BAZEN kendi çalıştığım kurum içinde, bazen de çevremizdekilerle Saral-Yağız yarışı hakkında tartıştık sürekli. Kimin kazanacağı son iki güne kadar elbette belli değildi. Bıçak sırtı bir durum söz konusuydu. Sinan Saral, atanmış bir başkandı. Yani genel merkezin desteği onun arkasındaydı.
Bu güçle hareket eden ve mevcut yönetimlerden kimsenin gözünün yaşına bakmayan, radikal rüzgarlar estiren ve birazda kalp kıran bir yönetim anlayışını benimsemişti Saral. Bu durum zamanla kendisi ile ilgili olumsuzlukların yakasına yapışmasına neden oldu. Haliyle üzerine çöken ağırlığın etkisi ile daha fazla ilerlemesi pek mümkün olmadı.
Daha önce de yazmıştım Sinan Bey'in çok fevri bir yapıya sahip olduğunu. Hatta ona sahip çıktığını söyleyen eski tüfeklerin delege güçlerinin şüpheli olduğunu. İsmail Kalkandelen ve Metin Gürsoy'un bu saatten sonra yalnızca yaşlarına hürmet edilmeli. Bunu il kongresinde net bir şekilde gördük. Sonuçta, 99 seçimleri öncesinde aday adayı olan ve üyelerden iki bin oy bile alamayan bir Kalkandelen'den söz ediyoruz.
Sonra Sinan Saral'ın en büyük sorunu, Ahmet Uyanık'la yola devam etme kararıydı. Uyanık ve onunla birlikte hareket eden cenahın bu partiye, bu saatten sonra kazandırabileceği hiç bir şey olamazdı. Nitekim olmadı da. Saral'a en büyük zararı birlikte siyasete devam dediği Uyanık verdi. Bu şahsa olan kin ve nefret seçim sandığına yansıdı ve Saral kaybetti. Görüntü itibarıyla Uyanık'la devam etmek, aynı zamanda partiyi binde 6 seviyesine gerileten Zeybek'le de devam etmek demekti. Yani gelecek için ümit yoktu.
Evet, kabul ediyorum, Sinan Saral, zor bir dönemde görevi kabul ederek bir yerde övgüyü hak etti. Ancak liderlik ve başkanlık çok ayrı bir meziyet. Tepeye çıkmak değil, tepede kalmaktır aslolan. Bu andan itibaren Saral'a sadece hizmetlerinden dolayı teşekkür edilmelidir...
Gelelim diğer tarafa, yani Levent Yağız'a...
Kendisinin basın açıklamasında bulunmuştum. O günkü kalabalık bile Saral'ın topladıklarından daha fazlaydı. Belli ki piyasada Ahmet Uyanık'a olan tepkinin nasıl değerlendirileceğini iyi tespit etmiş. Yönetimin nasıl oluşturulması gerektiğini iyi etüt etmiş. Delegelerin gönüllerinin nasıl alınacağını, içlerindeki ağır topların nasıl bir araya getirileceğini iyi anlamış. Haliyle sonuç olarak böyle manzara ortaya çıkmış. Yanındaki yöresindeki isimler de sanıyorum bu süreci iyi götürmesini sağladı.
En nihayetinde seçimler bitti. Demokrat Parti'de yeni bir yönetim anlayışı artık Kocaeli'ni bekliyor. Kırat misyonunun ilimiz temsilcileri için bundan sonra hayırlı gelişmelerin yaşanmasını temenni ediyorum. Levent Yağız'a işinin zor, hem de çok zor olduğunu hatırlatıp, çalışmalarında başarılar diliyorum.