Bir nazarla başlayan sevdanın doğasıdır, olgunluğunu sorulan soruların istenilen cevaplarla tamamlaması. İstediğin gibi olmasa bile hayra yorulması. Ve aranan cevapların diyetidir, müsamahanın, değerlerinden kaybetmeyecek şekilde son sınırına kadar kullanılması. Çünkü her müsamaha bir hüsn-ü zandır, vesveseden kurtulup kalbin iyilik bahçelerinde gezdiren.
Ne Gerek!
Gerekirse yollar aşmak bir yol bulmak istercesine, acı sözleri tatmak bal yercesine ve sadece sonucu düşünmek kavuşmak istercesine. Öyle ya da böyle çaba gerek, tahammül gerek…
Dünyaya ait, kendin için kullanmak istediğin ne varsa sevda yolunda bir çizgi çekebilmek, hatta silebilmek gerek. Para, makam, şöhret vs… Hayalini süsleyen bu isteklerini sevdiğinin ayağı altına paspas yapabilmek gerek… Beklediğini beklentilerine değil, beklentilerini beklediğine kurban edebilmek gerek. Yani gerekirse vazgeçebilmek gerek…
Zamanı ve mekânı aşmakta zorlanmak, bunlara rağmen sevgini aşındırmamak, sevginle bunları aşındırmak gerek… Yani eksilmemek, bırakıldığın noktada kalabilmek gerek. Bu kadar muhafaza olabilmek için sadakat gerek.
İyilik meleği olmaya çalışan şeytanların şeytani fikirlerinden uzak durmak, söylediklerini duymak fakat dinlememek gerek. Gerekirse duyan sağır olmak gerek.
Bütün bu gerekleri düşünmek gerek… Ve bu gereklerin karşılıklı olduğunu bilmek gerek. Unutmayın ki, birlikte uçabilmek için birlikte kanat çırpmak gerek. O da olmuyorsa kanat çırpana sadakatle sarılmak gerek.
Her şeyden evvel ve her şeyden sonra;
Sevginin tek, ezeli ve ebedi kaynağına teslim olmak, olanları veya olmayanları O’na(C.C.) havale etmek ve adaletinden şüphe etmemek gerek.