Klasik tıbbın hastalığın tanısı ve tedavisine odaklanan yaklaşımına ek olarak, bu yaklaşımın kişinin neden hastalandığını anlamayı hedeflediğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Fonksiyonel tıp yaşam tarzı alışkanlıkları ile sağlık arasındaki ilişkiyi değerlendirir. Beslenme düzeni, uyku kalitesi, stres düzeyi, fiziksel aktivite, bağırsak sağlığı ve kronik inflamasyon gibi birçok faktör fonksiyonel tıbbın temel değerlendirme alanları arasında yer alır” açıklamasında bulundu.

Körfezli Annelerin Sahilde Sağlık Yürüyüşü
Körfezli Annelerin Sahilde Sağlık Yürüyüşü
İçeriği Görüntüle

Modern tıbbın yerine geçen bir yöntem olmayan fonksiyonel tıp, özellikle yaşam tarzı ve metabolik süreçlerle ilişkili kronik hastalıklarda destekleyici bir rol üstlenir. Obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, yağlı karaciğer hastalığı, irritabl bağırsak sendromu, migren ve bazı otoimmün hastalıklarda bu yaklaşımın daha sık gündeme geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Beslenme, hareket, uyku ve çevresel faktörlerin sağlık üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirir. Düzensiz beslenme, hareketsizlik, kronik stres ve yetersiz uyku; inflamasyon, bağırsak sağlığı, hormonal denge ve enerji metabolizması üzerinde belirleyici olabilir. Fonksiyonel yaklaşım, bu etkenleri bütüncül bir bakış açısıyla ele alır. Amaç, kişinin beslenme düzenini, uyku kalitesini ve günlük alışkanlıklarını iyileştirerek sağlık yönetiminde daha aktif rol üstlenmesini sağlamaktır” dedi.

Aynı hastalığın nedeni herkeste farklı olabilir

Fonksiyonel tıbbın temelinde yer alan kök neden analizi, aynı hastalığın farklı kişilerde farklı nedenlerle ortaya çıkabileceği anlayışına dayanıyor. Hastalığın yalnızca sonuçlarına değil, gelişim sürecine de odaklanan bu yaklaşımın kişiye özel değerlendirme imkânı sunduğunu belirten Dündar, “Aynı tanıyı alan iki kişide hastalığa yol açan faktörler birbirinden farklı olabilir. Bir hastada hareketsizlik ve insülin direnci ön plandayken, başka bir hastada uyku bozukluğu veya kronik stres daha belirleyici olabilir. Benzer durum kronik yorgunluk için de geçerlidir. Sabah yorgun uyanmanın arkasında uyku düzensizliği, kronik stres ya da hücresel enerji üretimiyle ilgili sorunlar yer alabilir. Bu nedenle fonksiyonel yaklaşım, her bireyin sağlık durumunu kendi koşulları içinde değerlendirerek kişiye özgü bir yol haritası oluşturmayı hedefler” dedi.

Bağırsak sağlığı ve ruh hali arasında bir güçlü bağlantı var

Bağırsak mikrobiyotası ile beyin arasındaki ilişkinin son yıllarda tıp dünyasında yoğun şekilde araştırıldığını dile getiren Dündar, “Bağırsak-beyin ekseni olarak adlandırılan bu sistem, bağırsak bakterileri, bağışıklık sistemi ve beyin arasında güçlü bir iletişim ağı bulunduğunu gösteriyor. Bağırsak sağlığının; stres yanıtı, ruh hali, uyku düzeni ve kaygı düzeyi üzerinde etkili

olduğu düşünülüyor. Ayrıca kronik inflamasyon, düzensiz beslenme ve mikrobiyotadaki değişimlerin depresyon ve kaygı bozukluklarıyla ilişkili olabileceğine dair bilimsel veriler giderek artıyor. Ancak depresyon ve kaygı bozuklukları biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları bulunan karmaşık sağlık sorunlarıdır. Bu nedenle psikiyatri desteği, psikoterapi ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi büyük önem taşır. Fonksiyonel yaklaşım ise beslenme, uyku, fiziksel aktivite, bağırsak sağlığı ve stres yönetimini destekleyerek bu sürece katkı sağlayabilir” dedi.

Fonksiyonel tıpta testler kadar yaşam alışkanlıkları da önemli

Fonksiyonel tıpta mikrobiyota analizleri, gıda intolerans testleri ve gelişmiş hormon analizleri gibi değerlendirmelerden yararlanılabildiğini paylaşan Dündar, “Ancak bu testler tek başına anlam taşımaz. Sonuçların hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve standart laboratuvar değerlendirmeleriyle birlikte ele alınması gerekir. Benzer şekilde vitamin ve mineral destekleri de yalnızca hekim önerisi doğrultusunda ve ihtiyaç halinde kullanılmalıdır. Kontrolsüz takviye kullanımı sağlık açısından risk oluşturabilir” dedi.

Detoks kavramına da gerçekçi yaklaşmak gerektiğinin altını çizen Dündar, “Vücudun doğal arınma sistemi zaten karaciğer ve diğer organlar tarafından yürütülür. Bu süreci desteklemenin yolu ise ultra işlenmiş gıdaları azaltmak, aşırı şeker tüketiminden kaçınmak, yeterli uyumak, gün ışığından yararlanmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmektir” bilgilerini verdi.

Sağlık kararlarında sosyal medyaya değil bilime güvenin

Fonksiyonel tıbbın temelinde kanıta dayalı tıp yaklaşımının yer aldığını vurgulayan Dündar, “Sosyal medyada sıkça karşılaşılan mucize diyetler, detoks programları, kontrolsüz takviye kullanımı ve bilimsel geçerliliği olmayan testlere karşı dikkatli olunmalı. Sağlıkla ilgili kararların mutlaka hekim değerlendirmesi ve bilimsel veriler doğrultusunda alınması şart. Fonksiyonel tıbbın temel hedeflerinden biri, kişilerin sürdürülebilir ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmesine destek olmaktır” dedi.