</strong></p>

<p>Yoğun ilgi gören Kartepe Belediyesi diyetisyenlik hizmeti, her vatandaşla yakından ilgilenebilmek adına randevu usulü ile yürütülüyor. Gerçekleştirilen vücut analizi ve ölçümlerin ardından, kişinin yaşam tarzına ve sağlık durumuna uygun kişiselleştirilmiş listeler hazırlanıyor.</p>

<p><strong>"Sağlığınız Bize Emanet"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belediyenin spora ve sağlıklı yaşama verdiği önemin bir parçası olan bu hizmetten tüm Kartepeliler ücretsiz olarak faydalanabiliyor. Köseköy Mahallesi Şehit Mahmut Demirel Yüzme Havuzu ve Emekevler Genç Akademi birimlerinde hizmet veren diyetisyenler, doğru beslenme konusunda vatandaşların yanında olmaya devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Randevu Almak Çok Kolay</strong></p>

<p>Ücretsiz diyetisyen desteğinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, 0262 316 68 00 numaralı hattı arayarak kolayca randevu oluşturabiliyor. Bayram sonrası sağlıklı bir başlangıç yapmak isteyen tüm Kartepeliler merkeze davet ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/kartepede-bayramda-saglikli-beslenme-onerileri</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/03/diyetisyen.JPG" type="image/jpeg" length="96841"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[50 Yaştan Sonra Kolon Kanseri Riski Artıyor: Belirti Beklemek En Büyük Hata]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/50-yastan-sonra-kolon-kanseri-riski-artiyor-belirti-beklemek-en-buyuk-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/50-yastan-sonra-kolon-kanseri-riski-artiyor-belirti-beklemek-en-buyuk-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kolon kanserinde erken tanının hayati önemine dikkat çekerek, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin herhangi bir belirtiyi beklemeden tarama programlarına katılması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Polat, “Kanserle mücadelede en güçlü araç tedavi değil, zamanında harekete geçmektir. Çünkü bazı kanser türleri sessiz ilerler. Kişi hiçbir belirti hissetmezken risk büyümeye devam edebilir. Kolon kanseri bu açıdan özel bir dikkat gerektirir” dedi.</p>

<p><strong>Sessiz İlerleyen Bir Tehdit</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolon kanserinin çoğu zaman aniden ortaya çıkmadığını belirten Polat, hastalığın yıllar içinde geliştiğini ifade etti. “Bağırsakta oluşan küçük polipler, kontrol edilmediği takdirde zamanla kansere dönüşebilir. Oysa düzenli taramalar sayesinde bu süreç henüz başlangıç aşamasındayken durdurulabilir” diye konuştu.</p>

<p>Erken evrede kolon kanserinin çoğunlukla belirti vermediğine dikkat çeken Polat, “Dışkıda kan, uzun süren kabızlık ya da ishal atakları, açıklanamayan kilo kaybı, demir eksikliği anemisi ve geçmeyen karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık ilerlemiş olabilir. Bu nedenle belirtileri beklemek doğru bir yaklaşım değildir” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Risk 50 Yaş Sonrası Belirgin Şekilde Artıyor</strong></p>

<p>Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde düzenli taramanın hayati önem taşıdığını vurgulayan Polat, ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan kişilerde riskin daha erken yaşlarda başlayabileceğini belirtti. Modern yaşam alışkanlıklarının da riski artırdığına işaret eden Polat, kolon kanseri riskini artıran başlıca faktörleri şöyle sıraladı:</p>

<p>50 yaş ve üzeri olmak Birinci derece akrabada kolon kanseri öyküsü bulunması Hareketsiz yaşam Liften fakir, işlenmiş ve kırmızı et ağırlıklı beslenme Obezite Tütün ürünleri ve düzenli alkol kullanımı</p>

<p>“Bu faktörler bir araya geldiğinde risk daha da artmaktadır” diyen Polat, korunmanın mümkün olduğunun altını çizdi.</p>

<p><strong>Kolonoskopi Hayat Kurtarıyor</strong></p>

<p>Kolonoskopinin, kolon kanseri taramasında altın standart kabul edilen bir yöntem olduğunu belirten Polat, “Kısa sürede tamamlanan bu işlem sırasında saptanan poliplerin çıkarılması, kanser gelişimini büyük ölçüde engelleyebilmektedir. Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksektir. Tarama bir tercih değil, sorumluluktur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Riskin azaltılması için atılabilecek adımların net olduğunu söyleyen Polat, şu önerilerde bulundu:</p>

<p>Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite Liften zengin ve dengeli beslenme Sağlıklı kilo kontrolü Tütün ve ürünlerinin kullanılmaması Alkol tüketiminin sınırlandırılması</p>

<p><strong>Türkiye’de Kolorektal Kanserin Sayısal Görünümü</strong></p>

<p>Türkiye’de kolorektal kanserin en sık görülen ilk 5 kanser türü arasında yer aldığını belirten Polat, vakaların büyük çoğunluğunun (%85’e yakınının) 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görüldüğünü aktardı. Tanı konulan hastaların ortalama yaşının 58–61 aralığında olduğunu ifade eden Polat, 50–70 yaş arası hedef nüfusta tarama katılım oranının bölgesel farklılıklar göstermekle birlikte yaklaşık %25–40 aralığında bildirildiğini ve bu oranın istenilen düzeyin altında kaldığını söyledi.</p>

<p>Polat ayrıca, düzenli ve önerilen aralıklarla kolonoskopi yaptırma oranının genel tarama katılım oranının da altında olduğuna dikkat çekerek, “Erken evrede (Evre I) saptanan kolorektal kanserde 5 yıllık sağkalım oranı %90’ın üzerindeyken, ileri evrelerde bu oran belirgin şekilde düşmektedir” dedi.</p>

<p><strong>Toplumsal Bir Sorumluluk</strong></p>

<p>Bu verilerin, yaş temelli tarama programlarının <wbr />yaygınlaştırılmasının ve toplum katılımının artırılmasının mortaliteyi azaltmada temel strateji olduğunu gösterdiğini belirten Polat, “50 yaş ve üzerindeki bireylerin, herhangi bir belirti beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak genel cerrahi veya gastroenteroloji uzmanından randevu alması ve ‘kolon kanseri açısından tarama amacıyla kolonoskopi yaptırmak istiyorum’ talebini iletmesi, kişisel sağlıkları adına atılacak önemli ve bilinçli bir adımdır” dedi.</p>

<p>Tarama sürecini başlatmanın yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de koruyucu bir sorumluluk olduğunun altını çizen Polat, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Kanserle mücadelede korku değil, bilinç yol gösterici olmalıdır. Geç kalınmış bir teşhis yerine, zamanında yapılmış bir tarama hayat kurtarır. Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarır.”</p>

<p><wbr /> <strong>Türk Kanser Derneği</strong>, kanserle mücadelede erken tanı, tedaviye erişim, hasta ve hasta yakınlarına ücretsiz konaklama ve sosyal destek sağlama alanlarında faaliyet gösteren, kamu yararına çalışan köklü bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, erken tanının yaygınlaştırılması amacıyla <strong>ücretsiz kanser taramaları</strong> konusunda da çalışmalar yürütmekte; <strong>özellikle kolon kanseri taraması için risk grubunda yer alan bireyler</strong>, Türk Kanser Derneği’ne başvurarak ücretsiz tarama olanakları hakkında bilgi alabilmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/50-yastan-sonra-kolon-kanseri-riski-artiyor-belirti-beklemek-en-buyuk-hata</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/03/lkjhgfdsfghj-1.jpg" type="image/jpeg" length="44342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Dengeli Beslenme ve Düzenli Yaşam Vurgusu]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/ramazanda-dengeli-beslenme-ve-duzenli-yasam-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/ramazanda-dengeli-beslenme-ve-duzenli-yasam-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaeli Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Yunus Emre Yeşilbaş, Ramazan sürecine ilişkin bilgiler paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayının başlamasıyla birlikte oruç tutacak vatandaşlara yönelik bilgilendirmede bulunan Kocaeli Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Yunus Emre Yeşilbaş, sağlıklı bir Ramazan süreci için dengeli ve yeterli beslenmenin önemine dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>“Ramazan’da Dengeli Beslenme Önem Taşıyor”</strong><br />
Ramazan ayında öğün düzeninin değiştiğini belirten Dr. Yeşilbaş, “Uzun süreli açlık nedeniyle vücudun enerji dengesi farklı bir düzene geçiyor. Bu süreçte besin çeşitliliğini korumak ve yeterli kalori almak önemli. Sahur öğünü gün içindeki enerji seviyesini destekleyeceği için protein içeren besinler, örneğin yumurta, süt ürünleri ve baklagiller daha uzun süre tokluk sağlar” dedi.<br />
<br />
İftar öğününe hafif bir başlangıç yapılmasının sindirim sistemi açısından daha konforlu olacağını ifade eden Dr. Yeşilbaş, “Orucu çorba gibi hafif besinlerle açıp kısa bir ara vermek mideyi rahatlatır. İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketmek de gün içindeki sıvı dengesini korumaya yardımcı olur” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Kronik Hastalığı Olanlar Planlama Yapmalı”</strong><br />
Kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin Ramazan öncesinde doktorlarıyla görüşmelerinin faydalı olacağını belirten Dr. Yeşilbaş, “Diyabet, tansiyon, kalp ve böbrek hastalığı olan vatandaşlarımız ilaç saatleri ve beslenme düzeni konusunda mutlaka değerlendirme yaptırmalı. Her hastanın durumu farklıdır; kişiye özel planlama sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlar” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>“Hamileler ve Çocuklar İçin Bireysel Değerlendirme Önemli”</strong><br />
Hamile ve emziren kadınların yeterli sıvı ve dengeli beslenmeye özen göstermesi gerektiğini dile getiren Dr. Yeşilbaş, “Bu dönemde hem annenin hem bebeğin ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı. Kişisel sağlık durumuna göre karar verilmesi en doğru yaklaşımdır” uyarısında bulundu.<br />
<br />
Gelişim çağındaki çocuklarda düzenli ve yeterli beslenmenin öncelikli olduğunu vurgulayan Oğuz, “Ergenlik dönemindeki gençler için de dengeli öğün planlaması önemlidir” şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>“Uyku Düzeni Bağışıklığı Destekler”</strong><br />
Ramazan ayında sahur nedeniyle uyku saatlerinin değişebildiğini belirten Dr. Yeşilbaş, “Düzenli ve yeterli uyku bağışıklık sistemi ve günlük performans açısından oldukça önemlidir. İftar sonrası hafif yürüyüşler sindirime yardımcı olabilir. Gün içerisinde kısa dinlenme araları da enerji seviyesini destekler” dedi.<br />
<br />
Ramazan ayının bilinçli beslenme, düzenli uyku ve kişisel sağlık durumuna uygun planlama ile sağlıklı bir şekilde geçirilebileceğini ifade eden Dr. Yeşilbaş, ihtiyaç duyulması halinde sağlık kuruluşlarına başvurulabileceğini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/ramazanda-dengeli-beslenme-ve-duzenli-yasam-vurgusu</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/02/dr-yunus.jpg" type="image/jpeg" length="10090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı Telefonlar Boyun Fıtığı Sebebi]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde akıllı telefon ve bilgisayar başında geçirilen uzun saatler "boyun fıtığı" sebebi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun sağlığını tehdit ettiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Boyun omurgası başın ağırlığını taşırken yapılan her derecelik eğme hareketi, disklere binen yükü katbekat artırıyor. Özellikle başını sürekli öne eğerek telefona bakanlar, uzun süre bilgisayar başında çalışan beyaz yakalılar, diş hekimleri ve şoförlerin boyun fıtığına yakalanma riski daha yüksek” açıklamasında bulundu.</strong></p>

<p>Dünya genelinde her 1000 kişiden 1’i hayatının bir döneminde boyun fıtığıyla tanışıyor. Boyun fıtığının en çok 40-60 yaş arasında görüldüğünü ancak akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber bu sınırın 20’li yaşlara kadar gerilediğinin altını çizen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Her boyun ağrısı fıtık değildir. Çoğu zaman kas zorlanması veya duruş bozukluğu kaynaklıdır. Ancak ağrı omuz, kol ve parmak uçlarına yayılıyorsa, eşlik eden bir uyuşma veya güç kaybı varsa bu durum ciddi bir sinir basısına işaret edebilir. Özellikle ellerde ince beceri gerektiren hareketlerde zorlanma ve refleks kaybı görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Ameliyat değil tedaviyi ertelemek riskli</strong></p>

<p>Hastaların en büyük korkusunun ‘boyun bölgesinden ameliyat olmak’ olduğunu belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, cerrahiden kaçmanın bazen daha ağır bedelleri olabileceğini hatırlatarak, "Halk arasında boyun ameliyatının çok riskli olduğuna dair yersiz bir inanış var. Oysa günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yani kapalı boyun fıtığı cerrahisi ile milimetrik kesilerden girilerek siniri rahatlatıyoruz. Ses teli hasarı veya sakat kalma gibi riskler modern teknoloji ve tecrübe ile en aza inmiş durumda. Asıl risk, sinir baskı altındayken tedaviyi erteleyip kalıcı güç kaybına ve felce davetiye çıkarmak” uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Ameliyat sonrası iyileşme artık çok daha hızlı</strong></p>

<p>Yeni nesil cerrahi yöntemlerin de hastaya ayrıca konfor sağladığını ifade eden Prof. Dr. Göçmen, "Mikrocerrahi veya kapalı yöntemlerle yaptığımız ameliyatlarda doku hasarı yok denecek kadar azdır. Hastalarımız genellikle ameliyat olduğu gün ayağa kalkar, ertesi gün taburcu olur ve çok kısa sürede sosyal yaşamlarına dönerler. Artık haftalarca boyunluk takma veya yatağa bağımlı kalma devri kapandı" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Boyun sağlığını korumak için 10 altın kural</strong></p>

<p>Prof. Dr. Selçuk Göçmen, boyun fıtığından korunmak ve mevcut ağrıları yönetmek için şu önerilerde bulundu:</p>

<p></p>

<p><strong>Telefonu göz hizasına kaldırın</strong></p>

<p>Başınızı telefona eğmek yerine, telefonu göz hizanıza getirin.</p>

<p></p>

<p><strong>Bilgisayar kurulumuna dikkat edin</strong></p>

<p>Ekranın üst kenarının göz hizanızda, kollarınızın ise masaya paralel olmasına özen gösterin.</p>

<p></p>

<p><strong>Saat başı bir mola verin</strong></p>

<p>Saat başı ayağa kalkın ve boyun egzersizleri yapın.</p>

<p></p>

<p><strong>Yastık seçimini doğru yapın</strong></p>

<p>Boyun boşluğunu destekleyen, çok yüksek veya çok alçak olmayan ortopedik yastıklar tercih etmeye özen gösterin.</p>

<p></p>

<p><strong>Klima ve rüzgârdan korunun</strong></p>

<p>Boyun kasları soğuğa karşı hassastır; doğrudan klima ve rüzgâr akımına maruz kalmayın.</p>

<p></p>

<p><strong>Ağır çantaları tek omuzda taşımayın</strong></p>

<p>Yükü her iki omuza eşit dağıtan sırt çantalarını tercih edin.</p>

<p></p>

<p><strong>Ani hareketlerden kaçının</strong></p>

<p>Boynunuzu aniden sağa sola kütletmekten vazgeçin; bu, eklemlere ve disklere zarar verir.</p>

<p></p>

<p><strong>Egzersiz yapın</strong></p>

<p>Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler fıtığa karşı en güçlü kalkanınızdır.</p>

<p></p>

<p><strong>Yüzüstü yatmayın</strong></p>

<p>En ideal yatış pozisyonu yan veya sırt üstü yatıştır; yüzüstü yatmak boyun omurgasını zorlar.</p>

<p></p>

<p><strong>Stresi yönetin</strong></p>

<p>Stres, boyun kaslarının gerilmesine ve ağrıların kronikleşmesine neden olur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/akilli-telefonlar-boyun-fitigi-sebebi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/02/y-y-t-y-t-t-y-r-t.jpg" type="image/jpeg" length="82834"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İftar Sonrası Tatlı Tüketimine Dikkat  Ramazan’da Metabolik Süreç Hassaslaşıyor]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/iftar-sonrasi-tatli-tuketimine-dikkat-ramazanda-metabolik-surec-hassaslasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/iftar-sonrasi-tatli-tuketimine-dikkat-ramazanda-metabolik-surec-hassaslasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Rumeli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şefika Aydın Selçuk, Ramazan ayında tatlı tüketiminin tamamen yasaklanması gerekmediğini ancak zamanlama, porsiyon ve seçim konularında dikkatli olunmasının önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<center style="text-align: left;"></center>

<p>Gün boyu süren açlığın ardından vücudun kan şekerini dengelemek için hassas bir sürece girdiğini belirten Selçuk, iftarla birlikte alınan karbonhidratların kan şekerini yükselttiğini, pankreasın insülin salgılayarak glukozu hücrelere taşıdığını; iftarın hemen ardından yüksek şeker içeren tatlıların tüketilmesinin ise kan şekerinde ani ve keskin dalgalanmalara yol açarak vücudu fazla enerjiyi depolama eğilimine yönlendirebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Şeker Türü ve Sindirim Süreci Belirleyici</strong></p>

<p>Şerbetli tatlıların içerdiği yüksek şeker oranı nedeniyle daha fazla metabolik yük oluşturabileceğini belirten Selçuk, özellikle fruktozdan zengin tatlıların karaciğerde trigliserid üretimini artırabileceğini; uzun süreli açlık sonrası sindirim sisteminin yavaş bir başlangıç yaptığını, bu süreçte tüketilen yoğun şekerli tatlıların hem kan şekeri hem de tokluk hormonları üzerinde dengesizlik yaratabileceğini ifade etti.</p>

<p>Tatlı tüketiminin yalnızca kalori açısından değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Selçuk, ultra işlenmiş ürünlerin bağırsak mikrobiyotası ve inflamatuvar yanıtlar üzerinden metabolik sağlığı etkileyebileceğini, bu nedenle besin kalitesi ve işlenmişlik düzeyinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Porsiyon ve Sıklık Dengesi</strong></p>

<p>Ramazan döneminde tatlı tercihinde ölçünün temel kriter olduğunu belirten Selçuk, sütlü tatlıların haftada 2–3 kez küçük bir kâseyle sınırlandırılabileceğini, güllacın haftada 1–2 kez orta bir dilim şeklinde tüketilebileceğini; meyve ve yoğurt kombinasyonlarının daha sık tercih edilebileceğini, şerbetli tatlıların ise haftada 1 kez küçük bir dilimle sınırlandırılmasının daha dengeli bir yaklaşım olacağını söyledi.</p>

<p>Çikolata ve paketli tatlıların rutin hale getirilmemesi gerektiğini vurgulayan Selçuk, alternatif olarak iftar sonrası 1–2 adet hurma ile az miktarda ceviz tüketilebileceğini de sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>“Önemli Olan Yasak Değil, Denge”</strong></p>

<p>Ramazan’da tatlı tüketiminin bir yasak meselesi olmadığını belirten Selçuk, bilinçli seçimler ve kontrollü porsiyonlarla hem sofraların keyfinin korunabileceğini hem de metabolik dengenin desteklenebileceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><i>Fotoğr</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/iftar-sonrasi-tatli-tuketimine-dikkat-ramazanda-metabolik-surec-hassaslasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/02/g-o-r-s-e-l-095501599.jpg" type="image/jpeg" length="76129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat Kurtarmanın Yolu Bu Eğitimden Geçiyor]]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/hayat-kurtarmanin-yolu-bu-egitimden-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/hayat-kurtarmanin-yolu-bu-egitimden-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyükşehir’den personel ve STK’lara ilk yardım eğitimi;]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenli olarak gerçekleştirdiği ilk yardım eğitimleri, kurum personelinin yanı sıra talepte bulunan STK’lara da veriliyor. Eğitimler, toplumda ilk yardım bilincinin yaygınlaşmasına katkı sunarken, katılımcılara hayat kurtaran bilgi ve beceriler kazandırıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>16 SAATLİK EĞİTİM PROGRAMI</strong><br />
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bünyesindeki kurum ve kuruluşlara yönelik temel ilk yardım ve Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) eğitimlerine devam ediyor. Alanında uzman hemşireler tarafından teorik ve uygulamalı olarak verilen eğitimler 16 saat sürüyor. Personelin yanı sıra talepte bulunan STK temsilcileri de programdan faydalanabiliyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>67 BİNİ AŞKIN KİŞİ EĞİTİMDEN FAYDALANDI</strong><br />
Büyükşehir Belediyesi tarafından 2019-2025 yılları arasında 35 bin 311 kişiye “Halk Sağlığı”, 27 bin 788 kişiye “Genel İlk Yardım”, 3 bin 896 kişiye ise “Temel İlk Yardım” eğitimi verildi. Böylece 6 yıllık süreçte toplam 67 bin 107 kişiye ulaşıldı. 2026 yılının Ocak ayında ise 112 kişi eğitim programlarına katıldı. Geçtiğimiz yıl temel İlk yardım eğitimlerine 411 kişi, ilk yardım güncelleme eğitimlerinden ise 379 kişi faydalandı.</p>

<p></p>

<p><strong>A’DAN Z’YE TEORİK VE UYGULAMALI EĞİTİM</strong><br />
Sanayi Mahallesi Ömer Türkçakal Bulvarı üzerinde bulunan eğitim merkezinde; temel yaşam desteği ile tam tıkanmalarda heimlich manevrası, yaralanmalar, hayvan ısırmaları, kırık-çıkık-burkulmalar, sıcak çarpması, kanamalar, kalp krizinde ilk yardım, zehirlenmeler ve hasta taşıma teknikleri gibi birçok başlık ele alınıyor. Eğitimler, teorik bilginin yanı sıra uygulamalı çalışmalarla pekiştiriliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>BAŞARILI KURSİYERLERE SERTİFİKA</strong><br />
Eğitim alan katılımcılar, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan sınavda başarılı olmaları halinde 3 yıl geçerli “İlk yardımcı Sertifikası” ve “İlk yardımcı Kimlik Kartı” almaya hak kazanıyor. Bu belgeyle katılımcılar, acil durumlarda bilinçli ve doğru müdahale yapabilecek resmi yetkinliğe sahip oluyor.</p>

<p></p>

<p><strong>HAYAT KURTARAN EĞİTİMLER VERİLİYOR</strong></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği eğitimlerle günlük yaşamda meydana gelebilecek kaza ve acil sağlık durumlarında, sağlık ekipleri olay yerine ulaşana kadar yapılması gereken ilk müdahalenin doğru ve zamanında gerçekleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/hayat-kurtarmanin-yolu-bu-egitimden-geciyor</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/02/hayat-kurtarmanin-yolu-bu-egitimden-geciyor-8.JPG" type="image/jpeg" length="68121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı Açıkladı: 'Bu Hastalıktan Utanmak Tedaviyi Geciktiriyor']]></title>
      <link>https://www.kocaelimeydan.com/uzmani-acikladi-bu-hastaliktan-utanmak-tedaviyi-geciktiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kocaelimeydan.com/uzmani-acikladi-bu-hastaliktan-utanmak-tedaviyi-geciktiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hemoroid (basur) hastalığının toplumda sık görülmesine rağmen utanma ve ameliyat korkusu nedeniyle tedavinin geciktirildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Faruk Özkul, 'Hastalığın en sık görülen belirtileri makatta kanama, ağrı, kaşıntı, şişlik ve dışkılama sırasında zorlanmadır. Günümüzde uygulanan modern yöntemlerle dikiş ve pansuman gerektirmeyen tedaviler mümkündür' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hemoroid (basur) hastalığının toplumda sık görülmesine rağmen utanma ve ameliyat korkusu nedeniyle tedavinin geciktirildiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Faruk Özkul, 'Hastalığın en sık görülen belirtileri makatta kanama, ağrı, kaşıntı, şişlik ve dışkılama sırasında zorlanmadır. Günümüzde uygulanan modern yöntemlerle dikiş ve pansuman gerektirmeyen tedaviler mümkündür' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Faruk Özkul, hemoroidin makat bölgesindeki toplardamarların genişlemesi ve sarkması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirterek, 'Hastalığın en sık görülen belirtileri makatta kanama, ağrı, kaşıntı, şişlik ve dışkılama sırasında zorlanmadır' dedi.</p>

<p>Hemoroidin her zaman cerrahi müdahale gerektirmediğini ifade eden Op. Dr. Özkul, 'Erken evre hemoroidlerde ilaç tedavisi, beslenme düzenlenmesi ve bazı küçük girişimsel işlemlerle başarılı sonuçlar alınabilir. Ancak ileri evre, yani 3. ve 4. derece hemoroidlerde cerrahi tedavi daha kalıcı bir çözüm sunmaktadır' diye konuştu.</p>

<p>Günümüzde klasik ameliyatlara alternatif olarak modern tekniklerin uygulandığını kaydeden Özkul, 'Lazerle hemoroid tedavisi, hemoroidal arter ligasyonu (HAL-RAR) ve lastik bant yöntemi gibi uygulamalarda genellikle açık yara oluşmaz. Bu nedenle dikiş atılmasına gerek kalmaz ve çoğu hastada günlük pansuman ihtiyacı olmaz. Bu yöntemler hastalara önemli avantajlar sağlar. Daha az ağrı hissedilmesi, iyileşme süresinin kısa olması, hastaların günlük hayatlarına daha hızlı dönebilmeleri ve enfeksiyon riskinin düşük olması bu tekniklerin öne çıkan özellikleridir. Ayrıca hastanede kalış süresi de oldukça kısalmaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Hastaların büyük bir kısmı aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilmektedir'</p>

<p>Dr. Özkul, ameliyat sonrası sürecin genellikle konforlu geçtiğini de ifade ederek şöyle konuştu:</p>

<p>'Hastaların büyük bir kısmı aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilmektedir. Çoğu hasta birkaç gün içerisinde normal yaşamına dönebilmektedir. Bu dönemde beslenme düzeni, yeterli su tüketimi ve kabızlıktan korunmak iyileşme sürecini doğrudan etkilemektedir. Her hemoroid hastasına aynı yöntem uygulanmaz. Hastalığın evresi, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve daha önce geçirdiği operasyonlar dikkate alınarak en uygun tedavi yöntemi belirlenmelidir. Bu nedenle uzman hekim değerlendirmesi şarttır.'</p>

<p>'Utanmak tedaviyi geciktiriyor'</p>

<p>Toplumda hemoroid şikayetlerinin gizlenmesinin tedaviyi geciktirdiğine dikkat çeken Op. Dr. Özkul, 'Birçok hasta utanma duygusu nedeniyle geç başvurmaktadır. Oysa erken dönemde doktora başvurmak, ameliyatsız tedavi şansını artırmakta ve daha konforlu yöntemlerin uygulanmasına imkan tanımaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte hemoroid tedavisi daha kolay hale geldi. Hemoroid artık korkulacak bir hastalık değildir. Günümüzde daha konforlu, daha az ağrılı ve günlük yaşamı minimum düzeyde etkileyen tedavi seçenekleri mümkündür' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kocaeli, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kocaelimeydan.com/uzmani-acikladi-bu-hastaliktan-utanmak-tedaviyi-geciktiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kocaelimeydancom.teimg.com/crop/1280x720/kocaelimeydan-com/uploads/2026/02/agency/iha/uzmani-acikladi-bu-hastaliktan-utanmak-tedaviyi-geciktiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="43037"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
