17 Ağustos depremi bizden çok şey götürdü. Çok insanımızı kaybettik. Eşimiz, dostumuz akrabalarımız bir gece ansızın göçüp gittiler. Hepsini rahmetle anıyorum.

O gece yaşanan büyük sarsıntı ağır hasarlar bıraktı bizde.

Ancak daha da kötü bir durum vardı. Gelecek ile ilgili ciddi manada belirsizliklere sebep olmuştu Gölcük depremi. Ortaya çıkan konut sorunları, yaşam mücadelesi içindeki insanların içinde bulundukları zorlu durumun daha da kötüye gitmesine neden oluyordu.

Arızlı konusunda yaşananlar hala gözümüzün önünde...

Daha da kötüsü var, çok uzakta değil lerak eden Körfez'e baksın. Belirsizliğin belkide tam manası ile karşılığı olan bir husus var ilçede.

Barbaros Mahallesi'nin durumunu herkes merak ediyor. Burada yaşayan insanlar kendilerine uzanacak bir yardım elini, inanabilecekleri bir devlet adamı istiyorlar. Ve her şeyden önce sözünün eri insanların vaatlerine muhtaç durumdalar. 1999'dan bu yana maalesef bir kişi bile çıkıp da sonunu getirebileceği bir söz veremedi.

Konuştukları kelamlar hep havada kaldı. Konuyu sık sık gündemine getiren Erhan Yenilmez'in iktidarı kaybetmesinden kaynaklı olarak bir şey yapabilmesi zaten beklenemezdi. Ancak Yunus Pehlivan, AK Parti hükümetinin gücünü de arkasına almıştı. Zaman zaman mahalleye gidip milletle oturdu, kahve toplantılarında kendileriyle sohbetler etti. Bir takım vaatlerde bulundu, sözler verdi.

Geçtiğimiz günlerde mahalleden bazı dostlarımla yaptığım özel sohbetimde yine hiç bir adımın atılmadığını ve hatta ümitlerinin de tükenme noktasında kaldığını söylediler.

Evet, Barbaros Mahallesi sakinleri, AK Parti iktidarından da ümidini kesmiş gibi görünüyor.

Mahallede yaşayan insanlar ve sanayi arasında tercih yapmak zorunda kalan devlet otoritesi, maalesef olumlu kararını sermayeden yana kullanmıştı. Yıllardır bu mahallede yaşayan halka da, "Size yukarılarda yer vereceğiz" diyerek, yerinizden yurdunuzdan ayrılın, terkedin buraları dendi.

Evet, yanlış okumadınız, bugünkü devlet anlayışının tam anlamıyla karşılığı Barbaros Mahallesi sakinleri için budur.

Bugün için Kocaeli ve Körfez'de, insanını sanayi kuruluşları kadar değerli görmeyen bir yönetim anlayışı bulunmakta. Gerçekten katlanması zor bir durum...