Savaşlarda tüm kozlar acımasızca kullanılırken, karşı taraf için kullanırken, son koz düşmanın en yakınındaki gizli adamını harekete geçirmektir. Eğer bu adam da kullanılmışsa bu demek oluyor ki düşmanın elindeki tüm savaş materyalleri tükendi. Aslında bu düşman için bir nevi tükenmişliğinde bir göstergesi.
Tarih de kişiler, devletler, yüzyıllar değişse de olayların genel seyri hep birbiri ile paralellik arzediyor. Haçlılar Osmanlı ile baş edemeyince savaş alanlarında bir bir malup olunca, sancaklarda yıllarca işledikleri şehzadeleri, cemaatleri öne sürüp devleti karıştırma ve içten bölme yoluna gitmişlerdi. Dikkat edin bu yolu hep Osmanlıya karşı meydanda kazanım elde edemeyeceklerini anladıklarında en tükenmiş zamanlarında devreye sokuyorlardı.
Osmanlı İmparatorluğu cephesinde böyle bir ihanet sarsıcı olsa da alınan hızlı sert tedbirler sebebiyle fitne ateşini hemen söndürme cihetine gidiliyordu. Devletin âli menfaatleri gereği çok kereler Divan-ı Humayum’da alınan şehzadelerin katli kararını birçok padişahımız içi kan ağlayarak da olsa onaylamak zorunda kalmıştır.
İnsanın canından bir parça olan evladı veya kardeşinin idamını imzalıyor oluşu ne büyük bir ızdıraptır Yâ Rab!
Bu derin acıyı tüm anne ve babalar tahmin ediyor olmalı.
Tarih fitne odaklarının isminden pek bahsetmez, tarih daha çok zalimde olsa merhametlide olsa tüm cesaret ve kararlılığı ile düşmanın üzerine açık ve mertçe yürüyen safını her daim bildiğimiz kişileri yazar. Kanuni Sultan Süleyman ve Şarlken gibi.
Çok acı bir şekilde tarih binlerce kez olduğu gibi tekerrür ediyor. Türkiye’nin yükselişini bin bir türlü girişimle önleyemeyenler son kozlarını sahaya sürüyorlar. Buna mukabil devletin aynı Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü dönemlerinde olduğu gibi aynı türden refleks gösterdiğini görüyoruz. Dikkat ettiyseniz en güçlü dönem ifadesini kullandım. Çünkü aynı tür saldırılar Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıf dönemlerinde geldiğinde devlet aynı kararlılık ve cesaretle olayların üzerine gidememiş ve bu durum nice kahraman paşa ve padişahlarımızın azline veya katline yol açmıştır. Sonrası malum verilen imtiyaz ve topraklar vs.
Allah’a binlerce şükürler olsun ki şuan için güçlü bir Türkiye, güçlü bir liderimiz ve onu canı pahasına seven bir millet var. Devletimize karşı geliştirilen bu saldırıların kısa sürede püskürtüleceğine inancım bu anlamda tamdır.
Peki ya sonra ne olacak? Ömrünü hizmete adamış, dünyadan geçmiş ülkesi ve Ümmet-i Muhammed için koşan Önden Giden Atlılar’a ne olacak?
Umarım bu süreç mücahit kardeşlerimizi de yutmaz. Onların yaptıkları hizmetleri sekteye uğratmaz. Umarım Türkiye bu son virajı da arabayı devirmeden alır. Yoksa 28 Şubatçıların dediği gibi bu süreç 1000 yıl daha sürerse bu milletin kaderine 1000 yıl daha kölelik düşer.