Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde enkaz altından 12 saat sonra kurtarılan Nurgül Karamert, deprem gecesi kaybolan kızı Gözde'yi 27 yıldır arıyor. Gözyaşları içinde seslenen anne Karamert, 'Artık bizi çocuğumuzla kavuştursunlar. Anneciğim ben çok mücadele verdim. Seni aramak, bulmak için çok mücadele verdim ama sana ulaşamadım anneciğim. Sen gelince hayatım tamamlanacak, hep yarım kaldık' dedi.

Deprem anında 6 yaşında olan kızının sarsıntıdan sonra bir teğmen tarafından bulunarak askeri hastaneye götürüldüğünü, ardından da daha sonra vefat eden Albay M.T. tarafından himaye altına alındığını iddia eden Karamert, kızına kavuşmanın hayalini kuruyor.

Deprem felaketinin ardından evladını bulabilmek için çalmadık kapı bırakmayan, kızını arayışını ve verdiği zorlu mücadeleyi daha önce kaleme aldığı 'Gözde-Sesimi Duyan Var Mı?' isimli kitabıyla da duyurmaya çalışan acılı anne, yetkililerden yardım bekliyor.

'12 saat boyunca eşimle yan yanaydık ama birbirimizi görmüyorduk'

17 Ağustos akşamı kızı Gözde'yi uyuttuğunu, kendisinin de uykuya daldıktan sonra depremin yaşandığını anlatan Karamert, 'O sarsıntıyla odanın kapısı kapandı. Benim bağırmama eşim uyandı, yani o ilk sarsıntıyla uyanmamıştı. Kapıyı zorladım, açmaya çalıştım, eşim de arkadaydı. Kapı açıldı. Bina şiddetli bir şekilde sallanıyordu ama o andaki tek düşüncem, Gözde'yi alıp çıkmaktı. Gözde'nin odasına gitmekti. Kapı açıldı, yan yanaydık zaten, iki adım attık antre vardı; orada yıkıldı. Gözde'nin tam kapısının eşiğindeydik aslında ama odanın içine giremedik. Orada yıkıldık. Gözde'nin sesini hiç duymadım. Zaten 12 saat boyunca eşimle yan yanaydık ama birbirimizi görmüyorduk. Aramızda beton üstümüzdeydi. Ben 14 saat, eşim de sanırım enkaz altında kaldı' dedi.

'Gözde'yi askeri hastaneye bir teğmen götürmüş'

Kurtarıldıktan sonra eşi ve kendisinin yaralı şekilde hastaneye kaldırıldıklarını aktaran Karamert, kızı Gözde'nin kayboluş sürecine ilişkin iddialarını şöyle sıraladı:

'Daha sonra Gözde'nin askeri hastaneye gittiğine dair bir bilgi aldık. 15 gün ben hastanede yattım, eşim de 65 gün yattı. Onun durumu çok kötüydü, benden daha kötüydü. 15 gün süren tedavimin ardından ben hastaneden çıktım. Direkt askeri hastaneye geldik. Gözde'yi askeri hastaneye bir teğmen götürmüş. Gözde'yi boş arsada ağlarken bulmuş, kendisi başından yaralanmış. O teğmen de bizim yan binamızdaki başka bir arkadaşına misafirliğe gelmiş o akşam. Çocuktur, kırığı çıkığı olabilir diye onu da alıp hastaneye götürmüş, geri getirecekmiş amacı oymuş. 'Yürüyordu, hiçbir şeyi yoktu' dedi. Onunla görüştük. Askeri hastaneye kadar girmişler. Orada bayılmış teğmen. Ayıldıktan sonra Gözde yokmuş. Yanında çocuk yokmuş, sormuş. 'Yanımda bir çocuk vardı, gördünüz mü?' diye sormuş. Kimse görmemiş.'

'20 yıl boyunca mücadele verdim'

Karamert, yıllarca kızını bulabilmek için verdiği mücadeleye dikkati çekerek, 'Uzun bir süreç. Tek başıma mücadele verdim, yapabildiğim ne varsa onu yapmaya çalıştım. Tabii ki polis araştırsın diye uğraştım ve ben bu uğraşıya tam 20 yıl verdim. Bir yetkiliye ulaşmak için 20 yılımı heba etmişim. Aslında önemsenmedi. Gerçekten deprem kayıplarına hiç değer verilmedi. Ben niye bir anne olarak Türkiye'de yaşarken 20 yıl boyunca polis araştırsın diye uğraşayım? Neden yani? Ne kadar uzun bir süreç...Bir çocuk doğuyor ve askerlik çağına geliyor. Nasıl bir acıdır ki 20 yıl niye ben bunun mücadelesini verdim?' diye konuştu.

'Gözde'nin yaşadığına dair yüzde 90 gibi umutlar, ifadeler, bir sürü kanıtlar var'

20 yıllık mücadelenin ardından polisin olayı araştırması için dosyanın açıldığını ifade eden Nurgül Karamert, inancını hiç yitirmediğini belirterek, şöyle devam etti:

Merdiveni gördü, kendi kendini kurtardı
Merdiveni gördü, kendi kendini kurtardı
İçeriği Görüntüle

'Pandemi zamanıydı. Kendi kendime 'Başardın' dedim çünkü kendi kendime yapabileceklerim çok sınırlıydı. Tabii ki polisin araştırmasıyla benim araştırmamın hiç alakası olmaz. Sanki böyle sırtınızda yük taşırsınız da bir anda atarsınız ya, öyle hafiflemiştim ki... Gerçekten çok umut etmiştim. 'Tamam, başardın. Polis araştırıyorsa kesin bir şey bulacak' dedim çünkü ben bunu hissetmek istediğim için hissetmedim, bir anne olarak gerçekten ben 'Gözde'nin yaşadığını, kalbinin atışını, nefes aldığını hissediyorum' dedim. İçimde öldüğüne dair hiçbir şey yoktu, baştan beri yoktu. Bu hissimin arkasındaydım. Polis de araştıracak deyince çok umutlandım, 'Kesin bulunacak' dedim. Bir ay geçti, iki ay geçti, bir yıl geçti, iki yıl geçti... Evet, çok uğraştılar polisler ama polisler de bazı şeylere takıldı. Tabii ki savcı izin vermeyince gerekenleri yapamadılar. Kendi istediklerini yapamadılar en azından, savcının isteği doğrultusunda yapıldı. Albayın eski eşi Saadet Hanım'ın ifadesi alındı, 'Bilmiyorum' dedi, ki biliyor. Hala daha söylüyorum, biliyor, saklıyor. Peki bir insanın hani polislerin de beyanı bu yöndedir, dosyalar zaten açıp baksınlar; Gözde'nin yaşadığına dair yüzde 90 gibi çok büyük bir orandır yaşadığına dair umutları, ifadeleri, bir sürü kanıtlar var. En büyük şahit kız kardeşiydi. O albayı ilk ihbar eden kişi.'

'2,5 yıl olacak hala komisyon önünde incelemede'

Tüm bu araştırmaların ardından hukuki engellere takıldığını ve dosyanın kapandığını ifade eden Karamert, 'Albay, kız kardeşi ile telefonla konuşurken bir kızı depremden sonra himayesine aldığını anlatmış. Hatta Gözde ve Mert diye aklında kalmış. Sonra kadın beni televizyonda görmüş. Yine bir kanala çıkmıştım, aynı çocuk olabilir, abisinin aldığı çocuk olabilir diye kendisi bizi buldu. Hatta kendisinin de her yerde ifadesi vardır. Kendi oğlunun da ifadesi var. İtiraz ettim, itirazım nihai ret aldı. Tekrar itiraz ettim bir üst mahkemeye; şu anda 2,5 yıl olacak hala komisyon önünde incelemede. Ben, beni izleyen hakim, savcı kim varsa, ya da bunun yetkilisi, bu dosyayı kim inceliyorsa... Gerçekten merhametine sığınıyorum, vicdanına sığınıyorum. Merhametli ve vicdanlı bir savcı ya da bir hakim bekliyorum. Ben zaten çok uzun yıl beklemişim, neredeyse 30 yıl olacak. Neden ret verilecek ya da kabul edilecek diye beni bu kadar bekletiyorsunuz? Bu kadar dosya aslında belliydi. O kadar çok dosya var ki, bir tanesini okusa aslında anlayacaktı. Okudular mı, okumadılar mı onu da bilmiyorum. Artık gerçekten kimin merhametine sığınacağımı da bilmiyorum. Bunca yıl çabaladım, evet çok uğraştım, çok mücadele verdim ama mücadelenin sonunda Gözde'yi bulamadım. Gözde'yi bulmamda kim yardım eder onu da bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum' ifadelerini kullandı.

'Artık mücadeleden gerçekten yoruldum'

Duygularının karmakarışık olduğunu, çok yorulduğunu anlatan ve gözyaşları içinde yardım çağrısında bulunan acılı anne, şunları kaydetti:

'Gerçekten çok yoruldum. Dünya gözüyle 3 çocuğumu bir arada görmeyi çok istedim, çok mücadele verdim ama olmadı yani, olduramadım. Neyi eksik yaptık ya da neyi çok fazla yaptık onu da bilmiyorum. Beynim gerçekten durmuş vaziyette, ne yapabilirimi zaten hiç bilmiyorum çünkü yapılabilecek, kendi başıma yapabileceklerimin hepsini yaptım. Gözde'siz çok zor geçti. İki tane daha çocuğum oldu, evet onların da annesiydim ama hiç normal bir anne olamadım. Onların hiçbir suçu yok evet biliyorum ama bu kadar mücadele verirken, bu kadar hayat mücadelesi verirken, bu kadar kafa doluyken çok dört dörtlük bir anne miyim? Asla zaten öyle bir iddiam olmadı ama elimden geleni yapmaya çalıştım. Hem Gözde'yi aradım hem çocuklarımın ikisine annelik yapıp ne oluyorsa arkalarında durmaya çalıştım, büyütmeye çalıştım. Hep mücadeleyle geçti hayatım, gerçekten her işim mücadeleyle geçiyor. Artık mücadeleden gerçekten yoruldum. Lütfen yetkililere sesleniyorum artık, gerçekten yeter. Artık bizi çocuğumuzla kavuştursunlar. 3 çocuğumu bağrıma basıp düşünmek istiyorum. Gözde belki evlenmiştir, çocukları olmuştur bilemiyorum. Belki bizi istemeyecek, onu da bilmiyorum. Tek istediğim onu dünya gözüyle görmek. Varsın beni istemesin. Bileyim ki iyi bir yerde yaşıyor, hayatı güzel geçmiş. 'Hayatı nasıl geçti? diye düşünmeyeyim en azından. Acaba kötü şartlarda mı yetişti? Sürekli bunu düşünmek çok zor, bunu yaşamak çok zor. Bulabilme umudumu yitirmek üzereyim artık, yardım alamıyorum. Tek başıma yapamıyorum.'

'Sen gelince hayatım tamamlanacak'

Son olarak yıllardır aradığı kızı Gözde'ye seslenen anne Karamert, 'Anneciğim ben çok mücadele verdim. Seni aramak, bulmak için çok mücadele verdim ama sana ulaşamadım anneciğim. Sen beni izliyorsun, ben seni isteyerek vermedim. Sana ne yalanlar söylediler bilmiyorum ama ben seni arıyorum ve bekliyorum. Sen gelince hayatım tamamlanacak anneciğim, hep yardım kaldık. İnşallah beni izleyen merhametli yetkililer vardır. Herkesin vicdanına sığınıyorum' dedi.

Kaynak: İHA