Saadet Partisi İl Başkanı Recep Sarıdoğan, bölgede tırmanan gerilim ve İran’a yönelik saldırılar hakkında bir basın açıklaması yayımladı. Sarıdoğan, yaşanan süreci bir dış politika meselesinden ziyade Türkiye’nin istikbali ve huzuru meselesi olarak tanımlayarak, Milli Görüş’ün yarım asırlık ferasetiyle hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
"ABD, İsrail’in Garsonudur"
Açıklamasında Necmettin Erbakan’ın meşhur benzetmelerini hatırlatan Sarıdoğan, küresel emperyalizmi bir timsaha benzetti. Sarıdoğan, "Bu timsahın üst çenesi ABD, alt çenesi Avrupa, kuyruğu ise İsrail’dir. Hocamızın deyimiyle; Amerika, İsrail’in garsonudur. İsrail siparişi verir, Amerika masaya getirir. Bugün İran’a yapılan saldırıların mutfağında İsrail, servisinde ise ABD vardır" ifadelerini kullandı.
"Sıra Türkiye’ye Getirilmek İsteniyor"
Sarıdoğan, asıl hedefin sadece İran olmadığını, Siyonizm’in "Büyük İsrail" projesi kapsamında bölgeyi dizayn etmeye çalıştığını belirterek şu uyarıda bulundu:
"Erbakan Hocamızın uyardığı gibi; Irak, Libya ve İran’dan sonra sıra Türkiye’dir. Komşumuzda yangın istemiyoruz. İran’ın istikrarsızlaşması demek; yeni mülteci akınları, terör örgütlerine alan açılması ve enerji krizi demektir. Biz bu oyuna gelmeyecek, komşumuzun yanında durarak kendi vatanımızı savunacağız."
"Mezhep Değil, İslam Birliği"
Bölgedeki mezhepsel fitne çabalarına karşı "Tevhid" vurgusu yapan Sarıdoğan, dindar kesime seslenerek; "Bizim için Şii-Sünni meselesi yoktur, Müslümanların birliği meselesi vardır. Kerbela’nın acısını yeni fitnelerle tazelemek isteyenlere inat; biz 'İslam Birliği' diyoruz. Safımız mazlum halkların yanıdır" dedi.
"İsrail Ancak Güçten Anlar"
Saadet Partisi olarak ne mezhepçi ne de dar ideolojik bir kalıpla hareket ettiklerini söyleyen Sarıdoğan, tek çıkış yolunun D-8 (Gelişmekte Olan Sekiz Ülke) organizasyonunun canlandırılması olduğunu ifade etti. "İsrail laftan anlamaz, sadece güçten anlar" diyen Erbakan’ın sözünü hatırlatarak; bölge ülkelerinin el ele vermediği müddetçe kan ve gözyaşının dinmeyeceğini savundu.
"Çözüm D-8 ve Yeni Bir Dünya"
Türkiye’nin Batı’nın stratejik maşası olamayacağını ifade eden Sarıdoğan, çözümün kağıt üzerinde değil güç birliğinde olduğunu belirtti:
- Kasr-ı Şirin Vurgusu: 1639’dan beri değişmeyen sınırın Türkiye’nin en büyük güvenlik kalesi olduğu hatırlatıldı.
- Anti-Emperyalist Duruş: Karşılıksız basılan dolarlar ve "demokrasi" yalanlarıyla bölgenin yağmalanmasına karşı dik duruş çağrısı yapıldı.
- Güç Odaklı Siyaset: "İsrail laftan anlamaz, güçten anlar" sözüyle bölge ülkelerinin el ele vermesi ve D-8’in canlandırılması gerektiği savunuldu.
Sarıdoğan açıklamasını, "Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz. Zafer, inananların ve hakkı üstün tutanlarındır" sözleriyle noktaladı.