Geçen hafta Aşçılar ve Garsonlar Derneği’nin açılış toplantısına katıldım. Ay Işığı Derneği lokalinde yapılan açılış toplantısı bana çok şeyler çağrıştırdı. Çeşitli iş yerlerinden çalışan düşük gelirli insanların  bir dernek çatısı altında biraraya gelmesi  beni ülkemin geleceği adına heyecanlandırdı. Derneğin Kurucusu Talha Aydeniz Usta’nın ağzından duyduklarım müthişti. Açıkçası öncelikle böyle bir deneğin kurulum amacının aşçı ve garson hakları gibi sadece maddi konular olabileceğini düşünmüştüm. Gerçi bu hiç de yadırganmayacak bir konu olurdu. Lakin Talha Usta, kuruluş amaçlarının milli ve manevi değerler çerçevesinde aşçı ve garson yetiştirmek olduğunu ifade edince, işte benim insanım bu dedim! Bu necip milletin en önemli özelliği kendisinden daha çok başkalarını düşünmesidir. Sanırım bu necip milleti onca düşmana rağmen hala ayakta tutan duyguda bu olsa gerek.

            Derneğin ilk faaliyet planı,  uyuşturucu bağımlılarının topluma kazandırılması için tedavisi tamamlanan kardeşlerimize aşçılık ve garsonluk  eğitimi vererek onların kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak.

Daha sonrasın da ise daha büyük hedefleri var. Allah bu güzel insanların yollarını açık etsin. Talha Usta’nın güzel bir sözünü de aktarmadan geçemeyeceğim, “Aşçı işçi değil, sanatkardır.”

 

Kaş yaparken göz çıkarmak hakkında…

Daha önce yazmıştık. Lakin kifayet etmedi sanırım. Tekrar yazıyorum. Bir yatırımın tamamlanıp insanların hizmetine sunulması kadar, o yatırımın yapım aşmasının da önemli olduğunu belirtmiştik. Köseköy köprülü kavşak çalışmasından  bahsediyorum. Bu güzel çalışmadan dolayı yetkilileri tebrik ederken, yine sürekli düştüğümüz bir hatadan da bahsetmek istiyorum. Kavşağın yapılma amacı insana hizmet lakin kavşağı yapan şirketin amacı işi biran evvel bitirip mali yapısını güçlendirmek. Hal böyle olunca ortada devasa bir inşaat oluyor fakat bu inşaatın ortasından geçen insan maalesef yeterince hesaba katılamıyor. Hatta bazen öyle oluyor ki! Keşke bu çalışma olmasaydı da bu sıkıntıyı çekmeseydik deniyor. Eve kabul ediyorum tabi ki böyle bir inşaat çalışması hayatın akışını olumsuz etkileyecek. Bu normal, zaten kimsenin de buna bir itirazı yok. Lakin sorun bu durumun istismar edilmesi. Daha iyi bir planlama ve duyarlılıkla  kavşak inşaatının oluşturduğu sıkıntıları minimize etmek kolay. Sadece biraz daha duyarlılık gerek o kadar. 2 saat sonra yapılacak hafriyat çalışması için yolu daraltmak yerine hafriyat çalışmasına 5 -10 dakika öncesinden kapamak binlerce insana hizmet etmektir aslında. Birkaç dozer darbesiyle genişletilebilecek bir yol yine binlerce insanın yüzünde bir tebessüm ve rahatlamaya sebep olacak aslında. Günlük akış yönü yoğunluğuna göre birkaç dubayla yolun genişliğini revize edebilmek mesela!

Ben buna okyanusu geçip, derede boğulmak diyorum. Bunun gibi küçük planlamalarla aslında kavşak inşaatlarını insanlar için cehennem olmaktan çıkarabiliriz. Maalesef şimdilik bu planlama ve duyarlılığı göremiyoruz.

 

“Görmüyor musunuz koskoca proje yapıyoruz olacak o kadar!” 

Hayır efendim bu kadar da olmasına gerek yok. Ortada insanların bu kadar da mağdur edilmesini engelleyici bir durum yok aslında var olan sadece duyarsızlık ve plansızlık. Alelade yok ortasına doğru düzgün hesaplanmadan koyulan 5 – 6 duba insanlara onlarca dakikaya mâl oluyor.

Faydalı iş yapmak güzeldir, Faydalı işi doğru yapmak daha güzeldir.