3 Kasım 2002 tarihi Türk siyaseti açısından bir dönüm noktasıydı. AK Parti'nin daha katıldığı ilk genel seçimlerden yüzde 34 ile birinci parti olarak çıkması elbette büyük olaydı.
Genç Parti'nin MHP, DYP ve CHP'den oy kaçırması ise, Tayyip Erdoğan adındaki liderin ülkede söz sahibi olmasına neden oluyordu. Cem Uzan, aldığı 7.9'luk oy oranı ile hem kendini, hem de Devlet Bahçeli ve Tansu Çiller'in zamanının dolduğunu adeta haykırıyordu.
Ardından yapılan seçimlerde -29 Mart hariç- iktidarın oy oranı sürekli arttı. 28 Mart 2004 yılında yüzde 43, 22 Temmuz 2007'de yüzde 47 ve 12 Haziran 2011 seçimlerinden de yüzde 50 oy alınarak, adeta "Ülkenin geleceğinde biz olacağız" diyordu AK Partililer...
Artık herkes üç dönemini dolduran Tayyip Erdoğan'ın ardından liderlik koltuğuna kim oturacak, bunu merak ediyordu. Ben o koltuğa oturacak kişinin Tayyip Erdoğan karizmasına sahip olabileceğine çok ihtimal vermiyorum...
İşte burada AK Parti'nin milletten sonraki tek dayanağı olan cemaat faktörü devreye girdi. Büyük olasılıkla liderin kendilerinden biri olmasını isteyen cemaat abileri, milli görüş geleneğinden gelenlerin o koltuğa oturmasını engellemek istiyor. En belirleyici unsur olan Tayyip Erdoğan'ın da hasta yatağından kalkamaması, güç dengelerinin cemaat lehine gelişmesi anlamına geliyor.
Başta Bülent Arınç olmak üzere AK Parti'nin 'Erbakan mirasçısı' olan gelenekçi bireyleri ise bunun aksi yönde çalışmalar yapıyor. Çünkü Erdoğan'ın da içlerinden çıkan biri olması nedeniyle bu hakkı kendilerine layık görüyor. Ancak burada ortaya çıkan doğal sonuç ise Arınç'ın başını çektiği, büyük olasılık ile el altından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de desteklediği bu grup belli bir süre sonra sanıyorum gücü de eline geçirecek.
Parti içindeki cemaat ve milli görüş geleneğinden gelenlerin fikirsel çatışması öylesine bir noktaya geldi ki, cemaate yakın yayın organlarının yazarları bile, yazıları ile adeta hükümeti uyarıyor, 'Desteğinizi kaybedersiniz' diyerek bir yerde aba altından sopa gösteriyor.
Fakat konu hakkında Başbakan'ın nasıl bir tavır takınacağı ise bilinmiyor. Sonuçta Gül'ün cumhurbaşkanı olmasındaki gibi belirleyici isim Erdoğan olacaktır. Kendisinin vereceği karar cemaati ne kadar memnun eder işte orasını çok merak ediyorum. Zira son seçim sonuçlarını şöyle bir ele alalım ve AK Parti'nin yüzde 50'lik oy oranını detaylandıralım...
Cemaat yüzde 10-15...
Tayyip Erdoğan yüzde 35-40...
Sanıyorum ne demek istediğimi anladınız...