Biz orta yaş veya biraz üstünde bulunan erkekler herhangi bir nedenle bir araya geldiğimizde hemen VKS(Vatan Kurtarma Seansı)’ye başlarız. Dış politikada, ekonomide hükümetin yaptığı hataları, yapması gerekenleri, devletin gücünü, siyasi ve coğrafi konjonktürü…  gibi büyük meseleler konuşuruz. Bu kadar insan bu kadar yıldır konuştuğu halde, memleketimiz olması gereken  yerin bir hayli uzağındadır. Belki de, yapabileceklerimizi değil de yapamayacaklarımızı konuşma hastalığımız depreşiyor, böylece havanda su dövmüş oluyoruz.

         Ünlü bir doktor, tebdil-i memleket eder, taşındığı sokağa ismiyle birlikte “Dünyanın en ünlü doktoru” tabelasını astırır. Bir süre hiçbir hasta uğramaz kendisine. Tabelasında sonra bir değişiklik yapar, bu defa isminin önüne “Bu ülkenin en ünlü doktoru” yazdırır. Yine gelen hasta yoktur. Sırayla “Bu şehrin en ünlü doktoru”, “Bu semtin en ünlü doktoru”, “Bu sokağın en ünlü doktoru” yazdırır, hasta müşteri bekler. Yine gelen olmaz. Bu defa sadece “Doktor” unvanını kullanır, hastalar gelmeye başlar, zaman içinde ismindeki unvanın kapsamını öncekinin tersine yavaş yavaş büyütür. Hasta sayısı gittikçe artmaktadır. Zamanla o sokağın, o şehrin, o ülkenin en ünlü ve en çok kazanan doktoru olur; ama geçen zaman pahalı bir tecrübe olarak artık geride kalmıştır.

         Bu tür hataları hepimiz yapıyoruz; mümkünü değil, mümkün olmayanı konuşuyoruz ya da yapmaya kalkışıyoruz.

         Büyük düşünmek güzel, düşündüğümüz şey olabilecek şeyse bu daha güzel. Olamayacak şeyleri düşünmek beyhude bir uğraş. Bu tip insanlara hayalperest deniyor. Hayalperest insanın da elde ettiği, bir “hiç”tir. Olabilecek olanı düşünmeli ve olacak şeye de olabilecek noktadan başlamalıyız. Bir somun ekmeğini yemek mümkün; ama dilim dilim olursa. Somunu birden yemeğe kalkarsanız, bu sizde hazımsızlık yapar, gülünç duruma düşersiniz. Bir işe ters taraftan başlarsanız, sonuç alamayacağınız için yapacaklarınızın teminatı olarak gösterebileceğiniz yaptıklarınız da olmayacaktır.

         Kuş bile tüylenmeden uçmaz. Ancak küçük işleri başaranların büyük işleri konuşmaya ve yapmaya hakkı vardır. Yoksa adama “ Sen nesin ki ne yapabileceksin?” derler.