SOMA GERÇEĞİ

 Öncelikle elim maden kazasında yaralanan çalışanlarımıza acil şifalar, şehit kardeşlerimize de Yüce Rabbimden rahmet niyaz ederek satırlarıma başlamak istiyorum.

Soma faciası, gündemimize iş kazalarını tekrar getirdi. Maalesef ülkemiz önlenemez iş kazaları gerçeği ile karşı karşıya. Her yıl bir savaşta kaybedilenden kadar çok insanımız iş kazalarıyla ya hayatını kaybediyor yada sakat kalıyor.

Sorunun kaynağı ise esasen kanunlarımız değil, yetersiz denetimler ve eğitim eksikliği. İş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin layıkıyla yapılmayışı üzerine kanunda belirtilen tüm eğitim hükümlerine  rağmen işletmelerin sadece geçiştirerek yaptığı yetersiz ve eksik eğitimler iş kazalarına davetiye çıkartıyor.

Soma gerçeğinin altında yatan nedende yetersiz denetim ve eğitim. Kazadan kurtulan işçilerimiz anlatımları kurtulamayanların ciddi bir kısmının eğitim yetersizliği nedeniyle hayatlarını kaybettiği gerçeği bizlere haykırıyor. Yine kazadan kurtulan bir madencimiz 1,5 saat demirleri emerek demirde bulunan oksijenden faydalanmak suretiyle hayatta kaldıklarından bahsederken, bu kuralı bilemeyen çalışanların nasıl hayata veda ettiklerini de anlatıyordu.

İş sağlığı güvenliği demek sadece koruyucu malzeme kullanımı anlamına gelmemeli. İyi iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının başında periyodik, ölçülebilir eğitimler gelir.

Denetimlerde maalesef eğitim kayıtları ve eğitim değerlendirmelerine yeterince önem verilmediğini biliyoruz. Yoksa bilinçli eğitimli bir çalışan kazaya sebebiyet verebileceğini bile bile, veya kurtuluş çarelerini bile bile nasıl kendini koruma zafiyeti gösterebilir ki!

Umarım Soma; Sendikalar, devlet ve çalışanlarımız için bir milat olur. Umarım iş kazalarının  önlemesindeki iki önemli unsur olan doğru denetim ve etkin eğitim unsurları göz ardı edilmez.

Soma’dan ders alması gerekenler umarım derslerini almışlardır. Millet olarak uluslar arası camiada bir çok alanda liderliğimizi ilan ettiğimiz gibi iş kazalarının düşüklüğü konusunda da liderliğimiz ilan ederiz.

Soma ülke tarihimizde çok acı bir sayfa olarak yerini alacak ve onlarca yıl millet olarak bu travmanın etkisinde kalacağız. Hayatında hiç Soma’yı görmemişlerimiz bile artık kendisini birazda Soma’lı hissedecek. Soma ismi bize acı ve hüznü hatırlatacak. Her somalı bizim için bir kardeş mesabesinde olacak.

En pahalı öğretmen maalesef tecrübedir. Ülke olarak madencilik anlayışı konusunda en pahalı dersi alarak madencilik mesleğinin artık nasıl icra edilmesi konusunda sanırım hem fikiriz. Nasıl ki 2006 yılında Tuzla’da toprağa gömülen zehirli variller ülkemiz çevre yönetim politikamız için bir dönüm noktası olmuş ve devrim niteliğinde kararlarla konu Avrupa normları seviyesine yükseltilmişse, bu durum madencilik sektörü içinde geçerli olacaktır. Keşke çok daha önce yapabilseydik.

Maalesef ülkemizde hala tehlikeye açık birçok konu var. Sözlerimiz başında belirttiğim gibi de esasen konu eğitim ve denetim. Yine hatırlayacaksınız, her akşam haberlerde Tuzla’dan gelen tersane kazalarını izliyorduk. Sonra sıkı denetim ve etkin eğitimle sorunlar ciddi oranda  çözülüverdi.

Soma’yı bahane edip ülkeyi karıştırmak isteyenlere ise sözlenecek pek fazla bir şey yok. Onların zaten hayatları, içine düştükleri fitne ve nefret çukurunda debelenmekle geçiyor. Allah ıslah eylesin.

Biz hayır ve şerrin Allah’dan geldiğine inan, kaza ve kadere iman etmiş müminleriz. Bizi de bizden başkasının anlamasını beklemiyoruz. Evet ölümler kaderdi. Eğer kader olmasaydı aynı patlamada birileri kurtulurken, birileri hayatını kaybetmezdi. Biz buna Takdir-i İlahi  diyoruz. Bize düşen ise dünyevi tedbirleri almaktır.

Sıhhat ve selametle kalınız…