Okumamış olanlara,  "Doktor İhmali" başlıklı yazımı okumalarını tavsiye ederim. Her iki yazıda da anlatılanlar, birgün herkesin başına gelebilir! 

Nitekim, benim başıma gelen vahim olay, bir başkasının başına da gelmiş. Anlattıklarıyla birkez daha yaşadım o kötü akşamı. Okurumuzun, başına gelen olayı anlattığı mektubu aynen aktarıyorum:


GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜYORDU!

31 Ekim 2012 saat 17:50 Ekrem YALÇIN yani amcam kalp krizi geçirip evinde yığılıp kaldı.Can havliyle elinin altındaki telefondan beni aramayı başardı.
Bu arada 3 defa 112 ambulansı aramama rağmen müzik dinletip sonunda meşgule attılar.Anladımki iş başa düştü.Biraz baygın biraz gayretiyle onu arabama götürmeyi başardım.
3 dakika içerisinde Gölcük devlet hastanesi aciline yetiştirdim.Acil servisde ekg cihazına bağlandı ve tansiyonu ölçüldü.Ardından kan tahlilleri yapıldı.
Ardından nöbetçi pratisyen doktor olan Duygu hanım tahlil ve ekg sonuçlarına bakarak herhangi bir sorununuz yok dedi.Tabi amcamın ağrı ve inlemeleri hiç dinmeden devam ediyordu.
Doktorun yanına tam 4 kere gidip eğer alaının değilse kardiyoloji uzmanınız varsa ona gösterelim , burda çözemeyiz derseniz de başka hastaneye sev edin dedim.
Her seferinde aldığım cevap ''hastanızın bir şeyi yok senden benden sağlam'' cümlesi idi.Buarada saat 20.00 olmuştu. Amcam can havliyle oğlum burda bağıra bağıra
ölüp gideceğim içime bir şeylerin aktığını hissediyorum dedi.Ben daha fazla dayanamayıp göz göre göre adam gidecek diyerek tekrar doktorun yanına gittim.
Doktor ; hastanızın bir şeyi yok sevk edemem ve de ambulans veremem dedi.Bunun üzerine ben de imza karşılığı hastamı kendi aracıma sedye ile alarak aracımın arkasını
yatak şeklinde hazırlayıp amcamı bindirdim ve Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve araştırma hastanesine Umuttepeye götürmek için yola çıktım.Yine acil müşahadeye girdik , 
lakin orada teşhisi 3 saatte ancak koyabildiler.Teşhis : kalbin aort damarı yırtılmış ve içine akıyor denildi.Saat 23:20.Bu ameliyatı yapamayacaklarını yaparsalar da hastanın masada kalacağını 
yani yaşamını yitireceğini belirttiler.Burdanda göz gör göre hastamızı ölüme terkedemeyeceğimiz için ambulansla ve sevkle Özel Konak hastanesine gittik.
Koskoca 800 yataklı Kocaeli Üniversitesi Eğitim araştırma hastanesi 100 yataklı Hastaneye sevk ediliyor.Sağlıkta dönüşüm projelerinin harika sonuçları tabi...
Sonrasında sağolsun Murat Güçlü hocamız ve ekibi ameliyatı üstlendiler.Saat 24.00 de ancak ameliyata alınabildi.
Ameliyat için kan gerektiği için Kocaeli devlet hastanesinin kan bankasına gittiğimizde cihazlarının arızalı olduğu gerekçesiyle
kan veremedik.1 saat de orda bekledik.Hastamız ameliyatta yaşam mücadelesi veriyor , bizden kan bekliyor biz cihaz gerekçesiyle kanımızı veremiyoruz.
Bu arada başbakanlık ve sağlık bakanlığını arayarak gerekli sözlü şikayetlerde de bulunduk.
En son gece saat 02 de tekrar umuttepe araştırma hastanesinin kan bankasına ancak o da çalışanların nazına rağmen verebildik.
Saat 03 itibariyle ameliyata kan yetiştirebildik.Saat 06:30 itibarı ile de hastamız ameliyattan başarı ile çıkarılabildi.
Bu ameliyatın ölüm yüzdesi yüksek çok riskli olduğunu doktorumuz zaten belirtmişti.Hamdolsun Mevlaya hastamız kurtuldu.
Özel Konak Hastanesindeki Sn.Murat Güçlü ELEVLİ ve ekibine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bu olayın üzerine düşmese idik hastamız büyük ihtimalle şuan yaşamıyor olacaktı.

Gerek KOcaelideki Hastaneler birliği gerekse Bu olayların yaşandığı hastane idare yetkililerine sesleniyorum: 
İnsan hayatı bu kadar ucuzmu ? Hani sağlıkta dönüşüm projeleriniz ? Mesele bina yapıp , içine cihaz koymaktan ibaret değildir.
Acil birimlerine pratisyen hekimleri koyuyorsunuz , anlamasalar bile birşeyiniz yok diyorlar.
Hiç değilse yoğunbakımda yetişmiş pratisyenleri koyun ki birşeylerden anlasınlar.
Bu sistemi ya otursursunuz ya da bu nedenlerle ölen her insanın vebali tüm sorumluluarın boynunadır.

Bu sistemin kurbanı benim amcam olacaktı.

SAYIN YÖNETİCİLER ŞU OTURDUĞUNUZ KOLTUKLARDAN KALKIP BİRŞEYLER YAPIN ARTIK , BIRAKIN BÜROKRASİLERİ DE ARTIK BU SİSTEME BİR ÇÖZÜM ÜRETİN , 

Saygılarımla
Mehmet YALÇIN
Hastanın Yeğeni


Öncelikle Ekrem beye geçmiş olsun demek istiyorum. Yaşanılan bu olaylardan çok net anlaşılıyor ki, Acil Servislere Acil düzenleme gerekiyor! Acil Servisler, gerçekten acil durumu olan, hayati tehlikesi bulunan hastalara teşhis koyamıyor, yetersiz kalıyor. Acil Servislerde pratisyen hekim yanında mutlaka ama mutlaka bir de Uzman Doktor görevlendirilmesi gerekiyor. 

Sağlık Bakanımızdan konuyla ilgili çalışma yapmasını rica ediyorum. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı, insanlar sevdiklerini doktor ihmali nedeniyle kaybetmemeli!

Sağlıkla kalın...