Viyadük meselesi geçtiğimiz günlerde yapılan Körfez Belediyesi Meclisi'nde gündeme geldi. Tabi mevzu çok büyük tepkileşmeye gebe. Sonuçta söz verilip yapılamayan bir iş var. Seçim bildirgesine konulan, ancak sonu getirilemeyen bir hizmet söz konusu.

Kimse olayı farklı şekilde ele almasın.

Yok Efe'nin dükkanının önü açılacakmış, yok birileri rant sağlarmış, yok Ağadere oradayken olmazmış...

Kimse yan çizmesin kardeşim...

Körfez halkının istediği bir hizmet, maalesef sonuçlandırılamadı.

Bu anlamda son meclis toplantısında konu gündeme getirildiğinde Sayın Yunus Pehlivan'ın yorumlarını da farklı ele almamız gerektiğini düşünüyorum.

Viyadüğün yıkılamaması ve yanına ikincisinin yapılmaya başlanmasında suçu Körfez halkı ve kamuoyunda bulmuş. Gerekçe olarak da Güney ve Kuzey mahallelerinde yapılan ankette yüzde 70, diğer mahallelerde ise yüzde 40 seviyesinde sonuç alınmasını göstermiş...

Hatta daha da ileri giderek, "Bu işte yalnız bırakıldım. Yeterli kamuoyu oluşmadı. Ama ben çok uğraştım" cümlelerini kullandı.

İyi, çok hoş...

Aslında bir yere kadar haklı diyebilirim sayın başkana. Çünkü bu işin yapılmasını o da çok istedi. Bunu kabul etmeliyiz. Ancak ortaya çıkan tabloda bütün suçu kamuoyuna yüklemesi de çok büyük bir hataydı.

Son seçimde AK Parti Körfez ilçede yüzde 40 oranında oy aldı. Bir önceki yerel seçime göre üzerine 6 puanlık bir ilave yapılmış. Dolayısıyla Yunus Pehlivan halktan çok ciddi bir destek görmüş. Yani viyadük gibi büyük sorunları hallet diye milletten yüzde 40 oy almış. Vatandaş daha nasıl destek verebilir ki. Daha nasıl bir başkanın arkasında durabilir ki...

Sonra kamuoyu oluşmasında iş Ankara'ya kadar taşındı. Oralarda çözüm arandı. Zamanın bakanı Osman Pepe'nin olaya nasıl yaklaştığı herkesin malumu. Maalesef iktidar vekilleri içinde Pepe dışında bir kişi bile bu yapının karşısında olmadı.

Büyükşehir Belediyesi de başta sıcak yaklaştığı bu hadiseye sonradan farklı baktığına göre bize göre sorumlu Körfez halkı ya da kamuoyu değil, bizzat AK Parti iktidarının Kocaeli ve Körfez uzuntılarıdır.

Dolayısıyla olayı farklı bir şekilde ele almak en doğru olanıdır. Fakat artık bu işten kimsenin kaçarı yok. Sonuçta ne kadar bağırıp çağırsak da sonuç değişmeyecek.

İlçenin bağrına yeni bir kazık daha çakılıyor...