Bizleri en çok meşgul eden; bizim sinirimizi bozan, motivasyonumuzu yok eden insan tipleridir.

Neredeyse toplumun yüzde sekseni bu insan tipleri ile doludur.

Karşınıza her yerde çıkarlar.

Nerede güzel bir şey yeşermeye başlasa, toplumsal temelli bir iş yapılsa, başlarlar olumsuz şeyler konuşmaya…

Başarıyı değil; küçük aksaklıkları, gözle görülemeyecek eksiklikleri konuşurlar.

Kendilerine dert edinirler.

Yok efendim onun asıl nedeni şuymuş, yok efendim o iş göründüğü gibi değilmiş, yok efendim işin içinde iş varmış…

Bakma sen onun “iyilik iyidir” dediğine…

İnsanları seviyor gibi gözüktüğüne…

Ne hinoğluhindir o…

İyi de “İyilik iyidir” demenin altında ne yatabilir ki, nasıl bir iş olabilir ki?

Ne dümenler döndürülebilir ki?

Yapılan iş amme işi…

Toplumsal…

Amme…

Anlayacağınız…

Beklentisiz, karşılıksız, menfaatsiz; toplum için, ülke için bir şey yapılamaz mı?

İlla yapılan işin bireysel bir karşılığı mı olmalı?

Onlara göre evet?

Atatürk Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Bandırma Vapuru ile yola çıktı. Samsun’dan başlattı kurtuluş mücadelesini.

Büyük bir mücadele vererek ülkeyi düşmanlardan kurtardı ve cumhuriyeti ilan etti.

Osmanlı devleti Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili yakalama kararı çıkardı.

Mustafa Kemal Atatürk, esir alınabilir, darağacına çekilebilirdi.

Neydi karşılığı?

Kendini bu ülke haklı için feda ettiğinde, bir beklentisi var mıydı?

Hiçbir beklentisi yoktu.

Olamazdı da!

Bilim insanlarına, sanatçılara, edebiyatçılara ne demelidir?

Bir ömür toplum için mücadele etmekteler hem de hiçbir karşılık beklemeden.

Küçük insanların bakış açısı hep şöyledir: İyi bir iş yapılıyorsa mutlaka bireysel bir çıkar vardır.

Karşılıksız iş yapılmaz!

Karşılıksız işi enayiler yapar…

Kafa bu kafa…

Küçük insanlar; kimsenin görmediğini görür, duymadığını duyar, fark etmediğini fark ederler.

İşleri güçleri kişilerdir. Kişileri konuşur, kişileri dert edinirler. Varsa yoksa konu kişilerdir.

"Büyük insanlar fikirleri, vasat insanlar olayları, küçük insanlar kişileri tartışır."

Ne kadar yerinde ve doğru bir söz değil mi?

Küçük insanlar:

Yalancıdırlar.

Riyakardırlar.

Kurnazdırlar..

İftiracıdırlar...

“İyilik iyidir” sözü onlar için hiçbir anlam ifade etmez; anlamsız ve içi boş bir laftır.

Küçük insanlara sadece acıyorum.

Hem de çok…

Tanrının verdiği bu beyni, bedenlerinde boşu boşuna taşıyorlar.

Yazık…

Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedrettin onlara çok uzak insanlardır.

Alacakları hiçbir ders yoktur.

O kadar söz, nasihat boşa mı?

Öğütler, öğretiler…

“Bugün varız, yarın yokuz.” Sözü yeryüzündeki bütün canlılaradır.

Kimse ölümsüz değildir.

Küçük hesaplar niye?

Dar kafalılık niye?

Büyük düşünmek, büyük adam olmak bu kadar mı zor!

Ne kaybedersiniz büyük insan olmak için biraz uğraş verseniz?

Büyük düşünseniz.

Büyük işler yapsanız.

Geçenlerde toplumsal temelli bir şeyler yapmaya kalkıştım.

İyi oldu.

Güzel bir şeyler çıktı ortaya…

Takdir gördü, alkışlandı.

Baktım küçük insanlar çoktan çevresindeki insanları zehirlemeye başlamış.

Dedikoduma başlamışlar…

Görevlerini en iyi şekilde yapmaktalar (!)

Bıktırdılar, kendilerinden tiksindirdiler.

Biraz akıl ya!

Çoğu üniversite mezunu, ülkenin beyaz yakalıları…

Garip ama gerçek…

Okumamışları, cahilleri hiç söylemiyorum.

Olmuyor, inanın olmuyor.

Hep idealize ettik, varılması gereken yer dedik, bir sürü bir şeyler söyledik.

Küçük insanlar işte….

Bizde çokça mevcut…

Ne diyelim…