Epstein ismini ilk duyduğumda içimde bir kapı kapandı. Kilitlenmedi tam tersine gıcırdayarak aralandı.

Çünkü bu bir insanın adı olmaktan çoktan çıkmıştı. Bir sistemin suskunluğun görmezden gelmenin ve çok güçlü denilen insanların arkasına saklanan kötülüğün adıydı artık. Beni en çok sarsan şey yaşananların büyüklüğü değil ne kadar sıradan bir sessizlikle çevrelendiğiydi. Herkes biliyordu ama HERKES gerçekten bilmiyormuş gibi davrandı. İşte o mış gibi hali var ya insanı delirten tam da o. Gerçekler bağırırken dünyanın fısıldamayı seçmesi. Epstein dosyalarına baktıkça midemde bir ağırlık oluştu. Çünkü orada sadece mağdurlar yoktu orada yarım bırakılmış çocukluklar, çalınmış zamanlar, asla geri gelmeyecek bir masumiyet vardı. Ve kimse bunu gerçekten telafi edemezdi. Ne mahkeme kararları, ne manşetler, ne de geç gelen özürler, içimde sürekli şu soru dönüp durdu, bu kadar insan sustuysa bu suç kimin? Tek bir adamın mı? Yoksa onu koruyanların onunla aynı masaya oturanların onun adını bildiği halde yüzünü başka yöne çevirenlerin mi? Beni asıl yaralayan Epsteinın ölümüyle birlikte bazı gerçeklerinde gömülmüş olmasıydı. Yani oyun devam ediyor yine güç gerçeklerin sapkınlığın önüne mi geçti acaba? Tüm dünyanın gözü üzerinde iken kapalı kapılar ardında bugüne kadar utanmayan insanın, kendini asması mı gerçek olan? Bir adalet duygusu değil bu daha çok eksik kalmış bir cümle gibi. Nokta konmuş ama anlam tamamlanmamış. Sanki birileri rahat bir nefes almış ama başkalarının ciğerlerine beton dökülmüş. Bu hikaye de kimse tamamen masum değil. Sessizlikde bir eylem çünkü. Ve ben bunu fark ettiğimden beri sessiz kalmanın ağırlığını daha çok hissediyorum. Bazen hiçbir şey yapmamak yapılmış en büyük kötülük gibi geliyor. Epstein benim için bir kişi değil. O gücün denetlenmediğinde neye dönüştüğünün kanıtı. Paranın ahlakı nasıl eğip büktüğünün, önemli insanların nasıl dokunulmaz zannedildiğinin bir simgesi. Ve bu yüzden rahatsız edici. Çünkü bu sadece geçmişte kalmış bir hikaye değil bugünde mümkün.Beni korkutanda bu zaten. Bir daha olmaması için ne yaptık? Gerçekten neyi değiştirdik? Belki de bu yüzden bu konu içimde kapanmıyor. Çünkü bazı yaralar iyileşmek için önce gerçekten görülmek ister. Üzeri örtülmek değil. Hızla geçiştirilmek değil. Artık konuşmayalım denilerek susturulmak hiç değil.Ben bunu unutmak istemiyorum. Rahat etmek uğruna değil. Unutmak birilerinin işine yarıyor çünkü. Ve ben en azından kendi içimde bu sessizliğin parçası olmak istemiyorum. Bu bir intikam yazısı değil. Bu hatırlamanın ağırlığını taşıma çabası. Ve belki de en insani olanı bunu görmezden gelmemek susmamayı seçmek.