Kocaeli’nin en büyük avantajlarından biri de İstanbul’a komşu olmasıdır. Bu durum; İstanbul’un tüm imkanlarından kolayca istifade ederken, aynı zamanda İstanbul’un keşmekeşinde ömür tüketmemeniz anlamına geliyor. İstanbul’un o yoğun trafiği, kalabalığı ve üzerinize üzerinize gelen o koca binaları geçip de  Kocaeli’ye giriş yaptığınızda üzerinize bir rahatlama, bir huzur duygusu çöker. Öncelikle masmavi Körfez sizi karşılar, daha sonra yemyeşil dağları ve masmavi gökyüzünü yeniden keşfedersiniz. Yani keyiflidir, Kocaeli’ye gelmek.Ben bu duyguları İstanbul’dan çıkıp da her Kocaceli’ye girişimde yaşıyorum.

 

Bir sabah namazını Orhan Cami’de kılıp, caminin o mütevazi balkonundan şehri seyretmek, pişkin fırından bir simit alıp, çay yudumlamak hele de yanında krem peynir varsa…

 

Bu şehrin çocuğu olmak aynı zamanda bir simitte de keyfi ve mutluluğu bulabilmektir. Sekapark sahilinde tuttuğun üç beş balığı arkadaşlarla cız-bız yapmanın tadına belki de dünyanın en lüks restoranlarında dahi varamazsınız.  

 

Belki genç nesil bilmez ama 30’lu yaşlar ve üstü çok iyi bilir, Fethiye caddesinde tur atmanın keyfini. Arzum pastanesinden çoklarına nasip olmuştur, Selamet Abimizin güzel manileri eşliğinde kuru pasta, börek yemek.

 

Sahi ya! Bu şehirde yaşayıp da, Güven’den sütlü nuriye yemeyen var mıdır acaba!Yeni Cuma avlusuna çözülen devlet meseleleri başka hangi devlet saraylarında çözülmüştür acaba?Gözlemen Tepe’de şehri seyre daldığınızda aklımıza hep geçmişte yaşadığımız anılarımız gelmez mi? Kerpe ve Kefken’de kayaların şeklindeki mucizelere dünyada daha başka nerede rastlayabilirsiniz ki! Bir ilkbahar sabahı Eşme sahilinde yapacağınız kahvaltı ve hemen ardından yürüyüş en romantik Türk filmi tadında değil midir?

 

Kartepe Geyik Tepesi’nden dünya insana ne kadar da başka gözüküyor diy mi? Bulutların üzerinde sanki farklı bir gezendesiniz. Hele biraz daha kalında  görün o bulutlar dağılınca oluşan muhteşem güzelliği!  Harikulade bir ovanın sağında sapanca gölü, solunda İzmit Körfezi adete merhaba der tüm izleyicilerine.

 

Satırlar şehrimin güzelliğini anlatmaya yetmiyor hamdolsun. Bu yüzenden ben Kocaeli’yi seviyorum. Bu yüzden Kocaeli’de yaşıyorum. Bu yüzden ülkemin hangi köşesine gidersem gideyim, Kocaeliliyim demekten büyük zevk alıyorum ve şehrimle gurur duyuyorum.

Öneri!

Daha nefes alan ve sakinlerinin entelektüel seviyesine hizmet eden bir İzmit için halkevi binası ve  yanındaki petrol tesisi  yıkılıp yerine yeşil alan ve bu alan içinde tek katlı ahşap yapılı kırtasiye ve kitap evleri yapılsa nasıl olurdu?  Bu alan, adıyla müsemma kültür parkına dönüştürülebilir diye düşünüyorum. Yalnız,parkta  kitap ve kırtasiyeden başka bir satış reyonu olmayacak. Hadi en fazla çay diyelim o kadar.

Ne dersiniz?