Çiller’in ardından göreve gelen Mehmet Ağar’ın 2004 seçimlerinde DYP’nin oylarını biraz olsun yükseltmesine rağmen, DP ile girdiği 2007 seçimlerinde yüzde 5,4’e gerilemesinin ardından iyice sendeledi bu misyon.
Sonra partinin başına Süleyman Soylu geldi. Süleyman Bey, iyi niyetli çabalarının karşılığını biraz olsun aldı. Her ne kadar 2009’daki oy oranı yüzde 4 seviyesinde kaldı ise de Türkiye genelinde birçok belediyeyi ve Yalova’da il belediyesinin kazanılması nedeniyle dikkat çeken bir performans sergilemişti.
Ancak partinin delegelerinin alınan hatalı olağanüstü kongre kararının ardından Soylu’ya vefa göstermemesi sonrasında yeni genel başkan olarak siyaset eskisi Hüsamettin Cindoruk belirlendi. Cindoruk, gelir gelmez 12 Eylül referandumunda ‘Yetmez ama evet’ dediği için Soylu’yu ihraç etti. Bu şin sonucunda ise partide meseleler iyice içinden çıkılmaz hale geldi.
Artık parti toparlanamaz bir vaziyete gelmişti. Bu kez koltuğa oturan Namık Kemal Zeybek de BTP ve Haydar Baş ile yaptığı ittifakla sıkıntılı sürece ve başarısızlığa doğru açılan yelkeni biraz daha büyüttü.
Artık parti hezimete doğra daha bir hızla ilerliyordu.
2011 seçimleri ise tam bir hezimetti. Çünkü parti, tarihinde ilk kez yüzde 1’in bile altına düştü. Alınan yüzde 0,65’lik orana bile BTP sahip çıkıyor, ‘İttifak yaptığımız Demokrat Partililer seçim için yeterli çalışmadılar. Bu oran bizim oylarımızdır’ diyecek kadar basite alınmaya başladı Menderes’in mirası olan bu parti.
Son olarak da Gültekin Uysal geçti direksiyona. Ancak Uysal ile de randıman sağlanamadı. Yapılan o kadar girişimden bir türlü sonuç çıkmadı. Üstelik Uysal döneminde bir de büyük tehlike belirdi. O da, mevcut yönetimin, gayrimenkul zengini olan partinin önemli mal varlıklarını bir bir satmak istemeleri akıllarda soru işaretlerine neden olmaya başladı. Buna karşı çıkan partililer ise teker teker dışlandı, dahası haklarında disiplin soruşturması başladı.
Haliyle parti içinde çok ciddi oranda bir muhalif grup oluştu. İşte o muhalif grubun başını Kocaeli teşkilatları çekiyor. Bugün İbrahim Artvinli, Hayrettin Çetinkaya, Ahmet Aydın gibi isimler partinin genel merkezine doğru bayrak açmış durumdalar.
Demokrat Parti’nin genel başkanlığına bizzat getirdikleri Gültekin Uysal’dan yeterince verim alınamadığını söylerken bunu haklı gerekçelerle desteklemeye başladılar. Başlattıkları cumartesi toplantılarına artık sadece Kocaeli’den değil, çevre kentlerden de katılımlar olmaya başladı.
Son toplantıya ise Yalova ve İstanbul teşkilatlarının önemli isimleri katıldı. Muhtemeldir ki, ‘Çoban ateşi’ adı verilen bu parti içi muhalif hareket giderek büyüyecek. Kısa zamanda bu hareketin genel merkeze sirayet edebileceğini açıkça söylüyorum.
Ancak yeter ki bugün bu çalışmayı yapan DP’li dostlarım, yolun yarısında geri adım atmasınlar. Her ne kadar partinin etkili ve özel isimleri bu hareketin içinde ise de, meseleyi çok daha farklı alanlarda konuşmak ve oluşturulan heyecanı daha kapsamlı hale getirmenin zorunluluğuna dikkat çekmek isterim.
Şahsi kanaatime gelince…
İşin özüne inecek olursak, Gültekin Uysal, kendisine tanınan krediyi tamamen tüketmiştir. Artık bu saatten sonra partisine ve ekibine kazandırabileceği bir şey kalmamıştır. Kendisine yakışan işi tadında bırakmaktır. Aksi halde, hala satıp savmaya devam edilir, karşılığında başarı gelmezse hakkında rant söylentileri çıkar ki, bunun kokusu memleketinden bile duyulur.
Oradaki aile fertleri bile bu durumdan rahatsız olur.
Bu sadece dostane ve küçük bir hatırlatma…