SUSTUKÇA GÜÇLENDİM BEN

Bazen insan kelimelere fazla güvenir. Sanki her şey anlatılınca anlaşılacak, her duygu ifade edilince karşılık bulacak sanır.

Oysa en çok da konuşarak kaybederiz bazı şeyleri. Çünkü kelimeler bazen yetmez, bazen de fazla gelir. Yanlış yerde söylenmiş bir cümle doğru bir duyguyu bile eksiltebilir. İşte o zaman anlar insan, konuşarak yapamadıklarını susarak yaptığını. Ben bunu geç fark edenlerdenim. İçimde birikenleri anlatmanın cesaret olduğunu sandım uzun süre. Her hisse bir cümle, her kırgınlığa bir açıklama aradım. Susarsam eksik kalırım zannettim. Oysa asıl eksilen kendimmişim. Her şeyi anlatırken kendimi tükettiğimi görmemişim. Birine kendini ne kadar çok anlatırsan o kadar az anlaşılabiliyorsun bazen. Çünkü herkes duyduğu kadar değil, anladığı kadar yer açıyor sana. Ve bazı insanlar senin en derin cümlelerini bile yüzeyde bırakabiliyor. İşte o an susmanın aslında bir vazgeçiş değil, bir seçim olduğunu öğreniyorsun.

Susmak ilk başta zor geliyor. İçinde bağıran bir sürü şey varken sessiz kalmak insanın kendine karşı verdiği en büyük mücadele gibi. Ama zamanla fark ediyorsun ki susmak bir eksiklik değil, bir güç. Her şeyi söylemek zorunda olmadığını anladığın an içindeki yük hafiflemeye başlıyor. Konuşarak anlatamadığın şeyleri susarak hissettirebildiğin anlar var. Bir bakışta, bir mesafede, bir geri çekilişte saklı kalan gerçekler ve işin en garip tarafı, seni gerçekten anlamak isteyen zaten o sessizliği de okuyabiliyor.

Susarak sınırlar çiziyorsun. Susarak kendini koruyorsun. Susarak bazı insanların sana ulaşamayacağı bir yere geçiyorsun. Eskiden susmayı kaybetmek sanırdım. Şimdi biliyorum ki bazen susmak kendini seçmektir. Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin. Her yanlış anlaşılmayı düzeltmek zorunda değilsin. Herkese kendini ispatlamak zorunda hiç değilsin. Çünkü insan en çok anlatmaktan vazgeçtiği yerde büyüyor.

Bir gün geliyor, artık anlatmak istemiyorsun. Yorgunluktan değil, farkındalıktan; anlaşılmak için çırpınmanın ne kadar boş olduğunu gördüğün için. Ve o gün içindeki sessizlik seni korkutmuyor. Aksine huzur veriyor. Eskiden kalabalık cümlelerin vardı, şimdi sade bir sessizliğin var. Eskiden herkese açıktın, şimdi kendine ait bir yerin var. Ve en güzeli artık kendini kaybetmiyorsun.

Sonra bir şey daha fark ediyorsun: susarak kaybettiğini sandığın insanlar aslında hiç senin olmamış. Susarak uzaklaştığın yollar seni en doğru yere getirmiş. Ve hayat hiç beklemediğin bir anda sana yeniden konuşmak isteyeceğin insanlar çıkarıyor ama bu kez farklısın; artık neyi söyleyip neyi içinde tutacağını biliyorsun. Artık sessizliğinde kelimelerin kadar değerli.

İşte o zaman anlıyorsun: susmak seni eksiltmedi, seni tamamladı. Ve en sonunda, içinden geçen o cümleyi gülümseyerek kuruyorsun: ben sustum ama hayat benim adıma en doğru cümleleri kurdu. Ve her şey olması gerektiği gibi, sessizce ama huzurla yerini buldu...