Başkan Gökçe:“Cumhuriyet, Geleceğe Birlikte Yürüme İrademizdir”
Başkan Gökçe:“Cumhuriyet, Geleceğe Birlikte Yürüme İrademizdir”
İçeriği Görüntüle


Bazen öyle insanlar olur ki, onları ilk kez görüyor olsanız bile, yıllar süren dostluk, kardeşlik ve akrabalık birdenbire kalbinizde kök salar. Kocaeli TÜM Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Başkanı Erkan Gül, saygıdeğer Hüseyin Kurt, Ümit Demirel, Zahir Yıldız, Uğur Gültekin, Cengizhan Ayçiçeği, Nedim Sarı, Sinan Kaya ve diğer değerli kardeşlerimizle olan buluşmamız da işte böyle unutulmaz anlardan biriydi.

389521

23 Ekim 2026'da onları anavatanımız Azerbaycan'ın başkenti, güzel Bakü'de ağırlamak bizim için sadece bir misafirperverlik örneği değildi. Çünkü Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkiler, devletlerarası ilişkilerin sınırlarına sığmayan, ortak bir tarihe, ortak köklere, ortak kültüre ve manevi değerlere dayanan kutsal bir kardeşlik bağının somutlaşmış halidir. Bu birlik, geçmişten aldıkları güçle geleceğe güvenle adım atan iki kardeş halkın sarsılmaz iradesinin bir ifadesidir. Kalplerimizin bir parçası haline gelen Milli Lider Haydar Aliyev'in "Tek millet, iki devlet!" sözleri, bu ebedi gerçeğin en eksiksiz ve en parlak ifadesidir.

389523

Bu yüzden kardeşlerimizi misafir olarak değil, vatanlarına, ocaklarına dönmüş yerliler olarak karşıladık. Çünkü onlar yabancı bir ülkeye değil, kalplerin sınır tanımadığı anavatanları Azerbaycan'a gelmişlerdi. Bakü sokaklarında, halkımızın samimiyetinde, dostane buluşmalarda ve her konuşmada aynı milletin ruhu, aynı köklerin sıcaklığı hissediliyordu. Bu akrabalığın nefesi, attıkları her adımda, duydukları her sözde ve gördükleri her gülümsemede yaşıyordu.

Ziyaret sırasında kardeşlerimiz, Türkiye Cumhuriyeti Azerbaycan Büyükelçiliği Ticaret İşleri Müsteşarı Yaşar Baltaçı, Türkiye İşadamları Birliği (TÜİB) Başkan Yardımcısı Nedim Kaya ve diğer yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmeler sadece ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda kardeşlik bağlarını daha da güçlendirdi. Burada, ortak geçmişten güç alarak ortak bir geleceğe yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.

Bu değerli insanlarla ilk kez karşılaşıyordum. Onlarla tanışmam, Azerbaycan Cumhuriyeti "Hocalı Soykırımının İlerletilmesi" adlı kamu derneğinin başkanı, saygıdeğer gazeteci Şamil Sabir oğlu aracılığıyla gerçekleşti. İlk karşılaşmanın yarattığı mesafe hissi birkaç dakika içinde kayboldu. Gözlerindeki Azerbaycan sevgisi, konuşmalarındaki vatanımıza duydukları saygı ve kalplerindeki samimiyet, sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz ve aynı duyguları paylaşıyormuşuz gibi bir atmosfer yarattı.

Azerbaycan hakkında söyledikleri güzel sözler, halkımıza duydukları saygı ve ülkemizin başarılarına duydukları sevinç, kalplerinde sonsuz bir gurur duygusu uyandırdı. Azerbaycan'ın kalkınmasından, Karabağ zaferinden ve bölgede kazandığı prestijden büyük bir sevinçle bahsettiler. Çünkü Azerbaycan'ın sevinci Türkiye'nin sevincidir ve Türkiye'nin gücü Azerbaycan'ın gücüdür.

Üç gün süren bu kısa yolculuk, uzun süreli dostluklar kurmak ve kalplerde yakınlık yaratmak için yeterli oldu. Ayrılık anı yaklaştıkça, herkes bunun bir veda değil, bir sonraki buluşmaya kadar kısa bir ara olduğunu anladı. Bu yüzden, kardeşlerimizi Bina havaalanında uğurlamayı ahlaki ve kardeşlik görevim olarak gördüm. Bu sadece bir veda değil, Azerbaycan sevgisini kalplerinde taşıyan insanlara duyulan saygı, onur ve samimi bağlılığın bir ifadesiydi.

Onlar sadece sözleriyle değil, davranışlarıyla da Azerbaycan'ı sevdiklerini kanıtladılar. Bakışlarında, konuşmalarında ve her ilişkilerinde Azerbaycan'a duydukları sevgiyi gördük. Bu tür insanlar, devletler arasında kurulan resmi köprülerden daha güçlü manevi köprüler kurarlar. Çünkü kalpten gelen kardeşlik duygusu zamanın sınavlarından geçer ve sonsuza dek sürer.

Bugün Azerbaycan-Türkiye kardeşliği sadece iki devlet arasındaki bir iş birliği değil, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılan ortak tarih ve kutsal değerlerin manevi bir mirasıdır. Çanakkale'nin kahramanlık ruhundan Şuşa'nın Zafer Şarkısı'na uzanan yol, bu birliğin ne kadar güçlü ve sarsılmaz olduğunu tüm dünyaya göstermektedir.

Bu kardeşlik sadece iki devletin dostluğu değil. Binlerce yıldır hafızalara işlemiş ortak bir kaderin, ortak bir vicdanın ve ortak bir ruhun ebedi bir yansımasıdır. Tarihin çetin sınavlarından geçerek çelik gibi güçlenen bu birlik, haritalara sığmaz veya sınırlarla sınırlandırılamaz. Çünkü Azerbaycan-Türkiye kardeşliği, Yüce Allah tarafından yazılmış kaderle mühürlenmiş, kalplerde yaşayan kutsal bir bağdır.

Bu bahçe, 20. yüzyılın başlarında Bakü'nün kurtuluşu sırasında Çanakkale'nin kahramanca siperlerinde şehit düşen "Kafkas İslam Ordusu" askerlerinin anısında ve Karabağ'ın özgürlüğü için canlarını veren cesur insanların kanında yaşıyor. Bizler, aynı kökten büyüyen iki çınar ağacı, aynı ocaktan yanan iki meşale, aynı ruhun ayrılmaz iki vücut bulmuş haliyiz. Aramızda mesafeler olabilir, ama kalplerimiz arasında asla bir ayrılık olamaz.

Şehitlerimizin saf ruhları milletin yoluna ışık saçıyor ve gazilerimizin kahramanlığı, Türklerin yenilmez ruhunun canlı bir sembolü olarak yaşamaya devam ediyor. Onların fedakarlığı, kardeşliğimizin ve birliğimizin en güçlü temelidir.

Yüzyıllar değişsin, nesiller birbirinin yerini alsın, zaman kendi yolunu izlesin, ama Azerbaycan-Türk kardeşliği sonsuza dek yaşasın. Bakü'den Ankara'ya, Şuşa'dan İstanbul'a, Gence'den Kocaeli'ye uzanan bu manevi köprü her geçen gün daha da güçlensin. Dostlarımız bu birliğin gücünden faydalansın, düşmanlarımız ise bu sarsılmaz irade karşısında çaresiz kalsın.

Yüce Allah, Azerbaycan ve Türkiye'nin birliğini kıyamet gününe kadar yüceltsin, şehitlerimizin ruhlarına rahmet eylesin ve gazilerimize sağlıklı bir yaşam ve güçlü bir irade versin. Hilalli Türk bayrağı ve üç renkli Azerbaycan bayrağı, zafer semalarında her zaman yan yana dalgalansın.

Çünkü iki ayrı eyalet olsak da, tek bir milletiz. İki farklı bayrak altında yaşasak da, aynı kalbin atışı, aynı ruhun nefesiyiz.

Türkün ışığı sönmez, Türkün iradesi bükülmez, Türkün kardeşliği sarsılmaz! Azerbaycan-Türk birliği sadece geçmişten bir miras değil, aynı zamanda geleceğe verilmiş kutsal bir yemindir. Bu yemin yaşadığı sürece, bu ruh yaşadığı sürece ve bu bayraklar dalgalandığı sürece, Türk dünyasının ufkunda güneş asla batmayacaktır!

"Kendilerine 'Ben Türküm!' diyenlere ne kadar çok sevindim!" Yaşasın Azerbaycan-Türk kardeşliği, yaşasın Türklerin sarsılmaz birliği ve ebedi zaferi!

AJB üyesi Movsumaga Adalatoğlu,