Tabi o dönemde en büyük hedef, salonu 2010 yılında ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek olan Dünya Basketbol Şampiyonası'na hazırlayabilmekti. Fakat olmadı. Başaramadık. Birçok işte olduğu gibi kente belki de büyük bir vizyon ve ekonomik hareketlilik kazandıracak olan bir önemli aktiviteden olduk.
Çünkü başta siyasi erkan olmak üzere memleketin ileri gelenleri bu salonun o dönemde memlekete kazandırılabilmesi için pek uğraş vermedi.
Hakkını yememek lazım, Fikri Işık'ı biraz ayrı tutmak gerektiğini düşünüyorum...
Fakat o döneme yetiştirilemeyen, dünya kupası zevkinden kentin insanını mahrum bırakan otorite sahipleri, salonu şimdilerde AK Parti'nin il kongresine yetiştirmeye çalışıyor. Hem de iktidarın bütün gücü ve imkanları ile.
Öyle ki, Bakan Nihat Ergün bile, bugüne kadar pek ilgilenmediği spor salonu inşaatını yerinde görmeyi kendine bir zaruret görmüş. Şimdi tüm seferberlik, muhtemelen Başbakan Erdoğan'ın da katılımı ile düzenlenecek olan il kongresine kadar salonun inşaatını yetiştirmek. Sadece dünya şampiyonası ve kongre örnekleri bile gösterir ki, kentin imajı biraz daha geri planda bırakılmış her nedense...
Başlığı okuyunca belki bir komplo teorisi gibi algılayabilirsiniz mevzuu. Şu Kurtlar Vadisi dizisinin Mehmet Karahanlı karakteri vardı. İzleyenler hatırlayacaktır. Hani Polat'ın babası. Bu adam da, Türkiye'nin Irak'a asker göndermemesi nedeniyle dizi senaryosuna göre kendisini baron yapanlar tarafından öldürülmüştü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da sanki böyle bir gücün etkisindeymiş gibi Suriye üzerine yoğunlaşmış durumda. Sürekli bu ülkeye girebileceğimizin mesajlarını veriyoruz.
Allah sonumuzu hayretsin. Savaşa giriyoruz galiba. Umarım tez zamanda bu olumsuz fikirden kurtarırlar kendilerini. Zira çevremizde neredeyse hiç dostumuz kalmadı. Bu bizi zorlar gibime geliyor...