Her yıl binlerce çocuğun kaybolduğuna dikkat çeken Coşkun, devletin bu konuda şeffaf bir politika izlemediğini ve ailelerin çaresiz bırakıldığını ifade etti.
"En Son Resmî Veri 2016 Yılında Açıklandı"
Açıklamasında en çarpıcı noktalardan biri olarak veri eksikliğine değinen Ömer Faruk Coşkun, devletin 2016 yılından bu yana kayıp çocuk sayısına dair resmî bir bilgilendirme yapmadığını hatırlattı. Coşkun, şunları söyledi:
"Bugün kaç çocuğun kaybolduğunu, kaçının bulunamadığını, bu çocuklara ne olduğunu bilmiyoruz. Devletin varlık sebebi; insanı, özellikle de en zayıf olanı, yani çocuğu korumaktır. Bu tabloyu 'münferit olaylar' diyerek geçiştirmek, sorumluluktan kaçmaktır."
"Sadece Kaybolmuyorlar; Suça Sürükleniyorlar"
Kayıp çocukların sadece fiziksel olarak bir yerden bir yere gitmediğini, bu çocukların çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldığını belirten Coşkun, çocukların istismara uğradığını, suç örgütlerinin eline düştüğünü ve sokaklarda yaşamaya zorlandığını vurguladı. Bu durumun bir vicdan ve ahlak meselesi olduğunun altını çizdi.
Çözüm Önerileri: Acil Uyarı Sistemi ve Şeffaflık
Saadet Partisi Kocaeli Sosyal İşler Başkanlığı olarak çözüm önerilerini de sıralayan Ömer Faruk Coşkun, şu taleplerde bulundu:
- Şeffaf Veri: Kayıp çocuklara ilişkin güncel ve doğru veriler derhal kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
- Ulusal Acil Uyarı Sistemi: Kaybolan çocuklar için zaman kaybetmeden devreye girecek ulusal bir mekanizma kurulmalıdır.
- Sosyo-Ekonomik Destek: Risk altındaki çocuklar önceden tespit edilmeli; yoksullukla mücadele edilerek aile yapısı güçlendirilmelidir.
"Hesap Vermek Zorundalar"
Coşkun, açıklamasını hükümete yönelik net bir çağrıyla sonlandırdı: "Çocuklarımızın akıbetinin bilinmediği bir ülkede susmak da bu vebale ortak olmaktır. Hükümet, çocukların hesabını vermek zorundadır."
BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ
TÜRKİYE’DE KAYIP ÇOCUKLAR: SORUMLULUK DEVLETİNDİR Türkiye’de her yıl binlerce çocuk kayboluyor. Bazıları günler sonra bulunuyor, bazıları ise bir daha hiç geri dönmüyor. Geri dönmeyen her çocuk, geride gözü yaşlı anneler, çaresiz babalar ve ömür boyu taşınan bir acı bırakıyor. Bu çocuklar sadece kaybolmuyor; istismara uğruyor, suça sürükleniyor, sokakta yaşamaya zorlanıyor, hatta hayatını kaybediyor. En acı olan ise şudur: Bu çocukların kaç kişi olduğunu bile tam olarak bilmiyoruz. Türkiye’de kayıp çocuklara ilişkin en son resmî veriler 2016 yılında açıklanmıştır. O tarihten bu yana, devlet bu konuda halkı bilgilendirmemektedir. Bugün kaç çocuğun kaybolduğunu, kaçının bulunamadığını, bu çocuklara ne olduğunu bilmiyoruz. Bize göre devletin varlık sebebi; insanı, özellikle de en zayıf olanı, yani çocuğu korumaktır. Bugün Türkiye’de birçok çocuk ailesinden kopuyor, sokakta çalıştırılıyor, istismara uğruyor, suç örgütlerinin eline düşüyor. Bu tabloyu “münferit olaylar” diyerek geçiştirmek, sorumluluktan kaçmaktır. Kayıp çocuk meselesi sadece ailelerin değil, hepimizin meselesidir. Bu mesele, doğrudan insan hayatıyla, vicdanla ve ahlakla ilgilidir. Bu sorunun çözümü mümkündür. Ancak bunun için samimiyet ve irade koymak gerekir. Öncelikle kayıp çocuklara ilişkin güncel, doğru ve şeffaf veriler derhal kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Kaybolan çocuklar için ulusal bir acil uyarı sistemi kurulmalıdır. Risk altındaki çocuklar erken aşamada tespit edilmeli, aileler sosyal ve ekonomik olarak desteklenmelidir. Yoksullukla mücadele edilmeden, aile yapısı güçlendirilmeden bu sorun çözülemez. Çocuklarımızın akıbetinin bilinmediği bir ülkede susmak da bu vebale ortak olmaktır. Bu nedenle çağrımız nettir: Hükümet, çocukların hesabını vermek zorundadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


