Yine bir yıl dönümü ve yine bir Cumhuriyet Bayramı…

Cumhuriyetin ilan edilişinin 103. yılını kutluyoruz…

Yüz yıllık bir cumhuriyet geçmişimiz var. İnsan ömrü için uzun ama bir ülke için çok kısa bir zaman dilimi…

Türkiye Cumhuriyeti, çok genç denilebilecek bir ülke…

Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te ilan ettiği cumhuriyeti her yıl dönümünde coşkulu bir şekilde tüm yurtta kutluyoruz; anlam ve önemini anlatan etkinlikler düzenliyoruz.

Ülke olarak cumhuriyetin değerini çok iyi biliyor, cumhuriyeti toplumun her kesimine yaymak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

Cumhuriyet bir yönetim şeklidir.

Anayasa ve yasalar temelinde halkın seçimler yoluyla temsilcilerini seçmesi, seçilen temsilcilerin ülke halkı adına ülkeyi yönetmesidir.

Hiç şüphemiz yoktur ki cumhuriyet, monarşiden ve teokrasiden daha iyi bir yönetim şeklidir.

Ağır aksak da olsa, eksik de olsa yine de cumhuriyet…

Son yıllarda komşu ülkelerin emperyalist güçler tarafından işgal edilmesi, cumhuriyetin ne kadar büyük önem arz ettiğini fark ettirdi.

Emperyalist güçler komşu ülkeleri kan gölüne çevirdi; ne İran ne Irak ne Suriye ne de Afganistan kaldı.

Her bir Orta Doğu ülkesi dünya haritasından silindi desek yeridir.

Silinmese de varlıkları ile yoklukları birdir.

Her birisi sömürge ülkesi olmuş durumdadır.

Kimisini ABD, kimisini İngiltere, kimisini Fransa sömürmektedir.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış, ülkeyi işgalcilerden kurtarmış ve cumhuriyeti kurmuştur.

Türkiye’nin kaderini değiştirmiştir.

Ülkemizde bugün huzur varsa bunu Atatürk’e borçluyuz.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”

“Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.”

“Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”

Teokrasiden demokrasiye geçiş sözleridir.

Ümmet anlayışından millet olmaya geçiştir.

Yok oluştan kurtuluştur.

Cumhuriyet, bir günde kutlanacak bir bayram değildir.

Cumhuriyet, devlet yönetiminde egemenliğin halka ve millete ait olduğu, devlet başkanının ve yöneticilerin belirli bir süre için seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçimidir.

Kelime kökeni olarak Arapça “halk topluluğu” anlamına gelen “cumhur” sözcüğünden türemiştir. Batı dillerinde ise Latince “kamusal şey” veya “kamu yararı” anlamına gelen res publica ifadesine dayanır.

Padişahlıktan, krallıktan, hanlıktan, sultanlıktan kurtuluştur; insan olmak, insanca yaşamaktır.

Hak, hukuk, adalet demektir…

Demokrasinin, hukukun, adaletin olmadığı yerde ot bile yeşermez.

Cumhuriyeti bir günlük resmî bayrama indirgemek, cumhuriyetin değerini bilmemek demektir.

Hâlâ kadının adı yok komşu ülkelerde…

Atatürk, kadınlara seçme ve seçilme hakkını Avrupa ülkelerinden daha önce verdi.

Kadınların toplumsal yaşamın içinde olması için tüm yasal düzenlemeleri hayata geçirdi.

Kadınlar erkeklerle eşit hâle geldiyse bunun mimarı Atatürk’tür.

Mesele, ülkenin bir doğrultuda var olup gitmesi değildir.

“Dünya Tarihi” kitabımda da anlattığım gibi, insanlığın varoluşundan bu yana birçok ülke kurulmuş, yükselmiş ve çökmüştür.

Dünya tarihi, yok olmuş ülkelerle doludur.

Demokrasinin olmadığı, teokrasinin ve monarşinin olduğu bir ülke uzun süre ayakta duramaz; sonunda mutlaka yıkım yaşanır ve ülke tarihten silinir.

En büyük güvence cumhuriyettir.

Kıymetini bilmek gerekir.

Bir gün değil, her gün cumhuriyeti içimizde yaşamalı, ülke yönetiminde var etmeliyiz.

İnsanlar değil, yasalar üstün olmalıdır.

İnsanlar yasalardan üstün olursa cumhuriyet yıkılır; cumhuriyet yıkılırsa ülke yıkılır. Tekrar var etmek için yıllar yetmez.

Cumhuriyet fazilettir!

Kıymetini hep beraber bilelim!